Translation: from turkish

canlılar için doğup çoğalmak

  • 1 üremek

    1. تكاثر [تكَاثَرَ]
    2. تناسل [تَنَاسَلَ]
    3. توالد [تَوَالَدَ]

    Türkçe-Arapça Sözlük > üremek

  • 2 aşı

    \aşı (ağaçlar için)
    lûl
    --------
    \aşı (bitkiler için)
    taman
    --------
    \aşı (canlılar için)
    parza
    --------
    fetrûm

    Türk-Kürt Sözlük > aşı

  • 3 dingin

    \dingin (canlılar için)
    tebitî
    --------
    aram
    --------
    asûde
    --------
    pengivî

    Türk-Kürt Sözlük > dingin

  • 4 canlı

    s. ve zf.
    1. 有生命的, 活的: Balıkçı canlı balıklar getirdi. 渔夫带来了几尾活鱼。
    2. 有力气的, 健壮的; 活跃的, 好动的; 有生气的, 充满生机的: \canlı bir adam 一个健壮的人 \canlı bir çocuk 一个活泼的孩子 \canlı renkler 鲜艳的色彩, 亮色, 明快的色调
    3. 转́ 生动的, 妙趣横生的: \canlı bir söz 一句生动的话 Öğretmen canlı bir ders yaptı. 老师讲了一堂生动的课。Öyle canlı anlatır ki, kahvenin içi kahkahadan çın çın öter. 他讲得非常生动, 咖啡馆里充满一阵阵的尖叫声。
    is. 活物, 动物, 生物: Oksijen canlılar için gerekli bir gazdır. 氧气对生物来说是必不可少的气体。
    ◇ \canlı bebek 非常漂亮的女人 \canlı canavar 非常调皮的孩子 \canlı \canlı 活的, 鲜活的: Ev bark sahipleri, sandalcıların olta ile tutup oracıkta eski bir leğen içinde canlı canlı sattıkları balıklara bakmadan geçemezlerdi. 船夫们把钓来的鲜鱼就地放在旧盆中摆在那里出售, 一家之主们经过时必然是要看一看的。\canlı cenaze 活尸, 形容槁枯的人, 皮包骨的人, 骨瘦如柴的人: Ali'yi şimdi görsen belki bir canlı cenaze zanneder de korkarsın. 如果现在见到阿里, 你也许会以为他是一具活尸而感到吓人。\canlı fosil 活化石 \canlı gazete 小广播, 活报纸, 热衷于传播各种小道消息的人 \canlı kalıntı 活化石 \canlı madde 动́ 活性物质 \canlı model 真人模特儿 \canlı özdekçilik 哲́ 万物有生论; 物活论; 生命与物质不可分离论 \canlı resim 影́ 动画, 卡通 \canlı yayın 现场直播 \canlısı 喜欢…的人: para \canlısı 财迷 dost \canlısı 好交朋友的人 çocuk \canlısı 喜欢小孩的人

    Türkçe-Çince Sözlük > canlı

  • 5 gaz

    法́ is. 纱布, 薄纱: \gaz bezi纱布, 绷带
    II
    拉́ is.
    1. 气态, 气体: \gaz baloncuğu 气囊 Hava oksijen, hidrojen vb. gazlardan meydana gelir. 空气是由氧气、氢气等气体组成的。Oksijen canlılar için gerekli bir gazdır. 氧气对生物来说是必不可少的气体。
    2. 瓦斯, 毒气, 煤气: \gaz bombası 毒气弹 \gaz maddesi 毒剂, 毒物, 毒气 \gaz mazkesi 防毒面具 \gaz musluğu 煤气栓, 煤气龙头 \gaz odası 毒气室 \gaz savaşı 毒气战 \gaz sayacı (或 saati) 煤气表 \gaz sığınağı 防毒掩蔽部, 避毒所 \gaz su ısıtıcısı 煤气热水器 petrol \gazı 天燃气, 石油气
    3. 煤油, 煤油灯: \gaz lâmbası 煤油灯 \gaz sobası 煤油炉
    4. (汽车)油门: \gaz ayarı (汽车)油门 \gaz pedalı 油门踏板
    5. (肠胃中产生的)气体, 屁
    ◇ \gaz çıkarmak (或 kaçırmak) 放屁 \gaz kesmek 1) 减速 2) 不把话题扯远, 长话短说 \gaz ocağı 1) 煤油炉 2) 煤气炉子 \gaza basmak 1) 加油, 加速, 踩油门: Efendi Mansur gaza bastı, traktör müthiş homurtusuyla sanki uçtu. 曼苏尔先生一踩油门, 拖拉机怒吼着冲了出去。Gaza bastım, motor almadı. 我踩了油门, 但马达没发动起来。 2) 开溜: Çok ötme bakalım hafiften gaza bas. 你别吱声, 悄悄地溜吧!\gaza dayanmak 加油, 加速, 踩油门: Şoför gaza dayanınca araba ok gibi fırladı. 司机一踩油门, 汽车像箭一样窜了出去。

