Translation: from turkish

diş ler ini sıkmak

  • 1 diş

    зуб (м)
    * * *

    diş çekmek — вы́рвать / удали́ть зуб

    diş çıkarmak — проре́зываться, ре́заться ( о зубах)

    diş dolgusu — пло́мба

    diş flüksiyonuмед. флюс

    diş kökü — ко́рень зу́ба

    diş minesi — зубна́я эма́ль

    diş tozu — зубно́й порошо́к

    kırık dökük dişler — гнилы́е вы́крошившиеся зу́бы

    takma diş — иску́сственный зуб; иску́сственная че́люсть

    yirmi yaş dişi — зуб му́дрости

    2) тех. зуб, зубе́ц, зу́бчик (у пилы, гребёнки и т. п.)

    diş boşlupu — простра́нство ме́жду зу́бьями

    3) зу́бчик, до́лька

    bir diş sarımsak — одна́ до́лька чеснока́

    ••
    - diş bilemek
    - dişine depmemek
    - dişe dokunur
    - dişleri dökülmek
    - diş geçirememek
    - diş geçirmek
    - diş gıcırdatmak
    - dişine göre
    - diş göstermek
    - dişinin kovupun bile gitmemek
    - dişini sıkmak
    - dişini sökmek
    - dişten tırnapından artırmak
    - dişini tırnapına takmak

    Türkçe-rusça sözlük > diş

  • 2 diş

    is.
    1. 牙齿: \diş çukuru 牙槽 \diş doktoru 牙医 \diş fırçası 牙刷 \diş hekimi 牙医 \diş macunu 牙膏 \diş muayenehanesi 牙医诊所 Büyük kişilerde 32 diş bulunur. 成年人有32颗牙齿。
    2. 齿状物, 齿轮的齿: \diş \diş arası (胶片的)齿孔间距 \diş deliği (胶片的)齿孔 kaşığının \dişleri 马梳的齿 sarmısak \dişi 蒜瓣
    3. 俚́ 毒品, 大麻: Kaç gündür dişsiz kaldık be abi! 大哥呀!我们已经好几天没抽的了!
    ◇ \diş açmak 攻螺母, 攻螺丝; (锁匠)配钥匙 -e \diş bilemek 伺机报复, 咬牙切齿 \diş çekmek 拔牙 \diş çektirmek 让医生拔牙 \diş çıkarmak 拔牙: Dişçi iki dişini çıkardı. 牙医给他拔了两颗牙。\diş doldurmak 补牙: Bu dişi doldurmak istiyorum. 我想补补这颗牙。-e \diş (ini) geçirememek 对…无能为力, 对…无可奈何: Sen ona diş geçiremezsin, boş yere gidip yorulma. 你斗不过他的, 别白忙活了。\diş gıcırdatmak 怒不可遏 \diş göstermek 张牙舞爪, 恐吓, 威胁 \diş kemiği 象牙 \diş kırmak 俚́ 把大麻弄碎塞入香烟中: Dünden beri harmanım, bize de bir çekimlik diş kır yahu! 从昨天起我就迷迷糊糊的, 让我也抽一口大麻好吗?\diş kirası 1) 旧时宫中或大户人家宴请宾客后送给来宾的礼金赠品 2) 额外的礼金赠品 \diş taktırmak 镶牙: Bir dişi taktırmak istiyorum. 我想镶颗牙。\diş tırnak göstermek 张牙舞爪, 耀武扬威 \dişe dokunmak 值得一提: Dişe dokunur değişiklik sadece evlerin yapısında idi. 值得一提的不同点只是房子的结构。Eve giren hırsızlar dişe dokunur bir şey bulamamışlar. 破门而入的盗贼们没有找到值得拿走的东西。-in \dişi taşa geçmek 做艰苦的工作, 啃硬骨头 -in \dişi tırnağı dökülmek 非常努力, 竭尽全力, 呕心沥血: Çocuklarını büyütüp yetiştirinceye kadar kadının hakikaten dişi tırnağı döküldü. 这个女人为了把她的子女培养成人, 可真是含辛茹苦, 呕心沥血。\dişinden tırnağından artırmak 省吃简用, 节衣缩食: Büyük oğlunu dişinden tırnağından artırarak tahsile göndermişti. 他省吃简用攒钱送大儿子去念书。Dişimizden tırnağından artırdıklarımızla başımızı sokacak bir ev almayı düşünüyorum. 我打算用我们节衣缩食攒下的钱买一所能让我们安身立命的房子。\dişine değmemek (食物等)不够塞牙缝 \dişine göre 力所能及地, 尽力地 \dişine güvenmek 自信 \dişine mangır değmek 挣钱 \dişini göstermek 张牙舞爪 \dişini saydırmak 俗́ 泄露秘密 \dişini sıkmak 1) 咬紧牙关 2) 咬牙忍受, 忍耐; 容忍, 咬紧牙关, 硬撑, 苦熬: İlâçlar tükeninceye kadar dişini sıktı, doktor öğütüne bağlı kaldı. 他遵医嘱一直坚持到把药用完。Dişini sık, şimdi itfaiye gelecek. 坚持!消防队就要来了。Hele biraz dişini sık, hepsi yoluna girer. 你再咬咬牙, 一切都会好的!-in \dişini sökmek 1) 拔牙: Dişçi, dişini çatır çatır söktü. 牙医用力地把他的牙拔了出来。 2) 转́ 使不能为害: Ben kararımı vermiştim. Ali'nin dişlerini mutlaka sökecektim. 我已决定要收拾一下阿里, 使之不能为害四方。\dişini tırnağına takmak 全力以赴, 竭尽全力, 硬撑, 苦熬, 吃苦耐劳: Köyden gelmişti, çekingendi. Ama dişini tırnağına taktı, kısa sürede zengin olup çıktı. 他来自农村, 脸皮薄, 但是吃苦耐劳, 很快就富了起来。\dişinin ağrısı 牙疼: Dişimin ağrısı çok ıstırap veriyor. 牙疼使我非常痛苦。\dişinin kovuğuna bile doldurmamak (或 gitmemek, yetmemek) (食物)少得不够塞牙缝 \dişinin kovuğunda kalmak (食物)少得不够塞牙缝 \dişiyle tırnağıyla 全力以赴地 \dişleri dökülmek 老掉牙, 上岁数 \dişleri takırdamak 哆嗦 \dişlerini gıcırdatmak 咬牙切齿: Yumruklarını sıktı. Dişlerini gıcırdattı. 他双拳紧攥, 牙齿咬得咔咔直响。\dişten artırmak 省吃简用, 从嘴里省钱: Sabah akşam nerede, kimin işyerinde iş varsa gittim, dişten tırnaktan artırdım, zorla üç beş yüz yuan sahibi oldum. 从早到晚, 哪儿有活, 我就在哪儿干, 省吃简用, 好不容易才攒了三、五百块钱。

