Translation: from turkish

canını feda etmek

  • 1 feda etmek

    feda kirin

    Türk-Kürt Sözlük > feda etmek

  • 2 canını feda etme

    n. supreme sacrifice

    Turkish-English dictionary > canını feda etme

  • 3 feda etmek

    v. sacrifice, bargain away, barter away, give away

    Turkish-English dictionary > feda etmek

  • 4 hayatını feda etmek

    v. lay down one's life

    Turkish-English dictionary > hayatını feda etmek

  • 5 feda etmek


    тегъэкIодэныр, текIодэныр, ыдэн

    Малый турецко-адыгский словарь > feda etmek

  • 6 yoluna can feda etmek


    фэшIыкIэ псэ тын

    Малый турецко-адыгский словарь > yoluna can feda etmek

  • 7 feda etmek

    to sacrifice

    İngilizce Sözlük Türkçe > feda etmek

  • 8 feda

    искупи́тельная же́ртва; вы́куп

    feda etmek — поже́ртвовать, принести́ в же́ртву

    canını feda etmek — отда́ть жизнь, поже́ртвовать собо́й

    ••

    Türkçe-rusça sözlük > feda

  • 9 can

    波́
    is.
    1. 魂, 灵魂; 生命: Senin canın can da benimki patlıcan mı? 成́ 你的命值钱, 难道我的命就不值钱吗?
    2. 力气, 力量: Sende hiç can yokmuş. 你好像一点力气也没有。Sıcakta yürümeye can kalmadı. 天气炎热, 他没有力气走路了。
    3. (一个)人: Altı canı beslemek için çalışıyor. 为了养活6口人, 他努力工作。Benimle beraber dört canız. 算上我咱们一共4个人。Orada bir tek can kalmamış. 那里好像一个人也没有。
    4. 自己, 自我, 个人: Can cümleden aziz. 个人第一; 个人至上。
    5. 心, 内心: Yanıma kibrit almayı unutmuşum; canım da öyle bir sigara içmek istiyor ki! 我竟然忘记了带火柴, 我多想吸只烟啊。
    6. (比克特西教团及毛拉维教团)信徒, 兄弟: Canlar tekkede toplandı. 众信徒在修道院聚会。
    7. (复数表示昵称)弟兄们, 伙计们, 哥儿几个: Canlar! Açık olsun bahtınız. 弟兄们, 祝你们好运。
    s. 真诚的, 纯真的, 可爱的: Ne can çocuk! 多可爱的孩子!Ne kadar can adam! 他真是个多么实在的人啊!
    ◇ \can acısı 剧痛: Eşek can acısından anırmış, yerinde duramaz olmuş, oradan oraya koşmuş. 驴子疼得直叫唤, 不停地打转转。\can ağıza gelmek 1) 怕得心提到了嗓子眼, 极度恐惧 2) 濒于死亡 \can ağzında beklemek 焦急不安地等候 \can alacak nokta (或 yer, taraf) 关键, 要害, 最重要的: Susunuz, beyhude yoruluyorsunuz. Can alacak noktayi unutuyoruz. 大家安静!你们这是白受累, 我们忽略了要害。\can alıcı 1) 关键的, 要害的, 最重要的 2) 死神 \can alıp \can vermek 死去活来, 痛苦挣扎; 垂死: İki gün can alıp can vermiş, ancak sonra ölmüştü. 他痛苦地挣扎了两天, 最后还是死了。Üst üste gelen yıkımlarla can alıp can verdi. 接踵而来的打击使他在痛苦中挣扎。\can almak 要命, 致命, 杀死: Maden kömürü ocağındaki facia yirmi can aldı. 煤矿发生的惨祸夺去了20条生命。Uyarılara kimse kulak asmıyor; her gün tüp gazlı şofben kazaları can alıyor. 没有任何人把这种前车之鉴当回事, 每天都有人死于液化石油气燃气热水器事故。-e \can atmak 1) 十分动心, 渴望: Altın tüylerinden birer tane edinmek için can atmışlar. 她们很想每人得到一根金羽毛。Orada bulunmaya can atıyor, ama nedense çağırmadılar. 他特别想去, 可是不知为什么, 人家没有邀请他。 