Translation: from turkish

erken giren kış

  • 1 erken

    досро́чный ра́нний ра́но
    * * *
    ра́но

    erken giren kış — ра́нняя зима́

    Türkçe-rusça sözlük > erken

  • 2 kıs kıs

    в соч.
    ••

    Türkçe-rusça sözlük > kıs kıs

  • 3 kış

    зима́ (ж)
    * * *
    I
    кш!, кыш! (возглас, которым отгоняют птиц)
    II
    зима́

    kış basmak — уда́рить ( о морозах)

    kışı geçirmek — провести́ зи́му, перезимова́ть где-л.

    kış sporları — зи́мние ви́ды спо́рта

    kış yaptı — пришла́ сне́жная суро́вая зима́

    Türkçe-rusça sözlük > kış

  • 4 kış başlangıcı

    kış başlangıcı (11 kasım)
    n. Martinmas
    * * *
    martinmas

    Turkish-English dictionary > kış başlangıcı

  • 5 erken ateşleme yapma

    erken ateşleme yapma (motor)
    n. back fire

    Turkish-English dictionary > erken ateşleme yapma

  • 6 erken ateşleme yapmak

    erken ateşleme yapmak (motor)
    v. back fire

    Turkish-English dictionary > erken ateşleme yapmak

  • 7 erken

    [T erken, Az erkän, from OT *är]: early

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > erken

  • 8 kis

    [T kis, Az qis, Tk gish, from OT *qysh]: winter

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > kis

  • 9 erken

    erken früh; vorgezogen (Wahl);
    sabahın çok erken saatlerinde in den frühen Morgenstunden

    Türkçe-Almanca sözlük > erken

  • 10 kış

    kış1 Winter m;
    kış günü (in der) Winterzeit (f);
    kış sporları Wintersportarten f/pl;
    kış tarifesi Winterfahrplan m;
    kış uykusu Winterschlaf m;
    çok kış yaptı es herrscht(e) ein strenger Winter;
    kışı geçirmek überwintern; den Winter verbringen; ZOOL Winterschlaf halten
    kış2 int zum Verscheuchen der Hühner ksch-ksch, sch-sch!

    Türkçe-Almanca sözlük > kış

  • 11 kiş!

    kiş! Schach (dem König)!

    Türkçe-Almanca sözlük > kiş!

  • 12 erken

    s. ve zf.
    1. 早: Sabahın erken saatiydi. Güneş yeni doğuyordu. 清早时分, 旭日东升。Sabahları erken kalkarım. 我每天早晨很早就起床。Yaz günleri ortalık çok erken ağarıyor. 夏季天亮得很早。
    2. (比规定的时间)早些: Bu sabah çok erken kalkmıştı. 今天早晨他起得很早。Erken dönecektim, Ali lâfa tuttu, geciktim. 我本来可以早点儿回来的, 可是被阿里叫住说了几句话, 来晚了。
    3. 尽早: Çocuklarını, evde her şeyin yolunda olmasını isteyen bizleri düşünmeli; elinden geldiğince erken evlenmelisin. 为你的孩子, 也为我们这些希望家里万事如意的人想想, 你应该尽早结婚。
    ◇ \erken bunama 医́ 精神分裂症
    ◆ Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır. 早起早赶路, 早婚早得子; 天上不会掉馅饼, 好吃懒做难立家。Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma. 早起早做早得益。

    Türkçe-Çince Sözlük > erken

  • 13 kıs kıs

    zf. 无声地(笑), 窃窃地(笑): Ali, kıs kıs güldu. 阿里偷偷地笑了。Karşına geçmis, kıs kıs gülüyordu. 他走到对面, 悄悄地乐了。