    Türkçe-Çince Sözlük > diş

  • 3 sıkmak

    (sıkar)
    В
    1) жать, сжима́ть, дави́ть, сда́вливать, сти́скивать; ти́скать, прижима́ть

    birbirinin elini sıkmak — пожима́ть друг дру́гу ру́ки

    diş(ler)ini sıkmak — а) сти́снуть зу́бы; б) перен. терпе́ть, переноси́ть что

    2) выжима́ть, выда́вливать

    çamaşır sıkmak — выжима́ть бельё

    3) полива́ть (из шланга); опры́скивать

    flit sıkmakс.-х. опры́скивать

    4) перен. нажима́ть, наседа́ть, дави́ть на кого
    5) стесня́ть, надоеда́ть, беспоко́ить, волнова́ть; задева́ть; опосты́леть

    artık sıktın ama! — хва́тит уже́!

    6) вы́стрелить
    7) тех. подтя́гивать, затя́гивать (гайку)

    Büyük Türk-Rus Sözlük > sıkmak

  • 4 diş

    diş s
    1) Zahn m
    bir şeye \diş aç( tır) mak etw verzahnen (lassen)
    \diş çıkarmak Zähne bekommen
    birine \diş göstermek ( fam) jdm die Zähne zeigen
    \dişim ağrıyor ich habe Zahnschmerzen
    \dişinden tırnağından artırmak ( fig) o ( fam) an allen Ecken und Enden sparen
    \dişini sıkmak ( fig) o ( fam) die Zähne zusammenbeißen, sich am Riemen reißen
    bu, \dişinin kovuğuna bile gitmez ( fig) o ( fam) das ist gerade etwas für den hohlen Zahn
    \dişlerini takırdatmak/gıcırdatmak mit den Zähnen klappern/knirschen
    göze göz, \dişe \diş Auge um Auge, Zahn um Zahn
    2) (sarımsak \dişi) Zehe f

