Translation: from turkish

söylenti

Look at other dictionaries:

  • söylenti — is. Ağızdan ağıza dolaşan, kesinlik kazanmayan haber, rivayet, şayia Önce kulaktan kulağa fısıldanan bu söylentilerin meclis kürsülerinde açıkça ifade edildiği oluyordu. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yaygara — söylenti, abartma …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • çalkanmak — nsz 1) Çalkama işine konu olmak 2) Deniz, göl dalgalanmak Bu loş ve serin salonların altında Haliç in denizliğini unutmuş, uslu suyu çalkanır. B. R. Eyuboğlu 3) mec. Coşmak 4) mec. Haber, söylenti herkesin ağzında dolaşmak 5) mec. Coşkunluk,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kılükal — is., esk., Ar. ḳīl + ḳāl Dedikodu, söylenti Aşk imiş her ne var âlemde / İlm bir kılükal imiş ancak. Fuzuli …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • rivayet — is., Ar. rivāyet 1) Söylenti O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti. F. R. Atay 2) Bir olay, bir haber veya sözü nakletme Rivayete göre, iğrenç, akla gelmez uğursuzluklar işlemişler. R. H. Karay Birleşik Sözler rivayet… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • söz — is. 1) Bir düşünceyi eksiksiz olarak anlatan kelime dizisi, lakırtı, kelam, laf, kavil 2) Bir veya birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, kelime, sözcük 3) Bir konuyu yazılı veya sözlü olarak açıklamaya yarayan kelime dizisi Yer yer… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şayia — is., Ar. şāyiˁa Yayılmış haber, yaygın söylenti, duyultu Hava arada bir bu hâle bir panik niteliği veren korkunç şayialarla dolup boşalıyordu. Y. K. Karaosmanoğlu Birleşik Sözler hisseişayia …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tevatür — is., esk., Ar. tevātur 1) Bir haberin ağızdan ağıza yayılması, yaygın söylenti Eğer bu derece tevatür olmamış olsaydı, bu alışverişten çoktan vazgeçecekti. E. E. Talu 2) din b. Yalan olarak söylenmiş bir söz üzerine birleşmeleri mümkün olmayan,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dibine kadar — en ince ve gizli noktasına kadar Hakkında söylenti çıkan, derhâl dibine kadar incelenir, ya mahkûm olur ya temize çıkardı. A. Boysan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • söz çıkmak — ortalıkta bir söylenti dolaşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • rivâyet — (A.) [ ﺖیاور ] 1. nakletme, hikaye etme. 2. söylenti …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.