    Türkçe-Çince Sözlük > kıs kıs

  • 14 kış

    is.
    1. 冬, 冬天, 冬季: \kış bahçesi 暖房 \kış dönencesi 天́ 冬至, 冬至点 \kış mevsimi 冬天, 冬季 Kış geceleri uzun olur. 冬夜漫漫。Kışın ilk günleri olmasına karşın hava ılımandı. 虽说已是初冬时分, 天气还是暖洋洋的。Kıştı, yerler iki karış kar tutmuştu. 冬天到了, 地上积了一尺多厚的雪。
    2. 严寒, 大冷天
    ◇ \kış baba 严寒 \kış basmak 严冬降临 \kış dinlemesi 冬眠, 休眠 \kış dönemi 冬天的活计, 冬天干的活 \kış gelmek 冬天到, 冬季来临: Kış gelince ellerini soğuktan korumak için eldiven kullanmayı ihmal etmezdi. 冬天一到, 他从不忘记戴手套以保护手不冻坏。\kış görmek 过冬, 越冬 \kış günü 1) 冬天, 冬日: Bir kış günüydü ama şıkır şıkır güneşli bir kış günüydü. 那是一个冬日, 然而却是一个阳光灿烂的冬日。 2) 气温在零摄氏度以下的日子: Kış günü sıcaklık, 0℃ üstüne çıkmaz. 冬天气温不超过零摄氏度。\kış kayıtı 俗́ 冬天贮备的食物, 过冬的食品 \kış kıyamet 严冬, 寒冬腊月; 冰天雪地的天气, 风雪交加的天气: Avcılar bu kış kıyamette ördek avına çıktılar. 猎人们在这寒冬腊月的天气里都出去打兔子去了。\kış meyvesi 冬季成熟的水果; 冬贮水果 \kış olmak 冬天到, 时值冬日: Kış olmasına rağmen ağaçlar yemyeşil yapraklı ve çicekliydi. 虽然已是冬天, 但树林里依然是绿叶葱葱, 花开枝头。\kış uykusu 1) 冬眠, 休眠: Cırlak sıçan kış uykusuna yatar. 仓鼠冬眠。 2) 俗́ 停滞 \kış üstü 晚秋, 深秋, 秋末冬初 \kış vakti 冬季, 冬天 \kış yapmak 天寒地冻, 风雪交加 \kışı çıkarmak 过冬, 越冬 \kışı etmek 住到冬天, 呆到冬季 \kışı geçirmek 过冬, 越冬 \kışın en civcivli zamanı 数九寒天, 寒冬腊月 \kışta kıyamette 严寒, 寒冬
    II
    ünl. (驱赶鸟禽时发出的声音)喔嘘: ”Kış!” diye tavukları kovaladı. 他喔嘘一声把母鸡赶走了。
    ◇ \kış \kış etmek 喔嘘喔嘘地赶

    Türkçe-Çince Sözlük > kış

  • 15 kış

    I
    зима́

    Kış Baba — Дед Моро́з; Моро́з Кра́сный Нос; ма́тушка-зима́

    II
    кш!, кыш! (возглас, которым отгоняют птиц)

    Büyük Türk-Rus Sözlük > kış

  • 16 kiş

    I
    шахм. шах

    -ı kiş etmek — объяви́ть шах [королю́]

    II
    п ве́ра, рели́гия

    Büyük Türk-Rus Sözlük > kiş

  • 17 en erken

    frühestens, allerfrühestens; s. a. en geç

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > en erken

  • 18 erken

    1) früh
    \erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır ( prov) Morgenstunde hat Gold im Munde
    akşamın \erken saatlerinde am frühen Abend
    daha \erken es ist noch früh
    daha \erken olmaz früher geht's nicht
    mümkün olduğu kadar \erken so früh wie möglich
    2) eher
    ne kadar \erken gelirsen... je eher du kommst,...
    ne kadar \erken olursa o kadar iyi olur je eher, desto besser

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > erken

  • 19 erken bahar

    ilkbahar Frühling m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > erken bahar

  • 20 erken çıkış

    sport Frühstart m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > erken çıkış

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.