Translation: from turkish to arabic

from arabic to turkish

sen bu işe girişme

  • 1 girişim

    1. إقدام [إِقْدام]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    2. استبسال [اِسْتِبْسال]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    3. بسالة [بَسَالَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    4. بطولة [بُطُولَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    5. تجاسر [تَجَاسُر]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    6. جرأة [جُرْأَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    7. جراءة [جَرَاءَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    8. جسارة [جَسَارَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    9. دربة [دُرْبَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    10. شجاعة [شَجَاعَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs
    11. محاولة [مُحَاوَلَة]
    Anlamı: bir işe girişme, teşebbüs

    Türkçe-Arapça Sözlük > girişim

  • 2 ise

    إذا

    Türkçe-Arapça Sözlük > ise

  • 3 ise

    إذا [إِذَا]
    Anlamı: şart eki

    Türkçe-Arapça Sözlük > ise

  • 4 acemi

    1. أجنبي [أَجْنَبِيّ]
    Anlamı: bir yerin, br şeyin yabancısı
    2. أمة [أَمَة]
    3. جارية [جاريَة]
    4. دخيل [دَخِيل]
    Anlamı: bir yerin, br şeyin yabancısı
    5. زنيم [زَنِيم]
    Anlamı: bir yerin, br şeyin yabancısı
    6. طارئ [طارِئ]
    Anlamı: bir yerin, br şeyin yabancısı
    7. طالب [طالِب]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    8. طلاب [طُلَّاب]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    9. غريب [غَرِيب]
    Anlamı: bir yerin, br şeyin yabancısı
    10. فاتح [فاتِح]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    11. مؤسس [مُؤَسِّس]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    12. مبتدئ [مُبْتَدِئ]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    13. مبدئ [مُبْدِئ]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    14. مستهل [مُسْتَهِلّ]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    15. منشئ [مُنْشِئ]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş
    16. ناشئ [ناشِئ]
    Anlamı: bir ışin yabancısı olan, eli ışe alışmamış, bir ışı beceremeyen, ışinde ve mesleğinde ilerlememiş

    Türkçe-Arapça Sözlük > acemi

  • 5 aciz

    1. إعياء [إِعْياء]
    Anlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    2. إفلاس [إِفْلاس]
    3. تفليس [تَفْلِيس]
    4. تفليسة [تَفْلِيسَة]
    5. تقصير [تَقْصِير]
    Anlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    6. عي [عِيّ]
    Anlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    7. قصور [قُصُور]
    Anlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük
    8. عياء [عَيَاء]
    Anlamı: gücü bir ışe yetmez olanın durumu, güçsüzlük

    Türkçe-Arapça Sözlük > aciz

  • 6 âciz

    1. خريع [خَرِيع]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    2. عاجز [عَاجِز]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    3. عجيف [عَجِيف]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    4. عدم [عَدِم]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    5. عيان [عَيَّان]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    6. قعيد [قَعِيد]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    7. كليل [كَلِيل]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    8. متخاذل [مُتَخَاذِل]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    9. مرهق [مُرْهَق]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    10. مستضعف [مُسْتَضْعَف]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    11. مضنى [مُضْنًى]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    12. معوق [مَعُوق]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    13. معوق [مُعَوَّق]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    14. مقعد [مُقْعَد]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    15. ممنون [مَمْنُون]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    16. نحيف [نَحِيف]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    17. وان [وانٍ]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    18. واه [واهٍ]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz
    19. واهن [واهِن]
    Anlamı: gücü bir işe yetmez olan, güçsüz

    Türkçe-Arapça Sözlük > âciz

  • 7 aleyhtarlık

    1. تضاد [تَضَادّ]
    Anlamı: bir ışe, harekete veya düşünceye karşı olma
    2. معاكسة [مُعَاكَسَة]
    Anlamı: bir ışe, harekete veya düşünceye karşı olma
    3. مناقضة [مُنَاقَضَة]
    Anlamı: bir ışe, harekete veya düşünceye karşı olma

