Translation: from turkish to chinese

from chinese to turkish

rivayet birleşik zamanı

  • 1 rivayet

    [riva:yet]
    阿́ is.
    1. 谣言, 谣传; 传闻, 传说: Dün ortalıkta, okulların bu yaz erken kapanacağıyla ilgili bir rivayet dolaştı. 昨天大家都在传说今年夏天学校将提前放假。
    2. 传说, 故事, 传奇
    3. 说法, 解释: Mehmet Ali'nin \rivayetine göre 据穆罕默德•阿里所说 Bu hususta ben de bazı rivayetler işittim. 我也听到了一些有关此事的传闻。
    ◇ \rivayet birleşik zamanı 语́ 指 -yormuş; -mişmiş; -ecekmiş; -ermiş 等用来表示怀疑、传闻等含义的传闻性复合时态 \rivayet etmek (或 eylemek) 讲述, 叙述, 述说; 转达, 转告, 转述 \rivayet olunmak 讲述, 叙述, 流传: Dili biraz kesilip törpülenecek olsa, saksağanı papağandan çok daha güzel konuşacağı rivayet olunur. 人们传说, 要是喜鹊的舌头稍微剪平一点的话, 说话会比鹦鹉说得好听得多。\rivayete göre (或 nazaran) 听说, 据说, 据闻, 据传说

    Türkçe-Çince Sözlük > rivayet

  • 2 birleşik

    s.
    1. 统一的, 联合的
    2. 复合的: \birleşik cümle (或 tümce) 语́ 复合句 \birleşik isim (或 ad) 语́ 复合名词 \birleşik fiil (或 eylem) 语́ 复合动词 \birleşik kelime (或 sözcük) 语́ 复合词 \birleşik yaprak 植́ 复叶 \birleşik sayı 数́ 带分数 \birleşik zaman 语́ 复合时态
    ◇ \birleşik oturum 联席会议, 联合会议: Millet Meclisi ve Senato \birleşik oturumu 众参两院联席会议

    Türkçe-Çince Sözlük > birleşik

  • 3 Birleşik Arap Emirlikleri

    öz.is. 阿拉伯联合酋长国, 阿联酋(亚洲)

    Türkçe-Çince Sözlük > Birleşik Arap Emirlikleri

  • 4 Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı

    öz.is. 大不列颠及北爱尔兰联合王国(欧洲)

    Türkçe-Çince Sözlük > Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı

  • 5 ABD

    缩́ 美利坚合众国, 美国 (Amerika Birleşik Devletleri)

    Türkçe-Çince Sözlük > ABD

  • 6 Amerika

    öz.is.
    1. 美洲, 阿美利加洲: kuzey \Amerika 北美洲 orta \Amerika 中美洲 güney \Amerika 南美洲
    2. 美国: \Amerika Birleşik Devletleri 美利坚合众国, 美国
    3. 俚́ 有钱人, 大款, 阔佬

    Türkçe-Çince Sözlük > Amerika

  • 7 beylik

    - ği
    s.
    1. 国家的, 国有的, 国立的: \beylik elbise 由政府发放的服装 \beylik bina 国有大楼
    2. 老一套的, 已成陈规的: \beylik söz 官话, 陈词滥调, 老一套的话 Böyle beylik lâflarla insan savsaklamak zamanı çoktan geçti. 用这样老套的话糊弄人的时候早已经过去了。Çaresiz yine güneyde beylik bir tatil köyüne gideceğiz. 没办法, 老一套, 我们还是要去南边那个度假村。
    is.
    1. 转́ 富裕生活: Babasının kesesinden beylik taslıyor. 他用他父亲的钱装阔气。
    2. 史́ 公国; 公爵爵位: Bir günlük beylik beyliktir. 成́ 一日为侯也是侯。
    3. 旧́ 官府
    4. 小薄军毯
    ◇ \beylikten alacaklı olmak 政府贷款
    ◆ Beylik çeşmeden su içme. 没有金刚钻, 别揽瓷器活; 没有真本事, 别当这个官。Beylik fırın has çıkarır. 三年清知府, 十万雪花银。Beylik vermekle, yiğitlik vurmakla. 当阔佬靠的是出手大方, 当英雄靠的是出手有力。

