Translation: from turkish

küçük yaştaki oğlan veya kız

  • 1 çocuk

    1. طفل [طِفْل]
    2. ناشئ [ناشِئ]

    Türkçe-Arapça Sözlük > çocuk

  • 2 oğlan

    is.
    1. 男孩: Çocukların ikisi oğlan, biri kız. 孩子当中两个是男孩, 一个是女孩。Oğlan beş, kız dört yaşındaydı. 当时男孩5岁, 女孩4岁。
    2. 小伙子, 青年人; 男孩子: tüysüz \oğlan 幼稚的孩子, 乳臭小儿; 嘴上无毛的小伙子
    3. (扑克牌的)"J"(杰克): karo \oğlanı 方块J
    4. 仆人, 侍役, 听差; 童仆; 学徒: iç \oğlanı 史́ 能进入后宫的仆役
    5. 娈童: hamam \oğlanı 娈童
    6. 处男
    ◆ Oğlan babadan öğrenir sofra açmayı, kız anadan öğrenir dikiş dikmeyi. 男儿跟父亲学挣钱养家, 女儿跟母亲学操持家务。Oğlan dayıya, kız halaya çeker. 小子像舅, 丫头像姑。Oğlanı doğurdum, ama bahtını doğuramadım. 我能生出儿子, 但生不出幸福。