2) 避难, 躲避, 摆脱 \can bağışlamak 饶命, 饶恕 \can baş gelmek 苏醒 \can baş koymak 冒死做, 为…而冒生命危险 \can baş üstüne 愿意效劳, 遵命, 非常荣幸 \can baş vermek 冒死做, 为…而冒生命危险 \can başa çıkmak 惊恐万状 \can başa düşmek 处境危险, 大祸临头, 大难临头, 祸从天降 \can başa sıçramak 吓得魂不附体 \can beraber 视如生命的, 最亲爱的 \can beslemak 1) 吃喝玩乐, 养尊处优 2) 养活: Beş can besliyor. 他养活着5口人。\can bırakmamak 使筋疲力尽, 使疲惫不堪 \can boğaza gelmek 濒于死亡 -in \can boğazına gelmek 使厌烦: İşte artık can boğazıma geldi. 好了好了, 烦死我了!\can borcu 欠(真主或救命恩人)一条命: Allah'a bir can borcu var. 成́ 光棍一条, 天不怕地不怕!\can borcunu ödemek 死亡 \can bulmak 1) 大难不死 2) 复活 \can burnuna gelmak 被耗尽, 极为紧缺 \can bülbülü 俚́ 人 \can \cana 一起, 一块儿 \can \cana, baş başa 1) 各顾各的, 争相(逃命): Halk can cana baş başa birbirini iterek boş yer arıyor. 人们争相逃命, 推搡着寻找着空地。 2) 相爱的两个人独处 \can çekilmek 无精打采, 倦怠, 疲惫不堪 \can çekişmek 垂死, 垂危, 奄奄一息, 行将就木: Yollarının üzerinde bu ihtiyarın, yüzükoyun can çekişmekte olduğunu görmüşler. 他们在路上看到这个老人趴倒在地上, 已经奄奄一息了。Kurt can çekişirken: "Kendini beğenip böbürlenmenin sonu böyle olur işte!" demiş. 狼在临死的时候说: “这就是自高自大, 得意忘形的下场。”\can çekmek 动心, 想得到, 羡慕 \can damarı 命脉, 关键, 要害, 生命线: Akarsular toprakların can damarı, güç kaynağıdır. 河流是土地的命脉, 力量的源泉。-in \can damarına basmak 切中要害, 抓住关键 -e \can dayanmamak 无法忍受, 忍无可忍, 受不了, 坚持不住: Para kazanmak iyi şeydir, ama bekârlığa can dayanıyordu. 挣钱固然重要, 但人不能总是独身。\can derdine düşmek 求生 \can direği 乐́ 音柱 \can dostu 密友, 挚友 \can dudağa gelmek 吓得心提到嗓子眼 \can düşmanı 死敌, 死对头 \can evi 1) 俗́ 心脏 2) 转́ 心窝子, 最敏感、最脆弱的事物 -in \can evinden vurmak 戳某人心窝子, 击中要害, 置人于死地: Onu can evinden vurdun, yapmamalıydın. 你这是置他于死地, 你不能这样干!-in \can evinden vurulmak 被置于死地, 被击中要害 \can feda etmek 为…而献身 \can gelmek 有了活力, 有了力气, 恢复生机 \can gözünü açmak 认清事实 \can gözüyle bakmak 认真看管, 用心看管 \can gözüyle tetkik etmek 使劲盯着, 仔细观察: O da bizi can gözüyle tetkik ediyordu. 他也在仔细观察我们。\can hakkı ile çalışmak 非常努力 \can havli ile 拼命地: İki elini arkasına uzatarak can havliyle direği yakalıyor. 他伸出两只手, 拼命要抓住那根木头。Terzi keçiyi öyle pataklamış ki, hayvan can havliyle bir iki sıçrayışta kaçıp kurtulmuş. 裁缝拼命抽打那只羊, 打得那只羊疯也似的逃走了。Yaralı kedi can havliyle bir o yana bir bu yana koşuyor. 那只受了伤的猫拼命地到处乱跑。\can içe sığmamak 忍无可忍 \can içinde \can 最亲爱的 \can ile sarılmak 全力以赴 -i \can istemek 极想, 非常希望 \can kalmamak 1) 精疲力尽, 精疲力竭, 浑身没劲 2) 濒临死亡 \can kaygısına düşmek 求生 \can korkusu 怕死 \can kulağı ile dinlemek 全神惯注地听, 倾听, 用心听: Can kulağınla dinlemezse elbette aklında kalmaz. 你要是不用心听, 当然记不住。Nadide Hanım dayısını can kulağıyla dinledi. 娜迪代夫人倾听了舅舅的讲述。İki kız okunanları can kulağıyla dinlerler, oturdukları yerde örgü örerlermiş. 两个女孩一面认真听念书, 一面坐着做毛活儿。\can kurtarmak 救命: İmdat! İmdat! Can kurtaran yok mu? 救命啊!救命啊!快来人啊!