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > diş

  • 5 diş

    "1. tooth. 2. tusk. 3. tooth (of a saw, comb). 4. cog (of a wheel). 5. ward (of a key). 6. thread (of a screw). 7. clove (of a garlic). 8. head (of cloves). 9. slang dope, hashish. - açmak /a/ to thread, cut threads (in/on). - ağrısı toothache. -ten artırmak to economize on food. - bakımı dental care. - bilemek /a/ to watch for a chance to take revenge (on). - çekmek to extract a tooth. - çıkarmak to cut a tooth. - çukuru socket of a tooth. - çürüğü dent. cavity. -ine değmemek (for food) to be very little. - diş having many teeth or cogs; serrated. -e dokunur worthwhile. -leri dökülmek to lose one´s teeth through age. - düzeltimi orthodontics. - fırçası toothbrush. - geçirememek /a/ to be unable to order (someone) around. - geçirmek /a/ to be able to influence (a powerful person). -i gıcırdamak to have a strong desire for something. - gıcırdatmak to gnash one´s teeth, show one´s anger. -ine göre within one´s power, within the range of what one can handle. - göstermek /a/ to threaten. - hekimi dentist. - hekimliği dentistry. - kamaştırmak to set one´s teeth on edge. - kapanımı dental occlusion. - kemiği anat. dentine. - kırmak slang to doctor a cigarette. - kirası 1. hist. presents or money given to guests after a meal in Ramazan. 2. a side benefit (in addition to one´s wages). -inin kovuğuna bile gitmemek/dişinin kovuğunu doldurmamak (for food) not to be enough to satisfy one. - kökü root of a tooth. - macunu toothpaste. - oluşumu odontogeny. -ini sıkmak to grit one´s teeth and bear it. - siniri dental nerve. -ini sökmek /ın/ to render (a person) harmless. - tabibi dentist. - taktırmak to be fitted out with false teeth. -inden tırnağından artırmak to scrimp and save. -ini tırnağına takmak 1. to try everything, try every means, try every way. 2. to work in spite of great difficulties. - tozu tooth powder. - yuvası tooth socket, alveolus."

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > diş

  • 6 dış

    зуб (м)
    * * *
    1.
    1) вне́шняя / нару́жная сторона́ (чего-л.), вне́шний / нару́жный вид, вне́шность (чего-л.)

    dışı beyaz, içi sarı — снару́жи бе́лый, внутри́ жёлтый

    bardağın dışı kirli — стака́н снару́жи гря́зный

    bu evin içi dışından güzel — э́тот дом внутри́ краси́вее, чем снару́жи

    2) разг. заграни́ца

    yurt dışına çıkanlar — отъезжа́ющие за грани́цу

    2.
    1) вне́шний, нару́жный

    dış görünüşte — по вне́шнему ви́ду, на вид

    dış kapı — а) нару́жная дверь; б) пара́дная дверь (дома, квартиры)

    dış karakolвоен. нару́жный пост

    dış kulakанат. нару́жное у́хо

    dış mahalle — кра́йний кварта́л

    dış taraf — вне́шняя сторона́

    2) вне́шний, иностра́нный, зарубе́жный

    dış siyaset — вне́шняя поли́тика

    dış ülkeler — зарубе́жные стра́ны

    dış yatırım — вне́шние капиталовложе́ния, инвести́ция

    3.
    -не, -вне

    akıl dışı — неразу́мный

    edep dışı — неприли́чный, недозво́ленный

    evlilik dışı — внебра́чный

    kanun dışı etmek — поста́вить вне зако́на; объяви́ть вне зако́на

    mantık dışı — нелоги́чный

    mesai dışı çalıştırmak — заставля́ть рабо́тать сверхуро́чно

    4. в соч.
    ••

    dışı eli yakar, içi beni yakar — посл. не всё зо́лото, что блести́т; вне́шний вид обма́нчив

    dış kapının dış mandalıпогов. седьма́я вода́ на киселе́

    - iş hayatının dışında
    - rekabetin dışında
    - şehir dışında
    - bunun dışında
    - dışında kalmak
    - dış kapak