    Türkçe-Çince Sözlük > oğlan

  • 3 bu

    - nu
    s. 这, 这个, 这些: Bu ev geniştir. 这房子宽敞。Bu söylediğiniz iş öyle değildir. 您说的这事不是那么回事。
    zm. 这, 这个; 这件事: Bu kim? 这个人是谁?Bunu istemem, şunu isterim. 这个我不要, 我要那个。Öyle mi, bunu bilmiyorum. 是吗?这我可不知道。Bunda bir iş var. 这里面有猫腻。
    ◇ \bu arada 1) 当时, 这段时间里 2) 同时, 一起: Çamaşırı yıkıyorum, bu arada sizinkini de yıkacağım. 我在洗衣服, 您的我也要一块儿洗了。\bu bağlamda 在这方面, 在这当中, 其中包括 \bu cümleden (olarak) 就此, 关于同样的问题 \bu defa 这次, 现在 \bu denli 如此, 这么: Kendini, nasıl bu denli yüce görebiliyor. 他怎么能如此高傲!Kızlara, bu denli geç geldikleri için öfkelenmişti. 她埋怨姑娘们来得这么晚。Neden bu denli geç kaldın, üç günden beri senin yüzünden üzüntüdeyim. 你怎么这么晚, 我为你担心都3天了。\bu derece 如此: \bu derece çetin çalışma 如此艰苦的劳动 \bu dünyadan gitmek 死, 去世: Evlâtlarım, ben artık bu dünyadan gidiyorum. 孩子们, 我就要死了。\bu gidişle 照这个样子, 如此下去: Bu gidişle ancak akşama varırız. 这样下去我们天黑才能赶到。O, bu gidişle hiç bir yerde tutunamaz. 他这么干, 到哪儿也站不住脚。\bu gözle 以这种看法 \bu günlerde 近来, 近日 \bu haysiyetle 旧́ 从这个角度看 \bu itibarla 因此 \bu kabil (den) 这类的, 类似的 \bu kadar (就)这些, 如此, 这么: Bu kadar büyük bir adamın huzur ihtimali bile beni ürkütüyordu. 能有机会得到这样的大人物的接见真使我感到诚惶诚恐。Çocuğa bu kadar sert davranma. 对孩子别这么厉害!\bu kadar …多: Aradan otuz bu kadar yıl geçti. 一晃过去了30多年。\bu kadarcık 这么点儿的: Bu kadarcık bir kazanç, bunca zahmetlere değer mi? 就这么点好处, 值得去费这么大劲吗?\bu meyanda 1) 其中: Bu meyanda o da vardı. 其中也包括他。 2) (作为插入语)顺便说一句 3) 就在那时候, 当时; 同时, 一起 \bu millet 1) 这群人 2) 我国人民 \bu minval üzer (in) e 这样, 可见, 因此: Akşamı bu minval üzere ettik. 晚上我们就这么度过了。İşinize bu minval üzere devam ediniz. 你就这样继续干吧!\bu münasebetle 恰在此时, 借此机会 \bu safhada 1) 在这方面 2) 在这种情况下 \bu sefer 这次: Bu sefer gitmeyeceğim. 这次我不去。\bu suretle 这样一来 \bu takdirde 如果这样的话 \bu yakınlarda 近来, 近日 - den \bu yana 1) 到这里, 往这儿, 向这里 2) 从…时开始; 自打…以来: 1977 senesinden bu \bua 从1977年开始 cumhuriyetten \bu yana 自建国以来 Kıştan bu yana hiçbir yere gitmedik. 入冬以来我们哪儿也没去。O tarihten bu yana bu beş yıl geçti. 自打那时起, 已过去了5年。\bu yolda 与此相关的, 这方面的: Hükûmetçe bu yolda alınmış hiç karar yok. 政府从未作出这方面的决定。\bu yüzden 因此: İki gündür fırtına var, bu yüzden vapurlar işlemiyor. 暴风雨持续了两天时间, 因此轮船停运。\buna değdi (idi) \bu değmedi (idi) diyerek 选来选去还是选中是原来不喜欢的东西 \buna mebni 因此 \buna mukabil 1) 代之, (作为)交换 2) 与此相对, 与此相反 \bundan akdem 在这以前, 从前 \bundan başka 除此以外, 另外 \bundan böyle 今后: İmtihanlara iyi hazırlanmak gayesiyle, bundan böyle hafta sonlarında da çalışmaya karar verdim. 为了好好准备考试, 我决定今后周末也要学习。\bundan dolayı 因此 \bundan maada 此外, 除此之外: Elimden bundan maada kitap kalmadı. 除此之外我手中没有其它书了。\bundan ötesi 所有的事情: Bundan ötesine karışmam. 所有的事情都与我无关。Ben yapabileceğimi yaptım, Bundan ötesi sizin bileceğiniz iş. 我已经尽力而为, 这些都是你们会干的事情。\bundan ötürü 因此 \bundan sonra 今后: Bundan sonra beni daha fazla budala yerine koyamayacaksınız! 今后你们别想再把我当傻瓜了!\bunun burası 俗́ 正是这里, 就是这里: Bunun burası kendi evim! 这里就是我自己的家!\bununla birlikte (或 beraber) 1) 此外, 另外 2) 尽管如此, 但是: Ben söyledim, bununla birlikte tekrar söyleirim. 我已经说过了, 但我还是要说。\bunun üzerine 1) 接着, 随后, 此后: Bunun üzerine herkes rahat etti. 此后, 大家都安静下来了。 2) 关于, 有关: Bunun üzerine demiş. 他说过此事。
    ◆ Bu çocuğun kasaba et (或 yağ) borcu mu var? (或 yok ya.) 这孩子太胖了。Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur. 这点小错不值一提; 人非圣贤, 孰能无过。Bu ne hâl? 出什么事啦: Bu ne hâl, yel yeperek yelken kürek böyle nereye gidiyorsun? 出什么事啦?你这么慌慌张张的要上哪儿去呀!Bu sıcağa kar mı dayanır? 这么花销怎么行呢: Dün aylık aldım, bugün beş param yok, oğlan ister, kız ister, ana ister ne yapayım. 我昨天领了工资, 今天就花光了, 小的哭, 大的叫, 我该怎么办呢?Bundan iyisi can sağlığı. 这是最好的了, 再没有比这更好的了: En iyi arabayı aldık, bundan iysi can sağlığıdır. 我们买了一辆车, 一辆最好的车, 再没有比这更好的了。Bunun üst yanı yalan. 其它的全部是谎言。Bunun üstüne yok. 没有比这好的。

