Translation: from turkish

olmak

  • 1 olmak

    1. 发生; 实现; 完成, 作成: Ne oldu? 发生了什么事情?怎么一回事?Ne oldun kızım? 闺女, 你怎么的了?Sesine ne oldu? 你的嗓子怎么啦?Ne oluyorsunuz? 您怎么啦?Öyle de oldu. 这事就这样发生了。Dışarıda bir telâş oldu. 大街上发生了骚动。Her gün fırtına oluyor. 每天都有风暴。Her şey iyi oldu. 一切都顺利地应付过去了。Nasıl oldu da bunun farkına varmadın. 你怎么会没有觉察此事。Ortada neler olup döndüğünü bilmiyorum. 我不知道周围发生的是什么事。
    2. 是; 是…亲属: Bu hanım sizin neniz oluyor? 这位女士是您的什么人?Halam oluyor. 她是我的姑妈。İşte, pasta dediğin böyle olur? 你所说的甜点就是这样的?
    3. 在, 处在; 到来: Benim burada olduğumu nasıl haber aldınız? 您是怎么知道我在这里?Herkes olduğu yerde kalsın. 每个人在原有的位子上不要动。Öğleden sonra orada olamalıyım. 午后我必须要在那儿。Siz onun yerinde olsanız ne yaparsınız? 您要是处在他的位子上, 怎么做?Yarın misafirimiz olacak. 明天我有客人要来。
    4. 出生, 诞生; 有: Bir erkek çocuğu oldu. 她生了一个男孩。Cebimde olanı ona verdim. 我把我口袋里所有的钱都给了他。Onun birkaç lirası oldu. 他仅有几个里拉。
    5. 成熟, 长熟; 做熟, 煮熟: Ekinler oldu. (地里)庄稼熟了。Üzüm daha olmadı. 葡萄还没有长熟。Yemek oluyor. 饭正在做。
    6. -e 合适; 合身; 适用, 适合: Bu pabuç sana tıpatıp oldu. 这双便鞋你穿十分合脚。Bu şapka başıma olmuyor. 我戴这顶帽子不合适。
    7. 成为, 变为; 成了; 是, 当, 做: adam \olmak 做人 bakan \olmak 成为部长 müdür \olmak 当校长; 当经理 tahsildar \olmak 当征税员, 当流动收款员 Doktor oldu. 他当了医生。İyi bir mühendis olur. 他将成为一名出色的工程师。Su buz oldu..水变成了冰。Öğretmen olacağım. 我将当教师。
    8. - den 失去, 失掉, 丢失: elden ayaktan \olmak 失去手和脚 Hem eşinden, hem de çocuklarından oldu. 他既失去了妻子, 又失去了孩子。Tembelliği yüzünden işinden oldu. 他由于偷懒丢掉了工作。
    9. (某时间)来临, 降临, 到来; (某种状态)开始: Akşam oluyor. 天快傍晚了。Sabah oldu. 天亮了。
    10. 和表示疾病的名词连用, 构成复合动词: anjin \olmak 患咽喉炎 öksürük \olmak 咳嗽, 害咳嗽病 tifo \olmak 患伤寒病 Nezle oldum. 我伤风了。hasta oldu. 他生病了。
    11. 用作肋动词: belli \olmak 表露出来, 流露出来 memnun \olmak 满意, 高兴 teslim \olmak 投降, 认输 Hasta iyi oldu.病人康复了。Hasta olduğumdan dolayı gelemedim. 我因生病没能来。
    12. (时间、事件等)过去, 消失, 逝去: O gideli iki yıl oldu. 自他走后, 已整整两年过去了。Tam iki yıl oldu. 过去了整整两年。Siz geleli iki hafta oldu. 您来了已有两个星期。
    13. 俗́ 喝醉: Sen adamakıllı olmuşsun! 你已喝醉了!Bu akşam iyice oldu. 今晚他喝得烂醉。