    Türkçe-Çince Sözlük > gaz

  • 6 gerekli

    s. 必要的, 必需的: Oksijen canlılar için gerekli bir gazdır. 氧气对生物来说是必不可少的气体。Sana çok ağırbaşlı, sessiz ve çalışkan bir kadın gerekli. 你需要的是一个老成持重的、沉静的和能吃苦的女人。\gerekli görmek 认为必要 \gerekli kılmak 使有必要

    Türkçe-Çince Sözlük > gerekli

  • 7 oksijen

    法́ is. 化́ 氧 (O), 氧气: \oksijen balonu 氧气瓶 \oksijen çadırı 氧气帐 \oksijen hortumu 供氧管 \oksijen kaynak cihazı 焊接喷灯, 气焊炬, 焊枪 \oksijen masket 氧气面罩 \oksijen mayi (或 sıvı) 液氧, 液态氧 Havada beşte bir oranında oksijen var. 空气成分中的五分之一是氧。Oksijen canlılar için gerekli bir gazdır. 氧气对生物来说是必不可少的气体。

    Türkçe-Çince Sözlük > oksijen

  • 8 hakkı için

    ра́ди кого-чего; во и́мя кого-чего

    namusum hakkı için — кляну́сь че́стью

    Türkçe-rusça sözlük > hakkı için

  • 9 hatırı için

    а) из уваже́ния к кому-чему
    б) из-за кого, ра́ди кого

    hatırınız için — ра́ди вас

    Türkçe-rusça sözlük > hatırı için

  • 10 için

    для
    * * *
    1) для, ра́ди, из-за

    sizin için bir kitap getirdim — я принёс для вас кни́гу

    para için — ра́ди / из-за де́нег

    2) для, на

    bu şapka sizin için büyük — э́та шля́па на вас велика́

    3) на

    kitabı bir hafta için aldı — он взял кни́гу на одну́ неде́лю

    4) по (в сочет. с мест. указывает на субъект, воспринимающий, осознающий что-л.)

    benim için çok enteresan bir şeydi — по мне, по моему́ мне́нию э́то была́ о́чень интере́сная вещь

    5) за

    bu eşyalar için kaç lira ödediniz? — ско́лько лир вы отда́ли за э́ти ве́щи?

    6) о, про

    sizin için bir şey demedi — про вас он ничего́ не сказа́л

    7) (с формой -mak, -ması) что́бы; для того́, что́бы; ра́ди то́го, что́бы; с тем, что́бы
    8) (с формой -dığı / -acağı) так как; потому́ что; ввиду́ того́ что
    9) (в сочет. с именами образует клятвенное заверение, клятву)