    Türkçe-Çince Sözlük > bu

  • 4 çekmek

    -i
    1. 拉, 拽, 拖, 牵: araba çeken at 拉车的马 ip \çekmek 拉(紧)绳子 adamı bir yana \çekmek 把某人拉到一边 Kapıyı kıracak gibi şiddetle çekerek evden çıkıp gitti. 他猛地拉开门, 扬长而去, 差点儿没把门给摔碎。
    2. 拔, 抽, 掏(刀枪等): bıçak \çekmek 拔刀 tabanca \çekmek 拔枪 diş \çekmek 拔牙 şişe (或 vantuz) \çekmek 拔火罐
    3. 升挂, 悬挂: direğe bayrak \çekmek 升旗 fenerler \çekmek 挂灯笼
    4. 拉运, 运走, 移开: kollarını masanın üzerinden \çekmek 把胳膊从桌上拿开 Çiftçi buğdayı ambara çekti. 农民把小麦收进了仓里。Her sabah kuyudan su çekiyor. 每天早晨他到井边去挑水。Sandalyeyi pencere önüne çekti. 他把椅子拉到窗前。
    5. 召回, 撤回: birliği geri \çekmek 撤回军队 büyükelçiyi geri \çekmek 召回大使
    6. 支取, 取回, 领取: piyasadaki parayı \çekmek 撤走市场上的资金 Bir miktar para çekmek istiyorum. 我想支取一笔钱。
    7. 吸, 抽, 喝: nem \çekmek 吸湿 of \çekmek 叹气 (tulumba ile) su \çekmek 用水泵抽水 burnuna su \çekmek 鼻子呛水 Avucu ile üç defa su çekti. 他用手捧起水, 喝了三口。Baca iyi çekiyor. 烟囱排烟效果很好。Sünger bütün suyu çekti. 海绵把所有的水都吸掉了。
    8. 吸引, 引起; 诱惑, 引诱: Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker. 这个女人身穿一身深色的衣服, 做工精细, 身材优美, 很快就引起了人们的注意。
    9. 忍受, 承受, 遭受; 吃苦: eziyet \çekmek 受痛苦, 遇到麻烦; 受压迫 gurbet \çekmek 怀念故乡, 思乡, 想家 sevda \çekmek 爱恋, 钟情 sıkıntı \çekmek 吃苦, 遭罪, 经历磨难 Bu adam çok çekti. 他受了不少苦。Ben onun hırçınlığını artık çekemem. 我再也受不了他那坏脾气了。Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum. 只有我有这种怪病, 8岁上就得了。
    10. 承重; 承担, 担负: Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez. 这辆车拉不了500千克以上的重物。Onun bütün masraflarını ben çekiyourm. 我担负他的所有费用。Yemek paralarmızı çekti. 我们的饭钱他已经付了。
    11. 称重; 重量为: çuvalı \çekmek 称袋子的重量 Şu bir torba pirinci çek. 请给称袋大米。Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi. 如果你称一称的话, 它的重量最多不过40到45千克。Yaş odun ağır çeker. 湿木柴分量重。
    12. 铺设, 设立(某种分隔物): çit \çekmek 扎篱笆 duvar \çekmek 建墙, 砌墙 perde \çekmek 拉帘子, 拉幕 sınıra tel örgü \çekmek 在边界拉铁丝网 tablo \çekmek 拉线, 布线 Komşu ile aramıza çekilmiş tahta bölmeden bütün konuşmalar işitiliyor. 从同邻居家之间的木制隔板可以听到邻居家的谈话声。
    13. 蒙(被、毯等), 穿(鞋、袜、裤等): çizmeyi \çekmek 穿靴子 Pantolonunu bacaklarına çekti. 他提上了裤子。Yorganınızı başınıza çekiniz. 用被子把你的头蒙上!
    14. 提炼, 榨取, 酿造: ispirto \çekmek 酿酒 gül yağı \çekmek 提炼玫瑰油 Çok kimse rakısını bağından çekiyordu. 有许多人在葡萄园里制酒。
    15. 磨碎, 搌: kahve \çekmek 磨咖啡
