Translation: from turkish

genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici yel

  • 1 bora

    1. إعصار [إِعْصار]
    2. حاصب [حاصِب]
    3. حصبة [حَصِبَة]
    4. زوبعة [زَوْبَعَة]
    5. عاصفة [عاصِفَة]
    6. نو [نَوّ]
    7. هوجاء [هَوْجاء]

    Türkçe-Arapça Sözlük > bora

  • 2 sert

    жёсткий кре́пкий суро́вый твёрдый
    * * *
    1) твёрдый, жёсткий

    sert et — жёсткое мя́со

    sert yatak — жёсткая посте́ль

    2) кре́пкий

    sert şarap — кре́пкое вино́

    sert tütün — кре́пкий таба́к

    3) суро́вый

    sert iklim — суро́вый кли́мат

    4) ре́зкий, запа́льчивый; твёрдый; стро́гий

    sert adam — суро́вый челове́к

    sert bir karşılık — ре́зкий отве́т

    5) стро́гий, суро́вый, твёрдый

    sert bir yönetim — стро́гое руково́дство

    Türkçe-rusça sözlük > sert

  • 3 yağmur

    до́ждь (м)
    * * *

    yağmur boşandı — хлы́нул проливно́й дождь

    yağmur küpten / bardaktan boşanırcasına yağıyor — дождь льёт как из ведра́

    yağmur yağmak — идти́ - о дожде́

    yağmur yemek — промо́кнуть до ни́тки

    2) перен. град, пото́к, мно́жество

    itiraz yağmuru — пото́к возраже́ний

    taş yağmuru — град камне́й

    ••

    yağmur yağarken küpünü doldurmakпогов. наполня́ть кувши́н, когда́ идёт дождь (т. е. воспользоваться удобным случаем для наживы)

    yağmur olsa, kimsenin tarlasına düşmez / yağmaz — погов. е́сли он бу́дет дождём, то ни на чьё по́ле не вы́падет; он и па́льцем не шевельнёт, что́бы помо́чь кому́-нибудь

    Türkçe-rusça sözlük > yağmur

  • 4 çok para getiren

    çok para getiren (film vs.)
    n. moneymaker
    * * *
    1. money maker 2. moneymaker

    Turkish-English dictionary > çok para getiren

  • 5 sert

    adj. hard, stiff, tough, strong, firm, sharp, strict, harsh, drastic, severe, violent, brutal, acrid, adamant, astringent, austere, bad, bitter, bossy, cast iron, caustic, crusty, cutting, exact, exacting, fierce, flinty, forbidding, get tough, granite
    --------
    adv. hard
    --------
    n. hard line
    --------
    sert (fikir vb.)
    adj. unshaded
    --------
    sert (hava)
    adj. brisk, boisterous
    --------
    sert (içki)
    adj. short
    --------
    sert (şarap)
    adj. round
    * * *
    1. pungent 2. rigid 3. stern 4. tough 5. violent 6. coriaceous 7. dour 8. hard 9. harsh 10. inclement 11. nappy 12. harder (adj.)

    Turkish-English dictionary > sert

  • 6 getiren

    n. bearer
    --------
    getiren (sinir)
    adj. afferent

    Turkish-English dictionary > getiren

  • 7 küçük geviş getiren bir hayvan

    küçük geviş getiren bir hayvan (hindistan)
    n. chevrotain

    Turkish-English dictionary > küçük geviş getiren bir hayvan

  • 8 sert kabuk

    n. scutcheon
    --------
    sert kabuk (böcek vb.)
    n. test

    Turkish-English dictionary > sert kabuk

  • 9 sert yüzey

    sert yüzey (kâğıt vb.)
    n. tooth

    Turkish-English dictionary > sert yüzey

  • 10 sert

    [T sert, Az särt, from OT *särt]: rough, strict, severe

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > sert

  • 11 arkasından

    arkasına, arkasında, arkasından arka
    2.

    Türkçe-Almanca sözlük > arkasından

  • 12 geçici

    geçici (adv geçici olarak) vorübergehend, flüchtig (z.B. Neigung); zeitweilig, vorläufig, interimistisch (Regierung); Krankheit ansteckend

    Türkçe-Almanca sözlük > geçici

  • 13 genellikle

    genellikle im allgemeinen, in der Regel; ausnahmslos

    Türkçe-Almanca sözlük > genellikle

  • 14 sert

    sert <- ti> hart; Antwort barsch; Fleisch zäh; Klima, See rau; Konsonant stimmlos; Person streng; POL gespannt (Atmosphäre); Wein herb; Tabak stark

    Türkçe-Almanca sözlük > sert

  • 15 yağmur

    yağmur Regen m; fig Hagel m;
    yağmur boşanmak in Strömen regnen, gießen;
    yağmur duası Gebet n um Regen;
    yağmur suyu Regenwasser n;
    yağmur yemek nass ( oder durchnässt) werden;
    yağmurdan kaçarken, doluya tutulmak fig vom Regen in die Traufe kommen

    Türkçe-Almanca sözlük > yağmur

  • 16 geçici

    s.
    1. 临时的, 暂时的, 过渡的: \geçici bir heves 一时的冲动 \geçici hükûmet 临时政府 yasanın \geçici maddesi 法案的临时条款
    2. 流行性的, 传染的: \geçici hastalık 流行性疾病

    Türkçe-Çince Sözlük > geçici

  • 17 genellikle

    [genelli'kle]
    zf. 总的说来, 一般来讲: Genellikle son yıllarda geçim zorlaştı. 总的说来近几年日子不好过。Türkler genellikle konukseverdir. 土耳其人总的说来是好客的。