    Türkçe-Çince Sözlük > beylik

  • 8 biçim

    is.
    1. 外表, 外形, 样子
    2. 模型, 型; 款式; 样式: saç \biçimi 发型 yeni \biçim bir ceket 新款上衣 giysinin \biçimi 衣服款式 kostümün \biçimi 套装的款式
    3. 形式; 方式: koltuk \biçiminde bir sandalye 扶手椅 tekil \biçim 单数形式 çoğul \biçim 复数形式 olumsuz \biçim 否定式 Liberalizm, kendisini çeşitli biçimlerde gösterir. 自由主义有各种表现。
    4. (文艺作品等的)体裁
    ◇ \biçim almak 采取…形式, 具有…样式, 采取…方式 \biçim \biçim 各式各样地 \biçim vermek 使具有某种形式: Bu odaya bir biçim vermeliyiz. 我们应该布置一下这间房子。-i \biçime koymak 使成某种形状 -i \biçime sokmak 使成某种形状 -i \biçime sokmak 使成某种形状 \biçimine getirmek 寻找好时机, 伺机
    II
    is. 收割: buğday \biçim zamanı 小麦收割时间

    Türkçe-Çince Sözlük > biçim

  • 9 böğürtü

    is. 牛叫声; 鹿鸣; 大叫声
    ◇ \böğürtü zamanı (野兽)发情期 \böğürtüye saldırmak 放猎犬追鹿

    Türkçe-Çince Sözlük > böğürtü

  • 10 civcivli

    s.
    1. 有雏的(鸡鸭等): \civcivli bir tavuk 带着一群鸡雏的母鸡
    2. (修饰时间名词)热闹的, 嘈杂的, 繁忙的, 紧张的, 激烈的: kışın en \civcivli zamanı 数九寒天, 寒冬腊月 pazarın \civcivli zamanı 集市最热闹的时候 savaşın en \civcivli günü 战争最激烈的一天 İşimin en civcivli zamanında gelip beni rahatsız etti. 他在我工作最忙的时候来烦我。

    Türkçe-Çince Sözlük > civcivli

  • 11 çatmak

    - ar -i
    1. 架(放); 搭建́, 盖: Askerler silâhlarını çattılar. 战士们把枪架在了一起。Çardağı iki saatte çattılar. 他们用两个小时搭好了棚子。
    2. 粗缝
    3. (往牲口驮子上)搭放
    4. 戴, 系, 束
    5. -i 皱(眉); 板(脸): Polis kaşlarını çattı. 警察皱起了眉。
    6. -e 遭遇, 遇到, 碰到(尤指令人不快的事): belâya \çatmak 倒霉; 遭到不幸 Amma da aksi herife çatmışız ha! 我们真的碰上了一个这么犟的家伙!Mustafa bağırıyor, ömründe böyle işe çatmadığını söylüyordu. 穆斯塔法大喊大叫, 说他一辈子从没有碰到过这种事。
    7. (舰船在海上)相撞
    8. -e 申斥, 训斥; 寻衅, 找碴儿, 惹事: Hanım, hizmetçisine, iyi çalışmadığı için çattı. 夫人因为仆人笨手笨脚, 把他训斥了一顿。Kabadayılara çattı; onun yuvasını yaptılar. 他招惹了那些无赖, 他们就把他收拾了一顿。
    9. nsz 轮到, 到了…时间: Bir karara varma zamanı gelip çatmış. 已经到了作决定的时候了。Kadının doğacağı gün ve saat gelip çatmış. 女人分娩的日子和时辰到了。
    10. 集中, 聚集: Düğün için derleyip çatıp gerekeni sağladı. 他凑齐了婚礼必备的东西。
    ◇ çatacak adam aramak 找人撒气

    Türkçe-Çince Sözlük > çatmak

  • 12 çift

    波́ is. ve s.
    1. (一)双, (一)对, (一)副; (异性组成的)一对儿, 夫妇; 成双的, 成对的, 偶数的: bir \çift terlik 一双拖鞋 bir \çift çorap 一双袜子 bir güvercin \çifti 一对儿鸽子 mutlu bir \çift 幸福的一对儿 \çift sayı 偶数 \çift camlı pencere 双层玻璃窗 \çift demetli radar 搜索雷达 \çift düğmeli 双排扣的 \çift kanatlı 双扇的(门或窗) \çift uyruk taşımak 拥有双重国籍 Çift yataklı bir oda istiyorum. 我要一个双人房间。
    2. (套在一起耕地的)两头牛
    3. 钳子, 镊子
    4. 耕作, 耕地: \çift çubuk 农具 \çift resmi 农业税
    ◇ \çift atış 体́ (因起跑无效而进行的)二次发令 \çift çubuk sahibi 财主, 地主 \çift dikiş 1) 双缝 2) 俚́ 留级, 蹲班 \çift dirsek U形弯头 \çift görmek 喝醉 \çift koşmak 套牲口(拉犁) \çift sıra olmak 1) 使队列成两行 2) 排成两列纵队 \çift sürmek 耕地, 犁地: Resim, bir tarlada çift süren bir çiftçiyi betimler. 这幅画描绘一个农夫扶着犁把犁田。\çift vuruş 体́ 连击 \çift zamanı 开耕时节 \çifte gitmek 去耕地 \çifte koşmak 套牲口(拉犁) \çifti bozmak 弃农

