Translation: from turkish

emekli máaşı bağlamak

  • 1 emekli maaşı

    Rente f

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > emekli maaşı

  • 2 emekli maaşı

    Türkçe-rusça sözlük > emekli maaşı

  • 3 yıllık emekli maaşı

    annuity

    Turkish-English dictionary > yıllık emekli maaşı

  • 4 emekli maaşı

    n. pension, old age pension, old age annuity, retired pay, retiring pension, superannuation

    Turkish-English dictionary > emekli maaşı

  • 5 emekli maaşı alıyor olmak

    v. be on a pension

    Turkish-English dictionary > emekli maaşı alıyor olmak

  • 6 maluliyet emekli maaşı

    n. disability pension

    Turkish-English dictionary > maluliyet emekli maaşı

  • 7 emekli\ maaşı

    пе́нсия (ж)

    Türkçe-rusça sözlük > emekli\ maaşı

  • 8 emekli maaşı


    пенсие

    Малый турецко-адыгский словарь > emekli maaşı

  • 9 bağlamak

    завяза́ть привя́зывать прикрепля́ть свя́зывать
    * * *
    -i, -e
    1) привя́зывать, свя́зывать; завя́зывать узло́м / в у́зел; перевя́зывать; свёртывать; соединя́ть

    kravatı bağlamak — завя́зывать га́лстук

    eşyayı bağlamak — упако́вывать ве́щи

    vagonu lokomotife bağlamak — прицепи́ть ваго́н к локомоти́ву

    yarayı bağlamak — перевя́зывать ра́ну

    2) -e перен. свя́зывать по рука́м и нога́м; подчиня́ть

    şarta bağlamak — огова́ривать усло́вия, ста́вить в зави́симость от усло́вий (договора и т. п.)

    3) располага́ть, привя́зывать кого к кому

    bu davranışınız beni size bağladı — э́тот ваш посту́пок расположи́л меня́ к вам

    4) договори́ться, столкова́ться
    5) образо́вываться

    başak bağlamak — дава́ть ко́лос, колоси́ться

    buz bağlamak — покрыва́ться льдом, оледене́ть

    cerahat bağlamak — гнои́ться, нарыва́ть

    yap bağlamak — покрыва́ться жи́ром

    yosun bağlamak — пле́сневеть

    6) назнача́ть, определя́ть (жалованье и т. п.)

    emekli maaşı bağlamak — назна́чить пе́нсию

    Türkçe-rusça sözlük > bağlamak

  • 10 máaş

    жа́лованье (с) зарпла́та (ж)
    * * *
    1) зарпла́та, окла́д, жа́лование; де́нежное содержа́ние воен.

    máaş almak — получа́ть зарпла́ту

    máaş bağlamak — устана́вливать зарпла́ту

    2) (тж. emekli máaşı) пе́нсия

    emekli máaşı bağlamak — назна́чить пе́нсию

    máaş cüzdanı — пенсио́нная кни́жка

    Türkçe-rusça sözlük > máaş

  • 11 emekli

    s. 费力气的, 繁重的: Bu emekli bir iştir. 这是一项繁重的工作。
    II
    is. ve s. 退休的, 退职的, 退役的; 退休者, 退职者, 退役者: \emekli aylığı 养老金, 退休金 \emekli maaşı 退休金, 养老金 Buraya gelenler hep asker emeklileridir. 来这里的人都是退役军人。
    ◇ \emekli olmak 退休, 退职, 退役: Otuz yıl çalışıp emekli oldu. 他工作了30年, 已经退休了。\emekliye ayırmak 使退休 \emekliye ayrılmak 退休; 被安排退休: Hâkimler ve savcılar, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz. 在未达法定年龄之前, 不得安排法官和检察官退休。\emekliye çekilmek 退休: Emekliye çekildikten sonra inzivaya çekildi. 退休后他就隐居起来了。\emekliye çıkar (t) mak 使退休

    Türkçe-Çince Sözlük > emekli

  • 12 emekli

    emekli1 Rentner m, -in f; (staatlich) Pensionär m, -in f; als adj: … im Ruhestand; pensioniert;
    emekli aylığı (oder maaşı) Rente f; (staatlich) Pension f;
    emekliye ayırmak jemanden in den Ruhestand versetzen;
    emekliye ayrılmak in den Ruhestand versetzt werden; Rente beziehen oder fam in Rente gehen;
    -den emekli (oder … emeklisi) … im Ruhestand
    emekli2 mühsam, zeitraubend