    Türkçe-rusça sözlük > dış

  • 7 dış bükey

    вы́пуклый

    dış bükey ayna — вы́пуклое зе́ркало

    dış bükey mercek — вы́пуклая ли́нза

    Türkçe-rusça sözlük > dış bükey

  • 8 dış işleri

    междунаро́дные дела́

    dış işleri bakanı — мини́стр иностра́нных дел

    dış işleri bakanlıpı — министе́рство иностра́нных дел

    Türkçe-rusça sözlük > dış işleri

  • 9 sıkmak

    вы́жать жать зажа́ть пожа́ть прижа́ть сжать стя́гивать
    * * *
    -i
    1) жать, сжима́ть, прижима́ть

    çizmeleri sıkıyor — сапоги́ [ему́] жмут

    elini sıkmak — пожа́ть [ему́] ру́ку

    göğüsüne sıkmak — прижа́ть к груди́

    2) выжима́ть, выда́вливать

    limon sıkmak — выжима́ть сок из лимо́на

    üzüm sıkmak — дави́ть виногра́д

    3) полива́ть из шла́нга

    yangına su sıkmak — залива́ть пожа́р

    4) вы́стрелить

    ona doğru bir kurşun sıktı — он вы́стрелил пря́мо в него́

    5) перен. нажима́ть, притесня́ть, дави́ть на кого

    çocuğu çok sıkıyorlar — они́ сли́шком притесня́ют ребёнка

    6) стесня́ть; надоеда́ть; опосты́леть

    böyle şeyler onu sıkar — подо́бные ве́щи надоеда́ют ему́

    hayat beni sıkıyor — жизнь мне опосты́лела

    Türkçe-rusça sözlük > sıkmak

  • 10 diş

    İnşaat Mühendisliği ve Mimarlık Türkçe-Rusça Sözlük ve Rus-Türkçe Sözlük > diş

  • 11 sıkmak

    v. squeeze, tighten, make fast, hold tight, grip, bore, bother, give the willies, depress, ail, chevy, chivvy, chivy, clench, constipate, constrict, crush, cumber, distress, extrude, harass, hatchel, incommode, irk, jam, load, mope, oppress, pinch
    --------
    sıkmak (limon vb.)
    v. press, ream, ream out
    * * *
    1. annoy 2. bother 3. squeeze (n.)

    Turkish-English dictionary > sıkmak

  • 12 suyunu sıkmak

    suyunu sıkmak (çamaşır)
    v. wring out

    Turkish-English dictionary > suyunu sıkmak

  • 13 dis

    [T dis, Tk dash, from OT *tash]: outside
    [T dis, Az dis, Tk dish, from OT *tish]: tooth

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > dis

  • 14 dış

    1. adj/subst Außenseite f; außen-, Außen-; Auslands-; (das) Äußere;
    dış görünüşte dem Aussehen nach;
    dış kapı Haustür f;
    dış lastik Auto Reifen m;
    dış siyaset Außenpolitik f;
    dış taraf Außenseite f;
    dış ticaret Außenhandel m;
    dışa açılmak sich (der Außenwelt) öffnen;
    evlilik dışı außerehelich;
    kanun dışı illegal;
    -i kanun dışı etmek A ächten, in Acht und Bann tun;
    dış kapının dış mandalı entfernte(r) Verwandte(r);
    yarışma dışı außer Konkurrenz
    2. postp -in dışına über … (A) hinweg;
    -in dışında Ort außerhalb (G); draußen (vor D); fig außer (D);
    şehir dışında außerhalb der Stadt
    3. adv bunun dışında darüberhinaus

    Türkçe-Almanca sözlük > dış

  • 15 diş

    diş Zahn m; TECH Zacke f, Zinke f; Gewinde n; Zehe f (des Knoblauchs); fam Haschisch n (a m);
    diş açmak Gewinde schneiden;
    -e diş bilemek fig auf Rache sinnen gegen A;
    diş çukuru ANAT Alveole f, Zahntasche f;
    diş çürüğü Karies f, Zahnfäule f;
    diş dolgusu Füllung f, Plombe f;
    diş fırçası Zahnbürste f;
    ona diş geçiremedi er/sie konnte nicht mit ihm/ihr fertig werden;
    diş gıcırdatmak mit den Zähnen knirschen;
    diş göstermek fig die Zähne zeigen (drohend);
    diş kemiği Zahnbein n;
    diş macunu Zahnpasta f;
    diş mastarı TECH Gewindekaliber n;
    diş ünsüzü GR Zahnlaut m, Dental m;
    dişe dokunur genießbar; lohnend;
    dişinden tırnağından artırmak sich (D) etwas vom Munde absparen;
    kesici diş Schneidezahn m;
    akıl (oder yirmi yaş) dişi Weisheitszahn m;
    azı dişi Backenzahn m;
    göz dişi Aug(en)zahn m;
    süt dişi Milchzahn m

