Translation: from turkish to english

from english to turkish

girişmek

  • 1 girişmek

    v. interfere, approach, set to, embark upon, begin, attack, undertake, address oneself to, have a bash, buckle down to, buckle oneself to, embark, enter into, enter on, enter upon, fall to, fling, take the initiative, jut into, kick off

    Turkish-English dictionary > girişmek

  • 2 girişmek

    "to attempt, to enter into sth, to pitch into sth, to have a bash at; to go at sth, to knuckle down (to sth); (yemeðe) to pitch into sth; to begin to beat, to beat sb up"

    İngilizce Sözlük Türkçe > girişmek

  • 3 girişmek

    "/a/ 1. to attempt, undertake; to set about, begin to. 2. to meddle, interfere; to mix up (in). 3. to begin to batter, beat, or thrash. (birbirine) - 1. to get tangled up, be intertwined. 2. to get into a fight or quarrel."

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > girişmek

Look at other dictionaries:

  • girişmek — e 1) Bir işe, bir şeye başlamak için hazırlık yapmak, ele almak, teşebbüs etmek Erkek arkadaşları ile sosyal nizam üzerinde sonu gelmeyen tartışmalara girişirdi. H. Taner 2) Kalkışmak 3) Birbirina karışmak 4) mec. Dövmeye başlamak 5) mec. Kavgaya …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • girişmek — iş yapmaya çalışmak , kavga etmek için harekete geçmek …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • polemiğe girmek (veya girişmek) — siyasi, bilimsel veya edebî konularda sert tartışmalar yapmak Delegasyonumuz aleyhine çalakalem bir polemiğe girişmiş bulunuyordu. Y. K. Karaosmanoğlu Polemiğe girdiği genç kuşak yazarların soluksuzluğunu yoksulluk yılları ürünü olmalarına… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pazarlığa girişmek — pazarlık yapmaya başlamak ... pazarlığa girişmez, müşterileri ne verirse alırdı. Ö. Seyfettin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tekme tokat girişmek — dayak atmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kavgaya girişmek (veya tutuşmak) — kavgaya başlamak Yahu, dedi, ne diyorsun, kavgaya biz de girişiyor muyuz? M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başından büyük işlere girişmek (veya kalkışmak) — gücünün üstünde olan işlere kalkışmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • teşebbüs etmek — girişmek, el atmak Bir vatan vazifesidir, teşebbüs et, dediler. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • girnaşmak — girişmek, sığışmak, birleşmek, caylaşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kalkışmak — e 1) Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek 2) Girişmek, başlamak, yeltenmek Bunu haber alınca zavallı intihara kalkışmış. A. Gündüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tutmak — i, ar 1) Elde bulundurmak, ele almak Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. Ö. Seyfettin 2) Ele geçirmek, yakalamak Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. Ö. Seyfettin 3) Avlamak Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.