    Türkçe-Almanca sözlük > emekli

  • 13 bağlamak

    v. fixate, tie, bind, attach, guy, secure with rope, fasten, connect, tie down, unite, conjoin; band, bandage, bond, brace; braid, clasp, colligate, concatenate, copulate, cord, do up, fasten up, fix, hitch, hook on, hook up, infix, interconnect
    --------
    bağlamak (hayvan)
    v. tether
    * * *
    1. fasten 2. link 3. tie

    Turkish-English dictionary > bağlamak

  • 14 paralel bağlamak

    paralel bağlamak (elek.)
    v. shunt

    Turkish-English dictionary > paralel bağlamak

  • 15 sıkı bağlamak

    v. make fast
    --------
    sıkı bağlamak (halat)
    v. frap

    Turkish-English dictionary > sıkı bağlamak

  • 16 bağlamak

    bağlamak v/t (-e) anbinden (an A); Schiff festmachen (an D); ankuppeln (an A); Gehalt gewähren (-e jemandem); Hoffnungen usw knüpfen (-e an A); jemandem etwas zuschreiben, zuschieben; jemanden binden, fesseln; Krawatte umbinden; Sachen verpacken; Wunde verbinden; fig gewogen machen (-i -e jemanden jemandem); Weg sperren;
    buz bağlamak vereisen;
    karara bağlamak beschließen;
    kir (pas, yosun usw) bağlamak Schmutz (Rost, Algen usw) ansetzen;
    maaşa bağlamak fest einstellen/engagieren

    Türkçe-Almanca sözlük > bağlamak

  • 17 bağlamak

    (-i, -e)
    1. 拴: eşeği kazığa \bağlamak 把驴拴在木桩上 gemiyi iskeleye \bağlamak 把船拴在码头上 Keçiyi ipinden tutmuş, eve getirip ahıra bağlamış. 他抓起绳子把羊牵回家, 拴在羊栏里。Eşeği sahibinin dediği yere bağla da, varsın kurt yesin. 成́ 你就照他说的去做, 如有差池, 与你无关。
    2. 系, 接; 连接; 拨通(电话): boyun bağı \bağlamak 打领带 ayakkabı \bağlamak 系鞋带 uçkur \bağlamak 系裤带 ip ipe \bağlamak 把绳子一根根接起来 Bana 68 42 22 88 numarayı bağlar mısınız? 请给我拨通68422288好吗?Boğaz'daki asma köprü Avrupa ile Asya'yı birbirine bağladı. (博斯普鲁斯)海峡上的斜拉桥把亚洲与欧洲连接在一起了。
    3. 捆绑, 束缚, 使不能做: basiretini \bağlamak 使犯糊涂, 使昏头 dilini \bağlamak 堵某人的嘴, 不让说话 elini kolunu \bağlamak 束缚某人的手脚 gözünü \bağlamak 蒙骗, 蒙敝 kısmetini \bağlamak 使(女人)不能如意结婚 Onları arkadan kınnapla bağlamıştı. 他用绳子将他们反绑了起来。
    4. 包扎: yarayı \bağlamak 包扎伤口 Hekim, geldiği günler kadıncağızın gözlerine merhem sürer, bir bezle de sımsıkı bağlarmış. 大夫来了, 给妇人的眼睛涂上药膏, 又用绷带把她的双眼紧紧地包扎了起来。
    5. 捆扎, 打包, 包装: Dükkâncı satılan eşyayı paket yapıp bağladı. 店铺老板把卖出的东西包好捆好了。
    6. 佩带: kılıç \bağlamak 佩带长刀
    7. 拴, 关闭: kapıyı \bağlamak 把门拴上 su yolunu \bağlamak 关上水管 bütün yolları \bağlamak 封闭所有的通道
    8. 转́ 约束, 管束: Bir takım kayıt ve şartlarla bizi iyi bağladılar. 他们用一大堆条件牢牢地限制了我们。Babası gibi kıskıvrak bağlar. 他就像他的父亲一样对他严加管束。
    9. 转́ 联系, 结合: Arkadaşımın düşüncelerini benimkine bağlayarak aramızda amaç birliği olduğu kanısına vardım. 结合我和我同事的想法, 我认为我们的目标是一致的。
    10. 转́ 纠缠, 缠住: Bu çocuk beni eve bağladı. 这孩子把我拴在了家里。Bu iş beni çok bağladı. 这件事缠了我很久了。
    11. (就某事)达成(协议等): işleri sözleşmeye \bağlamak 就一些生意签订合同 Borcun ödenmesini bir anlaşmaya \bağlamak 就还债问题达成一项协议
    12. 使投入, 使投身于: Kendisini işine bağladı. 他一心扑在了工作上。
    13. 使亲近, 使接近: Birdenbire alevlenen büyük aşk Fatma ile Hasan'ı birbirine bağladı. 突然燃起的爱情之火使法特玛与哈桑走到了一起。
    14. 赢得某人的关心(爱、尊敬等): Bu davranışınız beni size bağladı. 您的行动赢得了我对您的尊敬。İyi huyu ile kızı kendine bağladı. 他以良好的气质赢得了姑娘对他的爱。
    15. 结束, 完成; 归纳, 归结: masalı \bağlamak 把故事讲完 sözünü \bağlamak 结束发言 Uzun boylu konuştuktan sonra sözünü bir sonuca bağladı. 大个子讲话以后, 他把他的发言作了一个归纳。
    16. 分给, 发给: aylık \bağlamak 发生活费
    17. 形成, 呈现, 变得: Ekin tane bağlar. 庄稼要灌浆了。Yarası kabuk bağlar. 他的伤口要结痂了。Ateş kül bağlar. 火要灭了。
    18. 往酱里兑鸡蛋面糊等使之变稠
    ◇ bağlandığı yerde otla (n) mak 不长进, 没长进, 无进展: Atom çağındayız. Sen hâlâ bağladığım yerde otluyorsun azizm! 亲爱的, 现在都是原子时代了, 你还这么不长进!Yıllardır çalışır durur, bağlandığı yerde otlanmaktan bir türlü kurtulamadı. 他忙活了好几年, 可是一点儿进展都没有。