    Türkçe-Çince Sözlük > çift

  • 13 devlet

    阿́ is.
    1. 国, 国家: \devlet dini 国教 \devlet sırrı 国家机密 Amerika Birleşik Devletleri 美利坚合众国
    2. 国家政权, 中央政府, 官府: \devlet adamı 国家领导人 \devlet bakanı 国务部长 \devlet başkanı 国家元首, 国家主席 \devlet bankası 国家银行, 中央银行 \devlet kapısı 国家机关, 政府机构 \devlet memuru 国家公务员, 政府官员 \devlet teşkilâatı 国家机关 Çok eskiden yol kesen eşkıyalar devleti uğraştırırlarmış. 很久以前, 劫匪横行, 官府伤透了脑筋。
    ◇ \devlet baba (民间对国家的称谓)官府
    II
    阿́ is.
    1. 转́ 幸福, 幸运: Bu hâl onun için ne devlet! 对于他来说, 这是多么幸福哇!Onun erdiği devlet herkese nasip olmaz. 大伙儿谁也没有他那么幸运。Devlet adama ayağı ile gelmez. 成́ 幸福不会从天降。
    2. 地位, 高位: Adamcağız eski devletiyle övünüp durur. 这家伙经常夸耀他以前曾拥有的高官厚禄。
    ◇ \devlet ayağına gelmek 转́ 机会难得 \devlet başında olmak 幸福, 幸运 \devlet düşkünü 1) 破落的, 家道中落的 2) 转́ 令人感兴趣的地方 \devlet güneşi 转́ 天赐良机 \devlet kuşu 幸福鸟, 好运, 天降之喜: Başına devlet kuşu kondu, piyangonun büyük ikramiyesini o kazandı. 他撞了大运, 买彩票中了大奖。Her yiğitin devlet kuşu konmaz başına. 不是每个勇士都非常幸运。\devlet sürmek 生活安逸 \devlet tacı 天赐良机 \devlete konmak 走运 \devleti dönmek 倒运, 走背字 \devletini tepmek 自找倒霉, 自讨苦吃 \devletle 祝你好运!

    Türkçe-Çince Sözlük > devlet

  • 14 dikim

    is. dikmek 的动名词: \dikim zamanı 栽种季节, 移栽时机 Bu kostümün dikimi iyi değil. 这套衣服的做工不好。

    Türkçe-Çince Sözlük > dikim

  • 15 ekme

    is. ekmek 的动名词: \ekme makinesi 播种机 Ekme zamanı geldi. 播种季节到了。

    Türkçe-Çince Sözlük > ekme

  • 16 ense

    is.
    1. 颈背, 后颈, 脖颈儿, 脖梗儿; 脑后: Elinde mendil, ensesinin, alnının terini silip duruyordu. 他手拿手绢不停地擦拭着脖梗子和脑门上的汗。Ense köküne bir tokat indirdi. 他向后脖根儿拍了一掌。Saçları ensesine dökülüyor. 她一头秀发披散在脑后。
    2. 俚́ 屁股, 臀部
    ◇ \ense köküne gelmek 击中后脖颈 \ense kulak yerinde 1) (男人)高大的, 魁梧的 2) (男人)衣冠楚楚的 \ense yapmak 俚́ 过悠闲的生活: Çalışma zamanı ense yapmak akıllı adamın harcı değildir. 工作时间贪图安逸不是聪明人的作为。\ensesi kalın 转́ 有影响的, 有权势的, 强有力的; 有钱有势的(人): Ondan fazlaca yardım isteyin; ensesi kalındır onun! 你去向他寻求更多的帮助吧!他有权有势!\ensesinde bir araba yonca var 转́ 不修边幅的肮脏的男子, 嬉皮士似的男子 -in \ensesinde boza pişirmek 转́ 折磨, 强迫某人拼命工作: İhtiyarlık kepaze şey… Şimdi çoluk çocuk evde ensemde boza pişiriyor. 老了不中用了, 现在在家一家人都来给我气受。-in \ensesine binmek 骑在某人脖子上; 转́ 欺负, 欺压: Zavallı adamın ensesine binmişler, her biri bir yandan sıkıştırıp duruyor. 他们几个人欺负那个可怜的人, 一人一边挤住他。-in \ensesine yapışmak 转́ 紧紧抓住: Maliye müfettişleri vergi kaçakçısının ensesine yapıştı. 税务监察官抓住了逃税者。\ensesini çevirememek 脖子粗得扭不动 \ensesini çevirmek 1) 扭头 2) 转́ 视而不见 \ensesini görmek 目睹某人离去, 看见某人离开 \ensesini kaşımak 1) 挠头 2) 转́ 冥思苦想, 犹豫不决, 拿不定主意: Çıkar yol olmadığını görünce ensesini kaşımaya başladı. 他一看这不是办法, 就犹豫起来。