    çocukların başı için — кляну́сь детьми́

    namusum hakkı için — кляну́сь че́стью

    Türkçe-rusça sözlük > için

  • 11 için için

    про себя́, тайко́м, скры́тно, незаме́тно, ти́хо

    için için gülmek / gülümsemek — посме́иваться; смея́ться в душе́

    için için kızmak — серди́ться в душе́

    için için yanmak — а) ти́хо-ти́хо горе́ть - об огне́; б) вта́йне страда́ть

    Türkçe-rusça sözlük > için için

  • 12 çimlerin üzerinden aşırmak için vuruş

    çimlerin üzerinden aşırmak için vuruş (golf)
    n. putt

    Turkish-English dictionary > çimlerin üzerinden aşırmak için vuruş

  • 13 icin

    [T icin, Az ücün, from ic]: because

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > icin

  • 14 çoğalmak

    çoğalmak sich vermehren; Gedränge usw zunehmen, noch größer werden

    Türkçe-Almanca sözlük > çoğalmak

  • 15 için

    için1
    1. postp für (A); zu (D); wegen (G); um (G) … willen; über (A), betreffend (A)
    2. konj weil, da; um … zu; dafür, dass …; Beschwörungen bei (D), zu (D);
    Beispiele annem için für meine Mutter;
    benim için für mich; meinetwegen; meines Erachtens;
    barışçı maksatlar için zu friedlichen Zwecken;
    bunun için deswegen; dafür; infolgedessen;
    bir kaç saat için auf einige Stunden (a für …);
    kara gözler için um der schwarzen Augen willen;
    kim(in) için für wen?;
    pratik için der praktischen Arbeit wegen, der Praxis wegen;
    şaka için zum Scherz, aus Spaß
    3. konj -mek için: yaşamak için yemeli man muss essen, um zu leben
    4. -me+Possessiv için: çabuk gitmesi için arabayı verdim ich gab ihm den Wagen, damit er schnell hinkommt
    5. -diği için: ona yardım ettiği için weil ( oder dafür, dass) ich ihr ihm/ihr geholfen habe;
    Allah (oder namusum) hakkı için! bei Gott! ( oder meiner Ehre!)
    için2 tief (innerlich);
    için için (leise) vor sich hin, innerlich; unbemerkt;
    için için yanmak schwelen, vor sich hin brennen; fig betrübt sein, ohne es zu zeigen

    Türkçe-Almanca sözlük > için

  • 16 kopya\ için\ olan

    (ударение: kópya için olan) копирова́льный

    Türkçe-rusça sözlük > kopya\ için\ olan

  • 17 için

    e.
    1. 为了, 为: Başarı kazanmak için çalışıyor. 他为了取得成功而努力工作。Sizin icin bir kitap getirdim. 我给你带来了一本书。Onun için hayatımı tehlikeye koydum. 我为了他而置生死于不顾。
    2. 由于, 因为: Bayram olduğu için işe gitmedi. 过节了, 他没去上班。O an kendi da bir Çinli olduğu için derin bir iftihar duydu. 当时, 他为自己也是一个中国人而深感自豪。
    3. 对, 对于: Bu şapka senin icin büyük. 这帽子你戴着大。65 yaş ve yukarısı her 1000 erkek için, 1285 kadın mevcuttur. 在65岁及65岁以上的人群中男女比例为1000人比1285人。
    4. 以…为代价, 以…做交换: Bu eşyalar için kaç lira ödedininz? 您买这些东西花了多少钱?
    5. 以某人的观点, 在某人看来: Benim için enteresan bir insandır o. 我觉得他这个人挺有趣。
    6. 关于, 就: biri \için iyi söylemek 称赞某人, 说某人的好话 Atatürk için dâhi diyorlar. 人们称阿塔图尔克为天才。
    7. 表示时间段: Kitabı bir hafta için aldım. 这本书我借阅一个星期。Traktörünü iki gün için iare etti. 他把他的拖拉机借出去两天。
    8. 去, 赴: Biletin Shanghai için. 你这张票是去上海的。
    9. 以某人的名义: Allah için siz söyleyin, ne olmuş? 看在真主的份上, 你说吧, 出了什么事?Benim için mektup var mı? 有我的信吗?Hepimiz için konuştu. 他代表我们发了言。

    Türkçe-Çince Sözlük > için

  • 18 için için

    zf. 暗自, 偷偷地; 悄悄地, 不被察觉地: \için için çektiği bir özlem 默默的思念 Delikanlı, o kızı için için sevmekteymiş meğer. 原来那个小伙子在暗恋那个女孩。Dev dışarıya bakarken yüreği için için eridi. 巨人看到外边这种情景, 心也慢慢地软了下来。
    ◇ \için için ağlamak 暗自哭泣 \için için gül (ümse) mek 暗笑, 偷乐, 窃笑 \için için yanmak 1) 不知不觉地燃烧 2) 转́ 暗自惆怅

    Türkçe-Çince Sözlük > için için

  • 19 bunun için

    1) dafür, dazu
    \bunun için bana fazla hesap çıkardınız Sie haben mir das zu teuer berechnet
    \bunun için bir çekice ihtiyacım var ich brauche dazu einen Hammer
    2) hierfür, hierzu
    \bunun için bir çekice, onun için de bir penseye ihtiyacım var hierzu [o hierfür] brauche ich einen Hammer und dazu [o dafür] eine Zange
    3) deswegen
    \bunun için saç sakal ağartmam ( fam) deswegen lasse ich mir keine grauen Haare wachsen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bunun için

  • 20 çoğalmak

    vi sich (ver) mehren, zunehmen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > çoğalmak

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.