    14. 拥有, 获得, 得到; 成为主人: Bir hesap makinem oldu. 我有一部计算机。Bu konuda bilgim oldu. 我有关于这个问题资料。
    15. 用于构成复合动词, 如 yazar \olmak, gelmez \olmak, yazmakta \olmak, söyliyecek \olmak, yazmalı \olmak 等: söyliyecek olunca 他刚想说话时 Bize gelmez oldu. 他不再到我们家来了。
    ◇ \olmak üzere 1) 以…资格, 作为, 以…身份: yadigâr \olmak üzere 作为纪念 2) 包括…在内, 连…在内 hariç olmak \olmak 除…以外, 除外 İkisi kız olmak üzere üç çocuğu var. 他有3个孩子, 其中两个是女孩。ola 莫非, 难道; 的确, 真的 ola ki 可能, 也许, 或许: On dakika daha bekle, ola ki, vapuru kaçırmıştır. 你再等10分钟, 也许他没赶上轮船。olarak 1) 当…的时候, 在…时候, 因为; 以…资格, 作为, 以…身份: hediye olarak 作为礼品 öğretmen olarak 作为教师 2) 用于构成副词词组: basit olarak 简单地, 用简单的方法 gizli olarak 秘密地, 悄悄地 son olarak 最后, 最后一次 olduğu hâlde 以…为首: iktisatçıların ekserisi başlarında Aksoy ile Kalafat olduğu hâlde 以阿克索伊和卡拉法特为首的大多数经济学家 olduğu kadar 尽可能地, 根据可能 oldum olası 自古以来, 从来, 向来, 总是: Oldum olası gevezedir. 他是个天生快嘴的人。olmalı 大概, 大约, 想必: Evde olmalı. 他可能在家里。Gelmiş olmalı. 他大概来了。Karınları acıkmış olmalı. 想必他们都饿了。olmasına 虽然, 但是: bizim \olmak bizim 我们的倒是我们的, 但是 iyi \olmak iyi 好倒是好, 但 olmazsa 在这种情况下, 如果这样, 那么, 那就: Olmazsa sinemaya gidelim. 要是这样, 我们就看电影去。olmazsa olmaz 不可或缺的, 必不可少的 olsa olsa 至多, 充其量, 至多不过, 最多, 最大限度地: Olsa olsa başka bir yere tayin ederlerdi. 最多不过是他们把他调到别的地方去工作。Bu süpürge olsa bin liradır. 这扫帚最多值1千里拉。olsun 1) 好吧, 行, 就这样吧; 随他去 2) 那怕, 甚至; 即使: bu avı olsun kaçırmamak için 为了不放过哪怕是这只野物 olsun olsun 至多, 至多不过 … olsun … olsun 无论是…; 不论是…, 还是: bitkiler olsun, hayvanlar olsun 无论是植物, 还是动物 Kendi olsun, kardeşi olsun ayni şeyi söylüyorlar. 无论是他本人, 还是他的弟弟说的都是同一件事。olup olacağı 只, 不过, 仅仅, 一共不过: Olup olacağı on kuruşluk bir mesele 只是几分钱的事。olup bitmek 发生, 出现, 遇到 olup (或 olan) bitenler 既成事实, 事件 olur ya 可能发生, 有时发生
    ◆ Olan oldu. 准备好了。Oldu! 好了!妥了!得了!行了!够了!Oldu olacak. (表示决心)豁出去啦!不必顾虑啦!管它呢: Oldu olacak, bari ben de geleyim. 管它呢, 我也要来。Oldu olacak, bari şunu da yapınız. 不要顾虑啦, 您就做这事吧。Olmadı! 不行!没有成功!Olmaz olmaz deme olmaz olmaz. 无奇不有; 什么事都有可能发生。Olsa ile bulsayı ekmişler, hiç doğmuş. 临渊慕鱼, 不如退而结网。