    16. 驾驭, 驾驶, 操纵: kürekleri \çekmek 划桨, 摇橹 Arabacı, yavaş çek! 司机, 慢点儿!
    17. -e 与…相像: İnatçılığı babasına çekmiş. 他的倔劲和他爸一样。Oğlan dayıya, kız halaya çeker. 成́ 小子像舅, 丫头像姑。
    18. 曲解: Bak, sözümü nereye çekti! 哎哟!他把我的话想哪去啦!
    19. 延续, 持续: Ocak ayı 31 gün çeker. 1月份有31天。Kızılay, buradan yirmi dakika çeker. 从这到克兹拉伊广场需要20分钟。
    20. 涂抹, 刷: astar \çekmek 刷底漆 kapıya bir kat boya \çekmek 在门上抹一层油漆
    21. 画线(状物); 抄写, 复写: çizgi \çekmek 画线 gözüne sürme \çekmek 打眼圈 kaşına rastık \çekmek 描眉 yazıyı temize \çekmek 誊写文章 bir yazıyı gazeteden kâğıda \çekmek 把一篇文章从报纸上抄下来
    22. (-i, nsz) 收缩; 缩水: Kumaşı yıkayınca çekti. 布洗后缩水了。Kaplumbağa başını kabuğunun içine çekti. 乌龟把头缩进了壳里。
    23. 使摆脱某种习惯: birini kumardan \çekmek 使某人不再赌博
    24. 拍摄: fotoğraf \çekmek 摄影, 照相, 拍照 film \çekmek 拍摄影片; 拍X光片
    25. 钩补, 缝补: çorap \çekmek 补袜子
    26. 全部买下, 大量买进: piyasadaki şekeri \çekmek 全部买进市场上的糖
    27. 提取: bankadan para \çekmek 从银行提款 Hesabımdan iki bin dolar çekeceğim. 我要从我的户头里提两千美元。
    28. 踢, 打: dayak \çekmek 殴打, 棒打 şut \çekmek 射门 Çocuğa bir güzel sopa çekti. 他用棍子把孩子狠狠地打了一顿。
    29. 抽, 摸, 抓; 赌赢: kur'a \çekmek 抽签, 抓阄 piyango \çekmek 买彩票 niyet \çekmek 占卜, 抽签 İlle para çekeceğiz diye beni masaya yatırırlar. 他把我拉上赌桌, 说是肯定可以赢钱。
    30. 拍发(电报): telgraf \çekmek 拍电报, 发电报
    31. 使处于尴尬境地: sorguya \çekmek 提审, 审问, 审讯, 讯问; 盘问 Mecliste hükûmeti hesaba çekeceklermiş. 听说他们将在议会上向政府提质询。
    32. 设(宴): ziyafet \çekmek 设宴, 举行宴会
    33. 喝酒: İki kadeh daha çekersem dayanamam, lâfın gümrüğünü verir, yine söylerim. 我要是再喝上两杯, 就把握不住自己了, 会说起来没完。
    34. 宣讲, 吟颂: nutuk \çekmek 发表演讲; 大发议论 gazel \çekmek 吟诗
    35. 填写, 起草: çek \çekmek 开支票 poliçe \çekmek 开期票 politika \çekmek 制定政策
    36. 俗́ (雌性动物)吸引雄性动物与之交配
    37. 织补: çorap \çekmek 补袜子
    38. 语́ 列举动词变形(或变位): ”Gelmek” fiilinin şimdiki zamanini çek. 请给出 gelmek 这个词的现在时形式。
    ◇ çekeceği olmak 将有罪受, 将有苦吃: Bu lâf anlamaz ustadan çekeceğin var. 有这么一个固执的师傅, 将来可有你受的。çekip çekiştirmek 说三道四, 胡说八道 çekip çevirmek 1) 经营, 管理: büyük bir dükkân çekip çevirmek 经营一家大商店 2) 俚́ 使神魂颠倒: İyilikle, tatlı dille, bu kadınları çekip çevirmiştı. 他温文尔雅, 谈吐得体, 搞得那些女人神魂颠倒。çekip gitmek 偷偷离开, 溜走: Herkes çekip gitti, o, ortada düdük gibi kaldı. 所有的人都溜了, 把他一个人晾在那儿了。çektiğini cihan çekmemek 非常厌倦, 很无聊; 非常烦恼
    ◆ Çek (arabanı) ! 滚开!

