Translation: from turkish

kafalı

  • 1 kafalı

    1) име́ющий какую-л. го́лову

    çıkık kafalı — име́ющий продолгова́тую го́лову

    çıplak kafalı — лы́сый

    koca kafalı — большеголо́вый

    2) с голово́й, сообрази́тельный; башкови́тый разг.

    kafalı bir genç — смышлёный молодо́й челове́к

    kalın kafalı — тупоголо́вый, тупоу́мный

    Türkçe-rusça sözlük > kafalı

  • 2 kafalı

    s.
    1. 有头的
    2. 有某种头形的: koca \kafalı bir adam 大脑袋的人
    3. 转́ 聪明的, 理解力强的, 有常识的: \kafalı adam 聪明人

    Türkçe-Çince Sözlük > kafalı

  • 3 kafalı

    1) (dik \kafalı) -köpfig
    2) ( fig) gescheit

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > kafalı

  • 4 kafalı

    kafalı mit (einem) Kopf; …köpfig; gescheit

    Türkçe-Almanca sözlük > kafalı

  • 5 kafalı

    башлы

    Türkçe-Tatarca sözlük > kafalı

  • 6 kafalı

    adj. understanding
    --------
    headed

    Turkish-English dictionary > kafalı

  • 7 kafalı

    Ağıllı; dərrakəli

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > kafalı

  • 8 kafalı


    Iушы, акъылышIу

    Малый турецко-адыгский словарь > kafalı

  • 9 kafalı

    ألمعي
    بصير
    ذكي
    راشد
    رشيد
    عاقل
    عقول
    فاطن
    فطن
    فطين
    فهامة
    فهم
    كيس
    لحن
    لوذعي
    مبصر
    متبصر
    مستبصر
    نابه
    نبه
    نبيه

    Türkçe-Arapça Sözlük > kafalı

  • 10 kafalı

    1. ألمعي [أَلْمَعِيّ]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    2. بصير [بَصِير]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    3. ذكي [ذَكِيّ]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    4. راشد [راشِد]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    5. رشيد [رَشِيد]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    6. عاقل [عاقِل]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    7. فاطن [فاطِن]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    8. فطن [فَطِن]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    9. فطين [فَطِين]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    10. فهم [فَهِم]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    11. فهامة [فَهَّامَة]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    12. كيس [كَيِّس]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    13. لحن [لَحِن]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    14. لوذعي [لَوْذَعِيّ]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    15. مبصر [مُبْصِر]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    16. متبصر [مُتَبَصِّر]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    17. مستبصر [مُسْتَبْصِر]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    18. نابه [نابِه]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    19. نبه [نَبِه]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    20. نبيه [نَبِيه]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
    21. عقول [عَقُول]
    Anlamı: bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı

    Türkçe-Arapça Sözlük > kafalı

  • 11 kafalı

    intelligent, clever, clear-headed, brainy

    İngilizce Sözlük Türkçe > kafalı

  • 12 kafalı

    colloq. (someone) who has a head on his/her shoulders, brainy.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > kafalı

  • 13 kafalı

    ağıllı, dərrakəli

    Türkçe-Azerice Sözlük > kafalı

Look at other dictionaries:

  • kafalı — sf. 1) Kafası olan 2) Kafası herhangi bir biçimde olan Çıkık kafalı. 3) mec. Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı Kafalı adam. Birleşik Sözler boş kafalı dar kafalı dibek kafalı dikkafalı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dar kafalı — sf. Kavrayışı az, anlayışı kıt, yenilikleri benimseyecek yetenekten yoksun (kimse) Bu derece taassup gösterecek bir dar kafalı olmamalı idi. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dibek kafalı — sf., hlk. Anlayışsız, kaba, budala (kimse) O dibek kafalı Sülükoğlu nu hasedinden çatlatacağız. E. E. Talu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eşek kafalı — sf. Kalın kafalı, anlayışsız, kavrayışsız (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalın kafalı — sf. 1) Geç veya güç anlayan, gabi A, sen de ne kalın kafalı herifsin. H. R. Gürpınar 2) Budala, aptal, anlayışsız …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • boş kafalı — sf. Akılsız veya bilgisiz Dıragon lakaplı Hacı Muslu Efendi nin oğlu Dinçer e gelince yakışıklı delikanlıydı ama boş kafalıydı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • eski kafalı — sf. Günün düşünce ve yaşayışına ayak uyduramayan (kimse) Bu eski kafanın nasihatlerinden yıldığı için pek naçar kaldığı anlarda bu kapıyı çalar. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • et kafalı — sf. 1) Anlayışsız, kaba 2) Budala, enayi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • geri kafalı — sf. Yenilikleri istemeyen, eskiye bağlı (kimse) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • horoz kafalı — is., şaka Horoz akıllı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kabak kafalı — sf. 1) Saçları dökülmüş, dazlak 2) mec. Aptal, budala …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.