    Türkçe-Çince Sözlük > olmak

  • 2 olmak

    быть созре́ть стать
    * * *
    - ur
    1) быть, происходи́ть, соверша́ться, случа́ться

    olmadı! — не получи́лось!, не вы́шло!

    bir şey olmak — случи́ться с кем-л. о чем-л.

    aman, ona bir şey olmasın! — бо́же сохрани́, как бы с ним чего́-нибудь не случи́лось!

    hiç bir şey olmamış gibi — как ни в чём не быва́ло; как бу́дто ничего́ не случи́лось

    kimseye bir şey olmadı — ни с кем ничего́ не случи́лось

    ne oldu? — что случи́лось?, что произошло́?

    sesine ne oldu? — что случи́лось с твои́м го́лосом?

    ne oldu kızım? — что с тобо́й, до́чка?

    dışarıda bir telâş oldu — на у́лице произошло́ како́е-то волне́ние

    her gün fırtına oluyor — ка́ждый день быва́ют што́рмы

    nasıl oldu da bunun farkına varmadın? — как же так вы́шло, что ты э́того не заме́тил?

    ortada neler olup döndüğünü bilmiyorum — я не зна́ю, что вокру́г твори́тся

    2) доводи́ться, приходи́ться

    bu hanım sizin neniz oluyor? — кем прихо́дится вам э́та же́нщина?

    halam oluyor — она́ мне прихо́дится тётей по отцу́

    3) быть, пребыва́ть, находи́ться (где-л.)

    benim burada olduğumu nasıl haber aldınız? — как вы узна́ли, что я здесь?

    herkes olduğu yerde kalsın! — всем остава́ться на свои́х места́х!

    öğleden sonra orada olmalıyım — по́сле обе́да я до́лжен быть там

    siz onun yerinde olsanız ne yaparsınız? — а что вы сде́лаете, будь вы на его́ ме́сте?

    yarın konuğumuz olacak — за́втра у нас бу́дут го́сти

    4) быть, име́ться у кого

    cebimde olanı ona verdim — я о́тда́л ему́ всё, что у меня́ бы́ло в карма́не

    bir erkek çocuğu oldu — у неё роди́лся ма́льчик

    5) де́латься, станови́ться; быть; превраща́ться

    adam olmak — быть челове́ком

    doktor oldu — он стал до́ктором

    iki kişi olduk — нас ста́ло дво́е

    iyi bir mühendis olur — из него́ вы́йдет хоро́ший инжене́р

    su, buz oldu — вода́ преврати́лась в лёд

    6) поспева́ть, созрева́ть

    ekinler oldu — хлеба́ поспе́ли

    üzüm daha olmadı — виногра́д ещё не созре́л

    7) быть гото́вым / пригото́вленным

    çay oldu — чай гото́в

    yemek oldu — обе́д пригото́влен

    8) -e подходи́ть, быть впо́ру

    bu ceket bana olmuyor — э́тот жаке́т мне не годи́тся

    9) - den лиша́ться кого-чего, теря́ть; остава́ться без кого-чего

    hem işinden, hem de çocuklarından oldu — он лиши́лся и жены́ и дете́й

    tembelliği yüzünden işinden oldu — из-за свое́й ле́ни он потеря́л рабо́ту

    10) арго опьяне́ть, стать пья́ным

    sen adamakıllı olmuşsun! — ты уже́ изря́дно накача́лся!

    11) (со словами yıl, saat и т. п.) проходи́ть, исполня́ться

    neredeyse üç yıl olacak — ско́ро уже́ испо́лнится / бу́дет три го́да

    tam iki yıl oldu — прошло́ ро́вно три го́да

    12) (со словами gece, akşam) наступа́ть

    gece oluyor — наступа́ет ночь

    sabah oldu — наста́ло у́тро

    13) (со словами, обозначающими болезни)

    anjin olmak — заболе́ть анги́ной

    öksürük olmak — ка́шлять

    tifa olmak — боле́ть ти́фом

    14) употр. в роли вспом. гл.

    rezil olmak — быть опозо́ренным, опозо́риться

    teselli olmak — утеша́ться

    teslim olmak — сдава́ться

    hasta iyi oldu — больно́й вы́здоровел / попра́вился

    bize gelmez oldu — он переста́л к нам ходи́ть

    itiraz edecek oldum ama... — я хоте́л бы́ло возрази́ть, но...

    ••
    - olan biten
    - olan oldu
    - oldu olacak kırıldı nacak
    - oldu olanlar
    - oldum bittim
    - oldum olası onu sevmezdim
    - olmalı
    - evde olmalı
    - olsa olsa
    - olsun olsun
    - ... olsun... olsun
    - olup olacağı on kuruşluk bir mesele!
    - ne olursa olsun!
    - sen çok oluyorsun!

