Translation: from turkish

münasebet

  • 1 münasebet

    [müna:sebet]
    阿́ is.
    1. 关系; 联系; 往来: diplomatik \münasebetler 外交关系 dostluk \münasebetleri 友好关系 ekonomik (或 iktisadî) \münasebetler 经济关系 emtia-para \münasebetleri 贸易关系, 贸易联系 her iki taraf için faydalı ticaret \münasebetleri 双方互利的经贸关系 içtimaî (或 sosyal) \münasebetler 社会关系 istihsal \münasebetleri 生产关系 iyi komşu \münasebetleri 睦邻关系 Bunun işle ne münasebeti var? 这和工作有什么关系?Kendisiyle hiçbir münasebetim kalmadı. 我和他本人已没有任何关系。Onunla münasebetimde anormal bir şey vardı. 我和他之间有一种不寻常的关系。
    2. 合适的时机, 适当的机会
    3. 相适应, 相适合, 相符合, 一致, 协调
    4. 原因, 理由: bir \münasebetle 在得体的借口下; 需要时 bu \münasebetle 因此 her \münasebetle 基于各种原因 Ne münasebet? 何必?何苦?从何说起?没有这回事!
    ◇ \münasebet almak 适合, 相宜 \münasebet almaz 不适合, 不相宜, 不适当 \münasebet aramak 寻找合适的时机 (bir) \münasebet düşürmek 伺机: Bir münasebet düşürüp izin aldım. 我找机会请了假。\münasebet getirmek 伺机 -le \münasebet kurmak (或 tesis etmek) 与…建立联系 \münasebete geçmek 建立联系 \münasebete gir (iş) mek 开始往来, 建立联系, 接触: Münasebete girişmekten korkmakta hakkın var, çünkü adamın karası elinde, küçük bir fırsat buldu mu, hemen seni lekelemeye bakar. 你和他交往要有所提防, 因为这家伙爱造谣中伤, 一有机会, 马上他就会造你的谣。\münasebeti katetmek (或 kesmek) 断绝联系, 断绝关系 \münasebetiyle 关于; 由于, 基于…理由 \münasebette bulunmak 保持联系, 来往

    Türkçe-Çince Sözlük > münasebet

  • 2 münasebet

    münasebet [ɑː] <- ti> Beziehung f (-le zu D); Zusammenhang m; Gelegenheit f, passende(r) Augenblick; Grund m;
    münasebet almak passen, geeignet sein;
    münasebet almaz es gehört sich nicht;
    -le münasebet kurmak Beziehungen anknüpfen (zu D);
    -le münasebete girmek in Beziehungen treten zu;
    bir münasebeti düşerse wenn sich eine Gelegenheit bietet …;
    münasebetiyle im Falle G; aufgrund G; anlässlich G;
    bu münasebetiyle bei dieser Gelegenheit; dabei, in diesem Zusammenhang;
    -le münasebette bulunmak Beziehungen unterhalten zu

    Türkçe-Almanca sözlük > münasebet

  • 3 münasebet

    münasebet [mʏna:sebet] s
    1) ( ilişki) Beziehung f, Verhältnis nt
    \münasebete girmek Beziehungen aufnehmen; ( cinsel) ein Verhältnis anfangen
    2) ( iki şey arasındaki uygunluk) Beziehung f, Verhältnis nt
    iki şey arasında \münasebet kurmak zwei Dinge zueinander in Beziehung setzen
    3) ( sebep) Grund m; ( vesile) Anlass m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > münasebet

  • 4 münasebet

    (-ti)
    а
    1) связь, отноше́ния; обще́ние

    münasebette bulunmak — быть (нахо́диться) в каких-л. отноше́ниях

    2) подходя́щий моме́нт

    münasebet aramak — иска́ть удо́бного слу́чая

    Büyük Türk-Rus Sözlük > münasebet

  • 5 münasebet

    отноше́ния, обще́ние, связь

    münasebete girmek — а) устана́вливать связь; б) вступа́ть в связь

    emtia-para münasebetleri — това́рно-де́нежные отноше́ния

    iyi komşuluk münasebetleri — добрососе́дские отноше́ния

    ••
    - her münasebetle

    Türkçe-rusça sözlük > münasebet

  • 6 münasebet

    мөнәсәбәт

    Türkçe-Tatarca sözlük > münasebet

  • 7 münasebet

    İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > münasebet

  • 8 münasebet

    "bi boneya..." münasebetiyle..
    bone

    Türk-Kürt Sözlük > münasebet

  • 9 münasebet

    Münasibət

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > münasebet

  • 10 münasebet

    σχέση, επαφή, συγγενέια

    Türkçe-Yunanca Sözlük > münasebet

  • 11 münasebet

    إصر
    آصرة
    ارتباط
    تعلق
    دخل
    رابط
    رابطة
    رباط
    شأن
    صلة
    علاقة
    قرينة
    لحمة