    Türkçe-Çince Sözlük > genellikle

  • 18 sert

    波́ s.
    1. 硬的, 坚硬的: \sert arazi 硬土; 陆地 \sert buğday 固体麦 \sert kaplama 硬路面 \sert karton 硬纸板 \sert kösele 硬皮革 \sert kurşun 铅字合金 \sert pist 坚硬的跑道 \sert plastik 硬塑料 \sert sessiz (或 ünsüz) 语́ 清辅音 \sert su 硬水
    2. 严厉的, 严峻的, 猛烈的: \sert adam 严厉的人 \sert cezalar 严厉的惩罚 \sert deniz 波涛汹涌的大海 \sert hava (或 iklim) 恶劣的气候
    3. 冷酷的, 苛刻的, 无情的, 狠心的; 粗暴的, 粗鲁的, 生硬的: \sert bir ses 生硬的口气 \sert çizgi 粗线条 \sert çizgili bir yüz 线条分明的脸 \sert dönüş 急转弯 \sert hareket 粗暴的行为 \sert roman 尖刻的小说 Biz, daha sert karşılık verince o, kuyruğunu kıstı. 我们一做出更为强硬的反击, 他立刻夹起了尾巴。Çocuğa bu kadar sert davranma. 你对孩子别这么凶!
    4. 严格的: \sert bir yöntem 严格的方法 \sert kanunlar 严格的法规
    5. 有力的, 强有力的: \sert adımlar 有力的步伐 \sert ışık 强光 \sert kuplaj 紧密的连接 \sert nabız 有力的脉搏 \sert rüzgar 强风, 劲风 İki üç günden beri sert bir kış rüzgârı esiyor. 凛冽的寒风已经刮了两三天了。
    6. 刺激性强的, 呛人的, 烈性的: \sert sirke 呛人的醋 \sert şarap 烈性葡萄酒 \sert tütün 呛人的烟叶 Bu sigaranın içimi oldukça sert. 这种烟味很冲。
    7. 紧张的, 不自然的: Kongre sert bir hava içinde cereyan etti. 会议是在紧张的气氛中进行的。
    ◇ \sert bir şekilde (或 tonda) konuşmak (或 söylemek) 粗暴地说 \sert \sert 严厉地; 严格地; 粗暴地, 生硬地 \sert \sert cevap vermek 生硬地回答

    Türkçe-Çince Sözlük > sert

  • 19 yağmur

    is.
    1. 雨, 雨水: \yağmur başlamak 开始下雨 \yağmur borusu 排水管 \yağmur bulutu 雨云 \yağmur çamur deceden 不管雨淋泥泞 \yağmur duası 求雨 \yağmur ölçer 〈气象〉雨量器, 雨量计 \yağmur suyu 雨水 \yağmur yüklü bulut 雨云 kurşun \yağmuru altında 在枪林弹雨中 taş \yağmuru 雨点似的石头Yağmur kesiyor (或 duruyor). 雨停了。Yağmurdan üstüm ıslandı. 我全身被雨淋透了。Çiftçi yağmur bekliyor. 农民在盼雨。
    2. 转́ 一片, 纷纷, 无数; 一连串, 大批, 大量, 很多: çiçek \yağmuru 很多鲜花 çual \yağmuru 纷纷提问, 一大堆问题 itiraz \yağmuru 反对意见很多 iltifat \yağmuru 问候很多 övgü \yağmuru 无数赞美 para \yağmuru 很多钱 Çiçek yağmuru ile karşılandı. 他受到了无数鲜花的欢迎。O zaman, meraklı komşularımızın gözleri fal taşı gibi açılır ve bizi soru yağmuruna başlarlar. 当时, 我们的那些好奇心颇大的邻居们眼睛圆睁, 暴风雨般地向我们问个不停。
    ◇ \yağmur boşanmak 大雨如注, 大雨倾盆: Yağmur değnek gibi iniyor, yağmur küpten (或 bardaktan, ibrikten) boşanırcasına yağıyor. 下倾盆大雨。\yağmur çiselemek 下毛毛雨: Akşama doğru hava bulandı; yağmur çiseledi. 傍晚时分, 天阴了, 下起了毛毛雨。\yağmur serpmek 下毛毛雨: Hava biraz kapanarak yağmur serperken bulutlar sıyrılmış, güneşin turuncu ışıkları fışkırmağa başlamıştır. 天刚一阴, 有点儿要下雨的样子, 却又云开雾散, 露出了橙黄色的阳光。\yağmur tutmak 下雨: Yolda yağmur tuttu, ıslandık. 半路上下起了雨, 我们都淋湿了。\yağmur yağmak 下雨: Yağmur fena yağıyor. 淫雨霏霏。\yağmur yemek (雨)湿透 \yağmur zorundan 由于大雨 \yağmurdan kaçarken, doluya tutulmak 出得龙潭, 又入虎穴 \yağmur yağarken küpünü doldurmak 下雨的时候灌满水罐(喻要抓住时机致富)
    ◆ Yağmur olsa kimsenin tarlasına düşmez (或 yağmaz). 自己不用也不让别人用; 占着茅坑不拉屎。

    Türkçe-Çince Sözlük > yağmur

  • 20 geçici

    1) вре́менный, преходя́щий; мимолётный

    geçici başbakan — вре́менный премье́р-мини́стр

    geçici bir hastalık — кратковре́менное заболева́ние; вре́менный неду́г

    geçici bir tedbir — вре́менная ме́ра

    geçici bir zaman için — на вре́мя, вре́менно

    geçici hükümet — вре́менное прави́тельство

    2) зара́зный

    geçici hastalıklar — зара́зные боле́зни

    Büyük Türk-Rus Sözlük > geçici

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.