    Türkçe-rusça sözlük > olmak

  • 3 olmak

    olmak <- ur>
    vi
    1) sein
    olamaz! das kann nicht sein!
    annesi olamaz sie kann nicht seine Mutter sein
    annesi oluyor sie ist seine Mutter
    annesi oluyormuş sie soll seine Mutter sein
    insan sabırlı olmalı der Mensch sollte geduldig sein
    neredeyse burada olur er wird gleich hier sein
    öğleden sonra orada olmalıyım ich muss nachmittags dort sein
    2) geschehen, sich ereignen stattfinden; ( fam) passieren; ( panik) ausbrechen
    hiçbir şey olmamış gibi als ob nichts geschehen wäre
    ne olursa olsun egal was passiert
    olan oldu es kam, wie es kommen musste
    olan olmuş was geschehen ist, ist geschehen
    ne oldu ki? was ist denn passiert?
    3) werden
    bu nasıl belli oldu? wie ist das bekannt geworden?
    iki yıl oldu es sind zwei Jahre geworden
    4) ( fam) gehen, klappen, hinhauen
    oldu mu? hat es geklappt?
    olmaz! das [o es] geht nicht!
    başka türlü olmaz es geht nicht anders
    böyle olmaz so geht es nicht
    daha erken olmaz früher geht's nicht
    5) ( olgunlaşmak) reifen, reif werden
    üzümler daha olmadı die Trauben sind noch nicht reif
    çay/kahve oldu der Tee/Kaffee ist fertig
    pilav oldu mu? ist der Reis fertig?
    7) (bir şeyi \olmak) haben
    parmağı tetikte \olmak den Finger am Abzug haben
    iştahı/parası \olmak Appetit/Geld haben
    randevusu \olmak eine Verabredung haben
    8) ( bulunmak) sein, sich befinden
    burnunun dibinde \olmak sich direkt vor seiner Nase befinden
    imkân dâhilinde \olmak im Bereich des Möglichen liegen
    9) ( çocuğu) bekommen
    10) ( yitirmek) verlieren (- den)
    işinden \olmak seine Arbeit verlieren; s. a. olur

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > olmak

  • 4 olmak

    olmak <- ur>
    1. v/i sein; werden; entstehen; werden zu; geschehen; reif werden; fertig werden; angebracht sein; Zeit dauern; vergehen; fam betrunken sein, voll sein;
    o senin ne(yi)n oluyor? wie ist er mit dir verwandt?;
    o benim yeğenim oluyor er ist mein Neffe; sie ist meine Nichte;
    anne oldu sie wurde Mutter;
    akşam oluyor es wird Abend;
    doktor olmak Arzt werden;
    şarap sirke olmuş der Wein wurde zu Essig;
    ekin oldu das Getreide wurde reif;
    çay oldu der Tee ist fertig;
    böyle iş olmaz so etwas geht nicht ( oder ist nicht angebracht);
    iki yıl oldu es ist zwei Jahre her;
    sen adamakıllı olmuşsun fam du bist ganz gehörig voll
    2. unp es gibt A: dışarıda telaş oldu draußen gab es einen Tumult;
    -in (+ Possessiv) olmak haben; Krankheit bekommen;
    -in bilgisi olmak Wissen erwerben;
    ev onun oldu das Haus wurde seins, er erwarb das Haus;
    öksürük olmak Husten bekommen;
    yarın misafirimiz olacak morgen werden wir Gäste haben, morgen bekommen wir Besuch
    3. (-den) verlieren, fam loswerden;
    işinden oldu er hat seine Arbeit verloren, er ist entlassen worden; kommen, stammen aus
    4. (-e) jemandem passen: bu ayakkabı size olur diese Schuhe passen Ihnen