    Türkçe-Almanca sözlük > diş

  • 16 sıkmak

    sıkmak <- ar> (-i) pressen, zusammendrücken A; (jemandem die Hand) drücken; Frucht auspressen; drücken (auf A); Wäsche auswringen; Wasser spritzen (-e auf A); Salve abfeuern; fig jemanden drangsalieren, piesacken, fam Schüler ordentlich vornehmen; jemanden verdrießen;
    sıkarsın (oder sıkıyorsun, sıktın)! du gehst mir auf die Nerven

    Türkçe-Almanca sözlük > sıkmak

  • 17 dış

    is. ve s.
    1. 外, 外面, 外表, 外观; 外面的: \dış açı 数́ 外角 \dış kapı 外门 \dış lâstik 外胎 \dış yüz 外表, 外观 \dışa akışlı bölge 地́ 外流区 \dışa akışlılık 地́ 外流 Bardağın dışı kirli. 杯子外面脏了。Yapının dışı mozaikle kaplandı. 这座建筑外面贴了马赛克。
    2. 外国的, 国外的, 对外的, 外交的: \dış borç 外债 \dış pazar 国外市场 \dış siyaset 外交政策 \dış ticaret 外贸 \dış ilişkiler 对外关系 \dış gezi 出国旅游, 国外旅行
    ◇ \dış dünya 1) 国外 2) 外界 \dış güçler 1) 外部势力, 外国政治经济大国 2) 外力 \dış hat 1) (航空航海)国际航班, 国际航线: Türk Hava Yollarının \dış hatlarda çalışan görevlileri 飞国际航线的土航职员 Dış hatlara bugün uçak kalkmadı. 今天飞机未飞国际航班。 2) 国际通信线; 国际长途电话线路: Dış hatlarda bozukluk olduğu için Ankara'yla konuşulamıyor. 国际长途电话线路出故障了, 无法与安卡拉通话。 3) 电话外线: Bir dış hat istiyorum, lütfen. 请给我接外线。\dış kapının \dış mandalı 俗́ 非常远的远亲, 八竿子也打不着的亲戚 \dışa açılma 对外开放: \dışa açılma ve reform politikası 改革开放政策 \dışa akma 喷射, 喷流 \dışa çevrilme 医́ 外翻 -i \dışa vurmak 1) 挑明, 说明 2) 和盘托出, 倾诉 \dışı iffetle badana olmak 贞洁, 清白 \dışında 除…之外, 如果这个不算的话: Bu kitabın dışında hiçbir roman yazmadım. 除了这本书以外, 我没写过其它任何小说。\dışına çıkmak 越权 \dışında bırakılmak 被排斥在外 \dışnda kalmak 不参与, 不关心 (-i, -in) \dışında saymak 把…排除在外: Gazete yazarlığını, edebiyatın, sanatın dışında sayanların ne demek istediklerini hiçbir zaman anlamadım. 有些人把报刊写作排除在文学和艺术之外, 我从来都没搞明白他们想干什么。\dıştan evlilik 异族通婚
    ◆ Dışı eli yakar, içi beni (yakar). 华而不实; 驴粪蛋子外面光; 金玉其外, 败絮其中。Dışı hoca, içi baca. 华而不实; 驴粪蛋子外面光; 金玉其外, 败絮其中。Dışı kalaylı, içi alaylı. 华而不实; 驴粪蛋子外面光; 金玉其外, 败絮其中。

    Türkçe-Çince Sözlük > dış

  • 18 dış bükey

    s. 物́ 凸状的, 凸面的: \dış bükey ayna 凸面镜 \dış bükey mercek 凸透镜

    Türkçe-Çince Sözlük > dış bükey

  • 19 dış kulak

    - ğı is. 解́ 外耳: \dış kulak yolu (或 kanalı) 外耳道

    Türkçe-Çince Sözlük > dış kulak

  • 20 dış yüz

    is. 外表, 外观, 外貌: \dış yüzden içyüze doğru adım adım ilerlemek 由表及里

    Türkçe-Çince Sözlük > dış yüz

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.