    Türkçe-Çince Sözlük > ense

  • 17 faiz

    阿́ is. 利息: \faiz fiyatı (或 oranı) 利率 basit \faiz 单利 birleşik \faiz 复利 fahiş \faiz 高利贷 gecikme \faizi 损害赔偿利息, 延期偿付款利息 mevduat \faizi 存款利息
    ◇ \faiz getirmek 生利 \faizi işlemek 生利 \faize vermek 放债, 贷出

    Türkçe-Çince Sözlük > faiz

  • 18 federasyon

    法́ is.
    1. 联邦: İsveçre ve Amerika Birleşik Devletleri birer federasyondur. 瑞士和美国都是联邦国家。
    2. 联合会, 联盟: futbol \federasyonu 足联 işçi sendikalar \federasyonu 工会联合会 öğrenci \federasyonu 学联

    Türkçe-Çince Sözlük > federasyon

  • 19 harç

    - 阿́ is.
    1. 用费, 支出, 花销, 开销: Ölçüsüz harcı olanın, borcu da çok olur. 花销无度的人的债也多。Son yıllarda okul harçları arttı. 近几年学费上涨了。
    2. 费税: tapu \harçı 契据费
    3. 能力, 本事: Bu iş herkesin harcı değildir. 这件事不是每个人都能干的。Çalışma zamanı ense yapmak akıllı adamın harcı değildir. 工作时间贪图安逸不是聪明人的作为。Yaşadığİmız dünyayı seviyorum / Kin tutmak benim harcım değil. 我爱我们的世界 / 心怀憎恶不是我能做的。
    ◇ \harçını vermek 斥责, 责骂: Aynasızlık edersen harcını veririm. 你要是干坏事, 我非骂你不可。Keştir, harcını verirsen uskutlar. 这个蠢货, 你要是骂他, 他连个屁都不敢放。
    II
    - 波́ is.
    1. (建筑业)灰浆, 泥浆, 砂浆, 灰泥: sıva \harçı 水泥石灰砂浆, 混合砂浆
    2. (餐饮)配料(油盐酱醋葱姜蒜及各种调味品的总称): Bu yemeğin harcı pek iyi değil. 这道菜的配料很好。
    3. (服装)饰品: Bu esvapta iyi harç kullanılmış. 这件成衣上的饰物不错。
    4. (花圃)混合土, 复合土
    ◇ \harç karmak 和泥: İşçiler harç karıyorlar. 工人们正在和灰浆。

    Türkçe-Çince Sözlük > harç

  • 20 iftar

    阿́ is.
    1. 开斋: \iftar sofrası 开斋饭 \iftar zamanı 开斋时间
    2. 开斋饭, 斋月时的晚饭
    3. 开斋时间: İftarda geldi. 他在开斋的时候来了。
    ◇ \iftar açmak 开斋 \iftar bozmak 开斋 \iftar çağırmak 招呼进(斋月时的)晚餐 \iftar etmek 开斋 \iftar hazırlamak 准备(斋月时的)晚饭

    Türkçe-Çince Sözlük > iftar

Look at other dictionaries:

  • rivayet birleşik zamanı — is., dbl. Yalın zamanlı bir kiple miş ekinin birlikte kullanılmasından oluşan birleşik zaman: Gelmişmiş, gelecekmiş gibi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşik — sf., ği Bir araya gelmiş, birleşmiş olan, müttehit Birleşik Sözler birleşik ad birleşik cümle birleşik fiil birleşik isim birleşik kap birleşik kelime bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • rivayet — is., Ar. rivāyet 1) Söylenti O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti. F. R. Atay 2) Bir olay, bir haber veya sözü nakletme Rivayete göre, iğrenç, akla gelmez uğursuzluklar işlemişler. R. H. Karay Birleşik Sözler rivayet… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • birleşik zaman — is., dbl. Yalın zamanlı ve çekimli bir fiilin di (i di), miş (i miş,), se (i se) gibi ek fiil eklerinden birini alarak bildirdiği zaman: Sevdiydi (sevdi y di <sevdi+i di), sevecekmiş (sev ecek miş < sev ecek + i miş) sev er se (sev erse… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • zaman — is., Ar. zamān 1) Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım. Ö. Seyfettin 2) Bu sürenin belirli bir parçası, vakit Efendiler,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.