    Türkçe-Çince Sözlük > bağlamak

  • 18 bağlamak

    В
    1) свя́зывать; завя́зывать узло́м; перевя́зывать; свёртывать; соединя́ть

    eşyayı bağlamak — упако́вывать ве́щи

    vagonu lokomotife bağlamak — прицепи́ть ваго́н к локомоти́ву

    2) перен. свя́зывать по рука́м и нога́м; подчиня́ть
    3) располага́ть кого к кому
    4) закрыва́ть; запру́живать (напр. реку)
    5) зака́нчивать, заключа́ть

    karara bağlamak — прийти́ к какому-л. реше́нию

    6) образо́вываться, де́латься

    başak bağlamak — колоси́ться

    cerahat bağlamak — гнои́ться (о ране)

    yağ bağlamak — покрыва́ться жи́ром; [раз]жире́ть

    7) назнача́ть (жалованье и т. п.)

    irat bağlamak — исчисля́ть дохо́д

    Büyük Türk-Rus Sözlük > bağlamak

  • 19 emekli

    I
    вы́служивший пе́нсию, находя́щийся на пе́нсии, пенсионе́р; отставно́й, находя́щийся в отста́вке
    II

    emekli bir iş — трудоёмкое де́ло

    Büyük Türk-Rus Sözlük > emekli

  • 20 bağlamak

    2) (bir şeyin ucuna bir şeyi bağlamak) ПЫПХЭН; пипхагъ/ пипхащ: bağladı; ПЕПХЭ: bağlıyor; пышIэн/ пыщIэн; пишIагъ/ пищIащ: bağladı; пешIэ/ пещIэ: bağlıyor
    3) (ikisini birbirine uc-uca bağlamak) ЗЭПЫПХЭН; зэпипхагъ/ зэпипхащ: bağladı; ЗЭПЕПХЭ(Р): bağlıyor
    4) (ikisini birbirine uc-uca bağlamak, ilişkiilendirmek) зэпышIэн/ зэпыщIэн
    5) (ikisini birbirine yan yana bağlamak) зэгопхэн/ зэгуэпхэн; зэгуипхагъ/ зэгуипхащ: bağladı; ЗЭГУЕПХЭ: bağlıyor; зэгошIэн/ зэгуэщIэн; зэгуишIагъ/ зэгуищIащ: bağladı; зэгуешI/ зэгуещIэ: bağlıyor

    Турецко-адыгский словарь > bağlamak

Look at other dictionaries:

  • maaş — is., Ar. maˁāş Aylık Birleşik Sözler maaş bordrosu asli maaş dolgun maaş açık maaşı emekli maaşı eytam maaşı tekaüt maaşı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.