Translation: from turkish to chinese

from chinese to turkish

cesaret

  • 1 cesaret

    [cesa:ret]
    阿́ is.
    1. 勇气, 胆量, 胆子: Suna'nin dişçiye ceraretle gidişine hayran oldum. 我很钦佩苏娜竟然敢去看牙医。
    2. 鲁莽, 莽撞, 冒失
    ◇ \cesaret almak 得到鼓舞, 壮起胆: Bundan cesaret alan fidyeciler, daha sonra, aldıkları paranın iki katını istediler. 受此鼓舞, 索要赎金的人后来又把他们索要的赎金翻了一番。\cesaret bulmak 得到鼓舞, 壮起胆: Sen meydan vermeseydin, o bu cesareti kendinde bulamazdı. 要不是你给他机会, 他自己也没有这个胆量。-e \cesaret etmek 敢于, 有胆量: Bana madik atmaya cesaret edecek birini ben tanımıyorum. 我还没有见识过有谁胆敢骗我。Bu soğuk havada denize girmeye cesaret etmiyordu. 这么冷的天他不敢下海。Seni yaralamaya kim cesaret etti? 究竟是谁竟敢伤害你?-e \cesaret gelmek 鼓起勇气, 壮起胆 \cesaret göstermek 显示勇气, 表现勇气 \cesaret satmak 装出勇敢的样子 -e \cesaret vermek 给某人壮胆, 鼓励, 激励: Yurt içinden ve yurt dışından gelen okuyucu mektupları yazara cesaret vermişti. 国内外的读者来信, 使作者倍受鼓舞。\cesarete gelmek 得到鼓舞, 鼓起勇气, 壮起胆 \cesareti kırılmak 失去勇气, 泄气: Kapıdan içeri ilk adımını atınca birdenbire cesareti kırıldı. 他刚迈进门第一步便失去了勇气。Cesareti tümüyle kırılmıştı. 他完全泄了气。-in \cesaretini artırmak 使壮胆 -in \cesaretini kırmak 使魂飞魄散, 使吓破胆: Benim cesaretimi kıran sen oldun. 你吓死我了!\cesaretini yitirmek 失去勇气: Doğru, ben de, annem de çok çektik. Üzüldük ama cesaretimizi hiç yitirmedik. 是的, 我和我的母亲吃苦受累, 我们有烦恼, 但是我们从来没有失去勇气。

    Türkçe-Çince Sözlük > cesaret

Look at other dictionaries:

  • cesaret — is., Ar. cesāret 1) Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven 2) Yüreklilik, yiğitlik, yürek ve göz pekliği Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar. N. Cumalı 3) Cüret 4) Çekinmezlik,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cesâret — (A.) [ ترﺎﺴﺝ ] cesurluk …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • CESARET — Cesurluk, yiğitlik, korkusuzluk …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • cesaret almak (veya bulmak) — herhangi bir durumdan, davranıştan güç almak Hayvanın sokulganlığından cesaret alan bir başka kız da usulca yanına yaklaştı. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cesaret etmek — korkulması gereken bir işe korkmadan girişmek, göze almak Bana bir şey söylemeye cesaret ettiğini gördünüz mü şimdiye kadar? T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cesaret vermek — (birine) birinin yılgınlığını gidermek, birini yüreklendirmek Sabahın ışıkları bana yeniden bir cesaret verdi. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cesaret gelmek — (birine) yılgınlığı gitmek, yüreklenmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cesaret (veya cesaretini) göstermek — yürekli davranmak Demek ki işi açığa vurmak cesaretini gösterdi. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • CESARET-İ MEDENİYE — Her türlü baskılara karşı çekinmeden hakikatı söylemek. Müsbet harekette korkmamak. Haklı olduğu bir mes elede korku göstermemek. İçtimai münasebetlerde girişkenlik …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CASİR — (Cesaret. den) Cesaret eden, cesur, cesaretli …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MÜCASİR — (Cesaret. den) Cesaret eden …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.