    Türkçe-Çince Sözlük > çekmek

  • 5 hala

    [ha:la]
    阿́ is. 姑妈, 姑母: Oğlan dayıya, kız halaya çeker. 成́ 小子像舅, 丫头像姑。

    Türkçe-Çince Sözlük > hala

  • 6 yetirmek

    (-i, -e) 俗́
    1. 完成, 结束, 进行到底
    2. 养大, 抚养大: Oğlan yetir, kız yetir, ağır yükü sen götür. 成́ 养大了儿女, 送走了负担。
    3. 通知, 通告, 转达, 转告

    Türkçe-Çince Sözlük > yetirmek

  • 7 prenses

    أميرة [أَمِيرَة]

    Türkçe-Arapça Sözlük > prenses

  • 8 kız oğlan kız

    де́вственница

    Türkçe-rusça sözlük > kız oğlan kız

  • 9 küçük kız

    кызчык

    Türkçe-Tatarca sözlük > küçük kız

  • 10 izci küçük kız

    n. brownie

    Turkish-English dictionary > izci küçük kız

  • 11 küçük kız kardeş


    шыпхъу нахьыкI

    Малый турецко-адыгский словарь > küçük kız kardeş

  • 12 küçük oğlan


    шъэожъые

    Малый турецко-адыгский словарь > küçük oğlan

  • 13 kız oğlan kız

    virgin, maiden erden, bakire

    İngilizce Sözlük Türkçe > kız oğlan kız

  • 14 kız

    is.
    1. 女儿: Ali’nin küçük \kızı 阿里的小女儿 Üç kızı var. 他有3个女儿。
    2. 女子, 女孩儿, 姑娘, 少女, 处女: \kız okulu 女子学校 kırkında bir \kız 一位40岁的老姑娘 Kızım, buraya gel. 姑娘, 你过来一下!Bu gençlerden bir dul, öteki kızdır. 这两个年轻人一个是寡妇, 一个是姑娘。Bulursam namuslu bir kızla evleneceğim. 我要找一个好女孩儿再结婚。
    3. 年轻女佣: Çocuklara baksın diye bir kız buldular. 他们找了一个小保姆看孩子。
    4. 纸牌中的王后, Q: kupa \kızı 红桃王后 maça \kızı 黑桃Q
    s. 女孩儿的, 女的: \kız arkadaş 女朋友, 女同事 \kız evlât 女儿 \kız kardeş 姐妹
    ◇ \kız alıp vermek 通婚, 联姻, 做亲家 \kız almak 娶妻, 讨老婆: Ben onlardan kız aldım. 我娶了他们的女儿。\kız aramak 找媳妇: Ben sana iyi bir kız ararım. 我会为你找一个好媳妇。\kız biti 纠缠女孩子的男子 \kız çıkarmak 俗́ 嫁女 \kız çıkmak 经检查是处女 \kız gibi 1) 像女孩似的: \kız gibi oğlan 一个像女孩似的男孩 2) 害羞的, 腼腆的(男人) 3) 俚́ 又新又漂亮的: \kız gibi araba ve güzel 靓车美女 \kız istemek (向女方的父母)提亲 \kız kaçırmak 1) 诱拐少女, 劫持少女 2) 俗́ 抢亲 \kız kızan 家眷 \kız kilimi 游牧部落女子织的用作嫁妆的地毯 \kız kurusu 谑́ 老处女 \kız oğlan ( \kız) 处女 \kız ticareti 拐卖妇女 \kız vermek 嫁女: Ben o aileye kız vermem, diye diretiyorum. 他宣称不把女儿嫁给那一家。\kızı almak 娶妻, 讨老婆: Kızı almaya niyeti yok, dalga geçiyor. 他无意娶那姑娘, 逢场作戏而已。-in \kızı kısrağı 女眷, 家眷: Kızı kısrağı cümbür cemaat düğüne gelmişler. 他的老婆孩子都一起来参加了婚礼。\kızı leğen başından almak 俗́ 娶妻 \kızın ayağına basmak 玷污女孩子: Kimbilir kaç kadını boynuzlamış, kaç kızın ayağına basmıştır. 谁知道他搞了几个女人, 玷污了几个姑娘。\kızını vermek 嫁女: O rezil adama, ağzı ile kuş tutsa kızımı veremem. 即使那个卑鄙的家伙有天大的本事, 我也不会把女儿嫁给他。\kızlar ağası 史́ 大太监, 太监总管
    ◆ Kızını dövmeyen dizini döver. 养女不教悔之莫及, 子女教育从小抓起。

    Türkçe-Çince Sözlük > kız

  • 15 küçük

    1. озвонч. -ğü
    1) ма́ленький, небольшо́й

    küçük bir kalabalık — небольша́я толпа́

    küçük şeyler — ме́лочи

    küçük ülkeler — ма́лые стра́ны

    2) ма́ленький, малоле́тний

    küçük bir çocuk — малоле́тний ребёнок

    küçük bir kız — ма́ленькая де́вочка

    3) ме́лкий; незначи́тельный

    küçük adam — ма́ленький челове́к

    küçük bir memur — ме́лкий чино́вник

    küçük işletmeler — ме́лкие предприя́тия

    4) мла́дший

    küçük kardeş — мла́дший брат

    küçük oğlu — его́ мла́дший сын

    2. озвонч. -ğü
    ребёнок, малы́ш

    küçük buraya gel! — малы́ш, подойди́ [ко мне]!

    küçüğü çağır — позови́ малыша́

    ••

    küçük köyün büyük ağasıпогов. ши́шка на ро́вном ме́сте

    - küçük düşmek
    - küçük düşürmek
    - küçük gelmek
    - bu şapka başıma küçük geliyor
    - küçük görmek
    - küçük oynamak

