Translation: from turkish

güldürmeyi amaç edinen oyun

  • 1 fars

    هزلي [هَزْلِيّ]

    Türkçe-Arapça Sözlük > fars

  • 2 amaç

    озвонч. -cı

    amaç gütmek — пресле́довать цель

    bencil amaçlar — коры́стные це́ли

    bu amaçla — с э́той це́лью

    2) мише́нь

    askeri amaç — вое́нный объе́кт

    ••

    amaç, kulanılan araçları mazur kılar — посл. цель опра́вдывает сре́дства

    Türkçe-rusça sözlük > amaç

  • 3 oyun

    игра́ (ж)
    * * *
    1) врз. игра́

    oyun almak — выи́грать, одержа́ть верх, победи́ть в игре́

    oyun bozmak — а) свести́ на нет заду́манное; расстро́ить за́мыслы; б) хитри́ть

    oyun çıkarmakспорт. показа́ть хоро́шую игру́, успе́шно сыгра́ть

    oyun kurmakспорт. вы́работать та́ктику игры́

    oyun vermek — проигра́ть

    satranç oyunu — игра́ в ша́хматы

    servetini kamilen oyunda yedi bitirdi — он проигра́л всё своё состоя́ние (в карты и т. п.)

    2) театра́льное представле́ние, спекта́кль

    oyuna çıkmak — выходи́ть на сце́ну

    radyo fonik oyun — радиопостано́вка

    3) пля́ска, та́нец

    oyun havası — танцева́льная мело́дия

    oyuna kaldırmak — приглаша́ть на та́нец

    4) пье́са
    5) обма́н, плутовство́, хи́трость; ко́зни, интри́ги

    oyun bozmak — а) расстро́ить за́мыслы, свести́ на нет ко́зни / интри́ги и т. п.; б) хитри́ть, моше́нничать

    oyun etmek / yapmak — а) сыгра́ть злу́ю шу́тку с кем; подшути́ть над кем, разыгра́ть кого; б) обхитри́ть, одура́чить, наду́ть

    oyuna gelmek — быть обма́нутым

    oyuna getirildiğini anladı — он по́нял, что с ним сыгра́ли злу́ю шу́тку

    oyuna kurban gitmek — быть оклеве́танным, стать же́ртвой обма́на / хи́трости / интри́ги

    Türkçe-rusça sözlük > oyun

  • 4 oyun dışı etmek

    oyun dışı etmek (kriket)
    v. catch out

    Turkish-English dictionary > oyun dışı etmek

  • 5 oyun dışı kalmamak

    oyun dışı kalmamak (kriket)
    carry the bat

    Turkish-English dictionary > oyun dışı kalmamak

  • 6 oyun etmek

    v. deceive, play a trick, trick, play a trick on smb., play smb. a trick, hoax, hocus, palter
    --------
    oyun etmek (kötü)
    pull a fast one

    Turkish-English dictionary > oyun etmek

  • 7 oyun

    [T oyun, Az oyun, Tk oyun, from OT *oj]: play

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > oyun

  • 8 amaç

    amaç <- > Zweck m; fig Ziel n;
    amaç edinmek sich (D) zum Ziel setzen;
    bu amaçla zu diesem Zweck;
    … amacıyla zwecks, mit dem Zweck zu …

    Türkçe-Almanca sözlük > amaç

  • 9 oyun

    oyun Spiel n; THEA Stück n, Vorstellung f; Tanz m; Ringkampf m; fig Winkelzug m, Schlich m;
    oyun alanı Spielplatz m;
    oyun almak SPORT gewinnen;
    oyun çıkarmak ein Spiel liefern;
    -e oyun etmek jemanden hereinlegen, fam reinlegen;
    oyun kuralı Spielregel f;
    oyun otomatı Spielautomat m;
    oyun salonu Spielhalle f

    Türkçe-Almanca sözlük > oyun

  • 10 amaç

    - is. 目的, 目标: askerî \amaç 军事目标 bu \amaçla 为此, 因而 Bencil amaçlar
    ◇ \amaç edinmek 为了; 目的是 \amaç gütmek 为了, 目的是 -i \amaç tutmak 为了, 目的是