    Türkçe-Arapça Sözlük > aleyhtarlık

  • 8 amelî

    1. ذرائعي [ذَرَائِعيّ]
    Anlamı: işe dayanan, iş üstünde, tatbikî
    2. فعلي [فِعْلِيّ]
    Anlamı: işe dayanan, iş üstünde, tatbikî
    3. واقعي [واقِعِيّ]
    Anlamı: işe dayanan, iş üstünde, tatbikî

    Türkçe-Arapça Sözlük > amelî

  • 9 atak

    1. باسل [باسِل]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    2. جريء [جَرِيء]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    3. جسور [جَسُور]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    4. شجيع [شَجِيع]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    5. صنديد [صِنْدِيد]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    6. كمي [كَمِيّ]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    7. متجاسر [مُتَجَاسِر]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    8. مجترئ [مُجْتَرِئ]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    9. مستبسل [مُسْتَبْسِل]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    10. مغاوير [مَغَاوِير]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    11. مغوار [مِغْوار]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan
    12. مقدام [مِقْدام]
    Anlamı: cüretkâr, düşüncesizce her ışe atılan

    Türkçe-Arapça Sözlük > atak

  • 10 ayıklamak

    Türkçe-Arapça Sözlük > ayıklamak

  • 11 balıklama

    تهور [تَهَوُّر]

    Türkçe-Arapça Sözlük > balıklama

  • 12 başlamak

    1. أبدأ [أَبْدَأَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    2. أنشأ [أَنْشَأَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    3. أهل [أَهَلَّ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    4. ابتدأ [اِبْتَدَأَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    5. استفتح [اِسْتَفْتَحَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    6. افتتح [اِفْتَتَحَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    7. بدأ [بَدَأَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    8. طفق [طَفِقَ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek
    9. هل [هَلَّ]
    Anlamı: bir işe girişmek, çalışır, işler, yürür duruma girmek

    Türkçe-Arapça Sözlük > başlamak

  • 13 battal

    1. بطال [بَطَّال]
    Anlamı: işe yaramaz, kullanılmaz
    2. متبطل [مُتَبَطِّل]
    Anlamı: işe yaramaz, kullanılmaz

    Türkçe-Arapça Sözlük > battal

  • 14 bismillah

    بسملة [بَسْمَلَة]

    Türkçe-Arapça Sözlük > bismillah

  • 15 elverişli

    1. كفي [كَفِيّ]
    Anlamı: uygun, ışe yarayan
    2. لازم [لازِم]
    Anlamı: uygun, ışe yarayan
    3. ملائم [مُلَائِم]
    Anlamı: uygun, ışe yarayan
    4. مناسب [مُنَاسِب]
    Anlamı: uygun, ışe yarayan

    Türkçe-Arapça Sözlük > elverişli

  • 16 fiş

    1. رقعة [رُقْعَة]
    Anlamı: bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri
    2. لصيقة [لَصِيقَة]
    Anlamı: bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri

    Türkçe-Arapça Sözlük > fiş

  • 17 gedikli

    مرتاد [مُرْتاد]

    Türkçe-Arapça Sözlük > gedikli

  • 18 girişmek

    حاول [حاوَلَ]
    Anlamı: bir işe, bir şeye başlamak için hazırlık yapmak, ele almak

    Türkçe-Arapça Sözlük > girişmek

  • 19 heba

    1. سدى [سُدًى]
    Anlamı: hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme
    2. عبث [عَبَث]
    Anlamı: hiçbir işe yaramadan yok olma, boşa gitme

    Türkçe-Arapça Sözlük > heba

  • 20 hevesli

    مريد [مُرِيد]
    Anlamı: bir şeye veya bir ışe istek duyan olan, istekli

    Türkçe-Arapça Sözlük > hevesli

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.