Translation: from turkish

geleni

Look at other dictionaries:

  • geleni — is., hlk. Tarla faresi, büyük fare …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elinden geleni ardına (veya arkasına) koymamak — yapabileceği bütün kötülükleri yapmak Düşüncesini en iyi biçimde anlatabilmek için elinden geleni ardına koymamıştır. S. Birsel …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elinden geleni yapmak — gücünün yettiği kadarını yapmak Hasan Ağa dal gibi kızı şişmanlatmak için elinden geleni yapmıştı. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • önüne geleni kapar, ardına geleni teper — arsız, huysuz, geçimsiz kimseler için kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim — kişinin başına ne gelirse dilini tutmamasından gelir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzına geleni söylemek — 1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek 2) çok ve düşüncesizce konuşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aklına geleni işleme, her ağacı taşlama — sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse, bu davranışının büyük zararlarını görür anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aklına geleni söylemek — rastgele konuşmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • aklına geleni yapmak — her istediğini önünü sonunu düşünmeden yapmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alañır — geleni, tarla faresl I, 161 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • akıl — is., klı, Ar. ˁaḳl 1) Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us 2) ruh b. Bellek Hâlâ aklımda o tufan yağmuru. C. S. Tarancı 3) Öğüt, salık verilen yol Bu aklı size kim verdi. 4) Düşünce, kanı Şimdiki aklım olsaydı bu dükkânın yerine aç bir kahve! A. K …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.