    Türkçe-Almanca sözlük > olmak

  • 5 olmak

    ",-ur 1. to become, come to exist, come into being. 2. to happen, occur, be, take place. 3. to be (to have or occupy a place or position; to show a certain characteristic): Beşte orada olmalıyım. I ought to be there at five o´clock. Cesur olmalısın. You should be bold. 4. to have (used with possessives): Param olsaydı alırdım. If I´d had the money, I´d have bought it. Benim o semtte bir evim olmalı. I ought to have a house in that part of town. 5. (for time) to pass, elapse, be: Oraya gideli iki yıl oldu. It´s been two years since he went over there. 6. (for something) to be acceptable, be all right, be okay: Olur mu öyle? Can (something like) that be okay? Olur! Okay! Olmaz! No! 7. to ripen; (for food) to be cooked, be done. 8. /a/ (for an article of clothing) to fit. 9. /dan/ to lose, be deprived of: Canından oldu. He lost his life. Kumar yüzünden servetinden oldu. She lost her fortune by gambling. 10. to catch (a disease): Tifo oldu. He caught typhoid fever. 11. to undergo (something): Ameliyat oldu. He underwent an operation. Ahmet yarın imtihan olacak. Ahmet will take an exam tomorrow. 12. /a/ (for something) to be a source of (something) to (someone): Bu ilacın ona çok yararı oldu. This medicine has really helped her. 13. slang to get drunk: Sen bayağı oldun. You´re as drunk as a lord. Oldu. colloq. All right./OK./Very well./Agreed. -la beraber/birlikte although: Parlak bir zekâsı olmamakla beraber para kazanmasını biliyor. He´s no whiz kid, but he does know how to make money. olan/olup biten all (the events) that took place. olup bitmek to happen, take place. olduğu gibi 1. as (one) is, as (it) is: İnsanları olduğu gibi kabul etmelisin. You should accept people as they are. 2. as it (they) happened: Her şeyi olduğu gibi anlatacağım. I will explain everything as it happened. 3. besides being..., in addition to being...; besides having..., in addition to having...: Hasta olduğu gibi, yoksul da. Besides being sick, he is poor. olduğu kadar 1. besides being...; besides having...: Oda küçük olduğu kadar, karanlık da. Besides being small, the room is dark. 2. as much as possible: Hepsini bitirmek zorunda değilsin, olduğu kadar yap. You don´t have to finish it all; do what you can. Olan oldu. What´s done is done. olup olacağı all: Bendeki paranın olup olacağı bu kadar. This is all the money I´ve got on me. Onun olup olacağı bir köy muhtarı. He´ll never be anything more than the mayor of a village. Olup olacağımız toprak mı? Are we nothing more than dust? oldum bittim/oldum olası/oldum olasıya for as long as anyone can remember, from time immemorial, always. oldu olmadı It´s been just about...: Bu işe başlayalı on yıl oldu olmadı. It´s been just about ten years since he began this job. olmak üzere 1. being: İşyerimizde, ikisi Fransız olmak üzere, yirmi eleman var. In our firm we have twenty personnel, two of whom are French. 2. to be on the point of being: Kahven olmak üzere. Your coffee´s just about ready. olur olmaz 1. just any old, whatever, any... that: Olur olmaz her kitabı okuma! Don´t read any old book you happen to see! 2. at random, without thinking: Olur olmaz konuşma! Don´t just talk whenever you feel like it. "

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > olmak

  • 6 olmak

    (olur)
    1) быть; происходи́ть, соверша́ться; случа́ться

    olmadı! — не получи́лось!, нет!, вот э́то уж нет!, не вы́шло!

    2) быть, явля́ться
    3) быть, пребыва́ть, находи́ться (где-л.)
    4) быть, име́ться у кого- чего

    bir erkek çocuğu oldu — у неё роди́лся ма́льчик

    5) де́латься; станови́ться; превраща́ться; быть

    adam olmak — стать (быть) челове́ком

    doktor oldu — он стал до́ктором

    6) поспева́ть, быть гото́вым

    ekinler oldu — хлеб [на поля́х] поспе́л

    7) Д быть подходя́щим, годи́ться; быть впо́ру; подоба́ть
    8) Исх. лиша́ться, теря́ть кого- что, остава́ться без кого- чего

    elden ayaktan olmakпрям., перен. оста́ться без рук, без ног

    9) со словами yıl, saat и т. п. проходи́ть
    10) со словами gece, akşam и т. п. наступа́ть, приходи́ть

    gece oluyor — наступа́ет ночь

    Büyük Türk-Rus Sözlük > olmak

  • 7 olmak

    v. be, happen, become, exist, occur, take place, have, mature, befall, come about, come off, come over, eventuate, fare, get, go, go on, hap, hatch, hit, turn
    --------
    olmak (yerinde)
    v. be situated
    * * *
    1. be 2. become 3. occur