    Türkçe-rusça sözlük > küçük

  • 16 kız

    kız Mädchen n; Junggesellin f; Jungfrau f, jungfräulich; Tochter f; Karte Dame f; Königin f;
    kız arkadaş Freundin f; Kollegin f;
    kız çocuk kleine(s) Mädchen;
    kız kardeş Schwester f;
    kız gibi fam mädchenhaft; schüchtern; tadellos, Klasse-;
    kız istemek um die Hand (der Tochter) anhalten;
    kız oğlan kız jungfräulich

    Türkçe-Almanca sözlük > kız

  • 17 kız

    1) де́вушка, деви́ца; де́вочка

    kız almak — взять в жёны, жени́ться

    kız arkadaş — подру́га

    kız çocuk — де́вочка

    kız kaçırmak — умыкну́ть (похи́тить) де́вушку

    kız oğlan (kız) — де́вственница; де́вушка

    - a kız vermek — вы́дать де́вушку за́муж

    bir kızı baştan çıkarmak — соблазни́ть (соврати́ть) де́вушку

    genç kız — де́вушка

    ihtiyar kız — ста́рая де́ва

    tam kıvamına gelmiş bir genç kız — де́вушка в са́мой поре́ (в са́мом расцве́те)

    yetişkin bir kız — взро́слая де́вушка

    - a kızını vermek — вы́дать дочь за́муж (за кого-л.)

    3) карт. да́ма

    kupa kızı — черво́вая да́ма

    kızı kısrağı — де́вушки и же́нщины, же́нщины (семьи)

    bir kızı serbest bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya — посл. предоста́вь де́вушке свобо́ду — она́ вы́йдет замуж и́ли за бараба́нщика или за зурни́ста

    Büyük Türk-Rus Sözlük > kız

  • 18 kiz

    (küçük kiz) пшъашъэ/ хъыджэбз, пшъэшъэжъый/ хъыджэбзцIыкIу

    Турецко-адыгский словарь > kiz

  • 19 kız

    1. girl. 2. daughter. 3. virgin, maiden. 4. playing cards queen. -lar ağası chief black eunuch (in the sultan´s harem). - alıp vermek (for two families) to intermarry. - almak /dan/ to acquire a daughter-in-law (from) (a certain family). - çıkmak to turn out to be a virgin. -ını/evladını dövmeyen dizini döver. proverb Spare the rod and spoil the child. - evlat daughter. - gibi colloq. 1. girlish. 2. brand-new (thing). 3. shy (man). -ı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır/kaçar, ya zurnacıya. proverb If you let a young girl decide for herself whom she´ll marry, she´ll pick someone unsuitable. - istemek to ask a family to give (someone) their daughter as a bride. - kaçırmak 1. to kidnap a girl. 2. to elope with a girl. - kardeş sister. -ı kısrağı /ın/ (someone´s) wife, daughter, and all his female relations. - kilimi kilim woven by a nomad girl for her dowry. - kurusu vulg. old maid, spinster. - lisesi girls´ high school. - oğlan/- oğlan kız virgin, maiden. -ım sana söylüyorum, gelinim sen anla/dinle/işit. colloq. Since he couldn´t say this directly to her, he said it to someone else in the hope that she would listen in and get the message. - tarafı the bride´s family. - vermek /a/ to give a girl in marriage (to).

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > kız

  • 20 kız

    де́вочка (ж) де́вушка (ж)
    * * *
    1) де́вочка, де́вушка

    kız arkadaş — подру́га

    kız öğrenci — шко́льница

    üç kızı var — у него́ три до́чери

    kızım! — до́чка! ( обращение)

    3) разг. молода́я служа́нка

    çocuklara baksın diye bir kız aldılar — они́ для присмо́тра за детьми́ взя́ли в дом де́вушку

    4) карт. да́ма

    kupa kızı — черво́вая да́ма

    ••

    kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıyaпосл. предоста́вь де́вушке свобо́ду - она́ сбежи́т с бараба́нщиком и́ли зурни́стом

    kızım sana söylüyorum gelinim sen anla / kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle / kızım sana söylüyorum gelinim sen işit — посл. тебе́, до́чка, говорю́, а ты, неве́стка, смека́й

    - kız gibi araba
    - kız istemek
    - kız kaçırmak
    - kızı kısrağı
    - kız kızan
    - kız kilimi
    - kız vermek

    Türkçe-rusça sözlük > kız

Look at other dictionaries:

  • çocuk — is., ğu 1) Küçük yaştaki oğlan veya kız Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay 2) Soy bakımından oğul veya kız, evlat Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu 3) Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.