    Türkçe-Çince Sözlük > amaç

  • 11 oyun

    is.
    1. 游戏, 玩耍; 娱乐, 消遣: çocuk \oyunları 儿童游戏 harp \oyunu 打仗游戏 kağıt \oyunu 打牌, 玩牌 satranç \oyunu 下棋 Tenis, dama, saklambaç, topaç çelik çomak, kaydırak birer oyundur. 打网球, 下跳棋, 捉迷藏, 打陀螺, 打尜尜, 玩石子都是一种游戏。Bugün ormana gidecektik Ahmet oyun bozanlık etti. 今天我们本想去森林游玩, 可艾哈迈德使游玩未能如愿。Oyuna gelirildiğini anladı. 他知道大家愚弄了他。
    2. 赌博: Parasını oyunda kaybetti. 他赌输了钱。Servetini kamilen oyunda yedi bitirdi. 他输光了全部家产。
    3. 运动会, 比赛会, 体育比赛: Olimpiyat \oyunları 奥林匹克运动会 Akdeniz \oyunları 地中海运动会
    4. 舞蹈(多指民间舞), 跳舞: \oyun havası 舞蹈旋律, 舞蹈音乐 \oyuna kaldırmak 邀请跳舞 Zeybek \oyunu 塞伊拜克舞
    5. 演剧, 戏剧的表演, 演出, 上演; 演奏; 表演: \oyuna çıkmak 出台, 上台 balet ve tiyatro \oyunları 芭蕾和戏剧表演 hokkabazın \oyunu (杂技中要盘、球、碟等的)手技 cambazın \oyunu 杂技表演 karagöz \oyunu 卡拉格兹戏 radyo \oyunu 广播(戏)剧 Sanatçılar oyunda büyük başarı gösterdiler. 艺术家们表演很成功。Öğretmenimizin götürdüğü tiyatrodaki oyunu çok beğendik. 我们非常喜欢老师带我们去的那家剧院的演出。
    6. 阴谋, 诡计, 计谋, 奸计, 骗局, 欺骗: alicengiz \oyunu 俚́ 阴险的花招, 狡滑的圈套, 骗局 iki yüzlü \oyun oynamak 玩弄两面派手法 kelime (或 söz) \oyunu 双关语, 文字游戏
    7. 剧本, 剧作: \oyun yazarı (戏)剧作家 \oyun yazarlığı 戏剧作品
    8. (比赛中)一局, 一盘, 一场: Oyunculardan biri bir oyun kaybetti. 有一位运动员已输了一局。
    ◇ \oyun (u) almak (在游戏、比赛中)赢, 获胜, 取胜 \oyun çıkarmak 1) 组织比赛, 举行比赛; 想出比赛的方法 2) 惹起不愉快的事, 招致不痛快的事 3) 体́ 玩, 打(球、牌), 下(棋) Milli takım güzel bir oyun çıkardı. 国家队打(踢)得很出色。\oyun ebesi (儿童游戏中的)领头人 -e \oyun etmek (或 yapmak) 1) 骗, 欺骗, 诓骗, 哄骗, 愚弄; 诈骗: Bize çok oyunlar etti; sonunda kuyruğunu kıstırırm. 他多次耍弄我们, 最终我会让他吃不了兜着走。 2) 开玩笑, 打趣 \oyun kurucu 体́ 前卫 \oyun oynamak 1) 玩, 玩耍, 参加游戏 2) 表演, 演出, 演剧 3) 开玩笑, 取笑, 打趣, 捉弄: Bana oyun oynadı. 他捉弄我。Ona bir oyun oynamaya karar vermişler. 她们决定要捉弄他。Yıllar önce bana oyun oynamıştı; şimdi elime düştü. 几年前他耍了我, 现在可落在了我的手里。\oyun vermek 1) (比赛中)输掉一盘(一局、一场) 2) 上演 \oyuna gelmek 上当, 受骗: O burada da oyuna gelmemiş. 他在这里也没有上当受骗。\oyuna getirmek 使上当, 使受骗, 欺骗: Orada da Arif denilen hergele bizi oyuna getirdi. 那里有一个名叫艾里夫的胆大妄为的人欺骗了我们。\oyuna girmek 参加赌博 \oyunu kaybetmek (在比赛中)失败, 输 \oyununa gelmek 上当, 受骗: Kurnaz adam bir kumpas yapmış; ama oyununa gelmedik. 狡猾的家伙设了个套, 但是我们没有上他的当。\oyununu bozmak 破坏了娱乐, 使败兴; 破坏了比赛

    Türkçe-Çince Sözlük > oyun

  • 12 amaç

    (-cı)
    п

    amaç gütmek — пресле́довать цель

    amaç, kullanılan araçları mazur kılar — цель опра́вдывает сре́дства

    - ı amaç tutmak — име́ть це́лью, поста́вить себе́ це́лью

    bencil amaçlar — коры́стные це́ли

    2) мише́нь

    askerî amaç — вое́нный объе́кт

    Büyük Türk-Rus Sözlük > amaç

  • 13 oyun

    1) игра́ в разн. знач.; заба́ва, весе́лье

    oyun(u) almak — вы́играть, одержа́ть верх в игре́

    2) театра́льное представле́ние, спекта́кль
    3) пля́ска, та́нец

    oyun havası — танцева́льная мело́дия

    4) пье́са

    oyun yazarı — драмату́рг

    oyun yazarlığı — драматурги́я

    5) обма́н, плутовство́, хи́трость; ко́зни, интри́ги

    oyuna gelmek — быть обма́нутым

    oyun etmek — а) обма́нывать, надува́ть, одура́чивать; б) сыгра́ть шу́тку с кем, подшути́ть над кем

    Büyük Türk-Rus Sözlük > oyun

  • 14 amaç

    amaç <- > s
    1) Zweck m
    \amaç gütmek einen Zweck verfolgen
    2) ( hedef) Ziel nt
    \amaç gütmek ein Ziel verfolgen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > amaç

  • 15 amaç dışı

    zweckentfremdet
    bir şeyi \amaç dışı kullanmak etw seinem Zweck entfremden

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > amaç dışı

  • 16 amatör oyun

    theat Laienspiel nt

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > amatör oyun

  • 17 ara oyun

    theat Einlage f

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > ara oyun

  • 18 bir perdelik oyun

    theat Einakter m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bir perdelik oyun

  • 19 dürüst oyun

    sport Fairplay nt

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > dürüst oyun

  • 20 oyun

    oyun s
    1) Spiel nt
    2) theat, film Darstellung f
    3) Streich m
    birine kötü bir \oyun oynamak jdm einen bösen Streich spielen
    4) Trick m
    bu \oyun her zaman söker dieser Trick zieht immer

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > oyun

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.