    Turkish-English dictionary > olmak

  • 8 olmak

    1) ХЪУН, КЪЭХЪУН
    2) (bir yerli olmak) ЩЫЩЫН (ЩЫЩ(щ) (СЫЩЫЩ(щ), УЩЫЩ(щ)

    Турецко-адыгский словарь > olmak

  • 9 olmak

    бул
    II
    булу

    Türkçe-Tatarca sözlük > olmak

  • 10 olmak

    bûn
    --------
    bûyîn
    --------
    qewimîn
    --------
    çê bûn
    --------
    çêbûn

    Türk-Kürt Sözlük > olmak

  • 11 olmak

    Olmaq

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > olmak

  • 12 olmak

    być

    Türkçe-Lehçe Sözlük > olmak

  • 13 olmak


    хъун, къэхъун, зишIын, зешIы

    Малый турецко-адыгский словарь > olmak

  • 14 olmak

    Είμαι, έχω, γίνομαι, συμβαίνω, λαμβάνω

    Türkçe-Yunanca Sözlük > olmak

  • 15 olmak

    أصبح
    تحول
    كان
    ناسب

    Türkçe-Arapça Sözlük > olmak

  • 16 olmak

    1. أصبح [أَصْبَحَ]
    Anlamı: bir görev ve makama, san veya nitelik kazanmak
    2. تحول [تَحَوَّلَ]
    3. كان [كانَ]
    4. ناسب [ناسَبَ]

    Türkçe-Arapça Sözlük > olmak

  • 17 olmak

    "to be; to become; to exist; to happen, to occur, to take place, to go no, to come about, to transpire; to get; to fit, to be suitable for; to be present; to ripen; to mature; (hastalýk) to catch, to have, to get;" "to undergo; to be ready/prepared/cooked, etc.; to be done out of sth"

    İngilizce Sözlük Türkçe > olmak

  • 18 olmak

    olmaq

    Türkçe-Azerice Sözlük > olmak

  • 19 olmak

    být

    Türkçe-Çekçe Sözlük > olmak

Look at other dictionaries:

  • olmak — nsz, ur 1) Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. S. F. Abasıyanık 2) Gerçekleşmek veya yapılmak 3) Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • içeride olmak — 1) zarar etmiş olmak, borçlanmış olmak 2) hapishanede olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baş olmak — 1) küçük bir işte de olsa başta olmak, sözü dinlenir bir kimse olmak 2) önde gelmek, lider olmak Hep baş olmaya bakarız ve olduktan sonra nasihat veririz. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yeri olmak — 1) uygun olmak 2) sırası, uygun zamanı olmak 3) saygınlığı olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • raci olmak — (A. T.) ait olmak, dönük olmak, yönelik olmak …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • ayan olmak — belli olmak, bilinir olmak Onun duru aydınlığında alın yazımızın en çapraşık satırları, bize, birdenbire ayan oluverir. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dahli olmak — (bir işte) bir işe karışmış olmak, bir işte parmağı olmak Yok, paşa kardeş, bu zaferde benim dahlim yok. F. F. Tülbentçi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dut gibi olmak — 1) çok sarhoş olmak 2) utanmak, mahcup olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ehil olmak — ustalaşmak, uzman olmak Dikkat ettim, bu adamda, her işte ehil olmak merakı var. Y. Z. Ortaç …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ense kulak yerinde olmak — tkz. 1) iri yarı olmak 2) kelli felli olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • formda olmak — gerekli güç ve yeteneklere sahip olmak Güreşçilerimiz formda olmak zorundadır …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.