    Türkçe-Arapça Sözlük > münasebet

  • 12 münasebet

    1. إصر [إِصْر]
    Anlamı: ilişki, alâka
    2. آصرة [آصِرَة]
    Anlamı: ilişki, alâka
    3. ارتباط [اِرْتِبَاط]
    Anlamı: ilişki, alâka
    4. تعلق [تَعَلُّق]
    Anlamı: ilişki, alâka
    5. دخل [دَخْل]
    Anlamı: ilişki, alâka
    6. رابط [رابِط]
    Anlamı: ilişki, alâka
    7. رابطة [رابِطَة]
    Anlamı: ilişki, alâka
    8. رباط [رِبَاط]
    Anlamı: ilişki, alâka
    9. شأن [شَأْن]
    Anlamı: ilişki, alâka
    10. صلة [صِلَة]
    Anlamı: ilişki, alâka
    11. قرينة [قَرِينَة]
    Anlamı: ilişki, alâka
    12. لحمة [لُحْمَة]
    Anlamı: ilişki, alâka
    13. علاقة [عَلَاقَة]
    Anlamı: ilişki, alâka

    Türkçe-Arapça Sözlük > münasebet

  • 13 münasebet

    "relation, connection; intercourse; occasion"

    İngilizce Sözlük Türkçe > münasebet

  • 14 münasebet

    ",-ti 1. relation (between people or nations). 2. connection, relation; tie-in: bu münasebetle in this connection/in this regard/ as regards this. 3. favorable occasion or opportunity. 4. reason; means: Bu münasebetle sizi tebrik etmek istiyorum. It´s for this that I want to congratulate you. 5. appropriateness, fitness. -iyle owing to, on the occasion of, because of: Ramazan münasebetiyle lokantamız kapalıdır. Our restaurant is closed because of the Ramazan fast. - almaz. It doesn´t befit the occasion./It´s not the right time for it. -te bulunmak /la/ 1. to be connected with; to have relations with, have dealings with. 2. to have sexual intercourse with, go to bed with. - düşmek for the right occasion/moment to present itself/arise. -ini getirmek to find the right moment to say something. -e girmek /la/ to establish a relationship with, have dealings with, have something to do with. - kurmak /la/ 1. to establish a relationship with, have dealings with, have something to do with. 2. to see a connection between, perceive a relationship between."

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > münasebet

  • 15 münasebet

    münasibət

    Türkçe-Azerice Sözlük > münasebet

Look at other dictionaries:

  • münasebet — is., Ar. munāsebet 1) İlişik, ilişki, ilinti İzmir den ordunun başından ve temasa geldiğim siyasi münasebetlerden uzaklaşamazdım. Atatürk 2) İki şey arasındaki uygunluk Yüzle ahlak arasında herhâlde müthiş bir münasebet vardır. S. F. Abasıyanık… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • MÜNASEBET — İki şey arasındaki tenasüb, uygunluk, yakınlık, bağlılık, mensubiyet, yakışmak, vesile, alâka …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • münasebet almak — uygun düşmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • münasebet düşmek — uygun bir durum ortaya çıkmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • münasebet kurmak — iki şey arasında ilişki bulmak, yakınlık görmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ne münasebet! — öyle şey mi olur, ilgisi yok Ümit, ideal, şahsiyet dediğiniz zaman da hep aynı şeyleri mi anlıyorsunuz? Ne münasebet! P. Safa …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • KAT'-I MÜNÂSEBET — Münasebeti ve ahbaplığı kesme …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜNASEBAT — (Münasebet. C.) Münasebetler, ilgiler. İki kişi veya hey et arasındaki bağlar, ilişkiler. Alâkalar …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • NİSBET — Münasebet, yakınlık, bağlılık, ölçü. * Rağmen. İnat olarak. İnat olsun diye …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • İZAFİYYE — Münasebet. Bağlı oluş. Alâkalılık …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • GÜRİZGÂH — (Girizgâh) f. Kaçacak yer. * Edb: Bir bahisten diğer bahse, mukaddimeden maksada intikal için bir münasebet te sis eden söz. Nedim in:Bu şehr i stanbul ki, bîmisl ü behadırBir sengine yekpâre Acem mülkü fedadırmatla lı kasidesindeki:İstanbul un… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.