\can kuşu 魂, 精神 \can noktası 关键, 要害 \can oynamak 害怕, 恐惧, 畏惧; 胆战心惊 \can oyunu 死亡游戏, 有生命危险的处境 \can pahasına 以生命为代价; 冒生命危险 \can pazarı 生死关头 \can rahat olmak 脱离险境 \can sağlığı 健在, 生存: Allah can sağlığı verirse önümüzdeki yıl öğretmenlikten ayrılacağım. 如果我还活着, 明年我将不再教书。\can sevecek bir şey 心爱之物 \can sıkıcı 令人烦恼的, 令人烦闷的, 令人忧愁的 \can sıkıntısı 烦恼, 烦闷, 忧愁, 忧郁: Can sıkıntısını gidermek için de yanına bir altın top alır, havaya atıp tutarmış. 也是为了解闷, 她拿出一个金球来, 抛到空中, 然后用手接住它。\can sıkıntısı içinde yüzmek 烦恼, 烦闷, 忧愁 \can sıkmak 令人心烦, 令人不快, 令人忧愁: Bu yağmurlar da artık can sıkmaya başladı. 这场雨已经开始让人心烦了。Biçimsiz sözlerle can sıktı. 他的污言秽语令人恶心。\can simidi 救生圈 \can sohbeti 推心置腹的交谈: Aklımız başımızdan gidip bir gece bunlar ile can sohbetleri ettik. 我们乐坏了, 同这些人推心置腹地聊了一宿。\can tutmak 长力气: Çocuğun yemeğine dikkat etmeli ki biraz et, can tutsun. 要注意孩子的饮食, 让他长胖、有劲。\can ve baş feda etmek 为…而牺牲 \can ve baş ile 全身心地 \can ve baş yoluna 以坚韧不拔的耐力 \can vermek 1) 死, 送命, 献身: Sen bu gidişle kuru hasır üzerinde can vereceksin. 照这样下去, 你早晚得穷死。Hile ile iş gören mihnet ile can verir. 骗人者没有好下场。 2) 渴望得到: Şöhret için can veriyor. 他一心想出名。 3) -e 使振作, 使振奋, 鼓舞: Bu sözleriniz bana can verdi. 您的这席话让我很受鼓舞。 4) -e 注入生机, 使有生机, 使有生气; 使复活: Bahar toprağa gene can verdi. 春天使大地又恢复了生机。Ölene yeniden can verilmez. 人死不可复生。\can yakmak 伤害, 迫害; 使痛苦; 体罚 \can yoldaşı 伴儿: Can yoldaşı olarak alıkoyuyor beni. 他要我留下来和她做伴儿。Kedisi onun için bir can yoldaşıdır. (只有)猫和她作伴儿。\can yongası 心爱的东西 \cana \can istemek 要某人偿命, 要某人一命抵一命 \cana \can katmak 使振作, 使有精神, 使振奋: Son bahar akşamlarının cana can katan serinliği içimizi dolduryordu. 秋天的晚上, 秋高气爽, 使我们心旷神怡。Sesiniz böyle tatlı oluyor, cana can katıyor. 您的歌喉如此甜美, 让人心旷神怡。\cana değmek 触动 \cana eser etmek 触动, 留下印象 \cana geçmek 令人喜欢, 使中意, 令人心旷神怡 \cana kalmak 爱, 热爱; 喜欢 \cana kastetmek 企图杀死, 谋害 \cana kıymak 杀死, 杀人, 残杀 \cana minnet (对意料之外的好的情况表示满意)谢天谢地, 夫复何求 \cana yakın 可爱的, 善良的, 有同情心的 \cana yakınlığı 可爱, 善良, 有同情心: Doktorun güleçliğini, cana yakınlığını maske sanıyor. 他认为医生的笑脸和同情都是装出来的。\candan bezmek 失望, 扫兴; 厌烦, 厌倦, 腻烦 \candan el çekmek 即将死亡, 垂死挣扎, 苟延残喘 \candan etmek 致死 \candan geçmek 1) 冒着生命危险 2) 死亡 \candan gitmek 死亡 \candan olmak 死亡 \candan soğutmak 使心寒, 使寒心 \candan tatlı 令人喜欢的 -i \candan bezdirmek 使极度厌烦 -i \candan usandırmak 使极度厌烦: Beni candan usandırdı. 他让我烦死了。\candan usanmak 极度厌烦 -e \candan vurulmak 迷恋于, 痴迷于: Bir dilbere candan vuruldum. 我被一个漂亮的女人迷住了。\candan yanmak 非常喜欢 \candan yürekten 衷心地, 真心诚意地 \canı acımak 1) 感到疼痛: Karayılan canı acıyınca kuşçuyu ısırmış, sokuvermiş. 黑蛇感到疼痛, 就咬了捕鸟人一口。 2) 同情, 怜悯, 可怜 -in \canı ağızına gelmek 心提到了嗓子眼, 非常激动; 十分害怕, 怕得要命 \canı ağızında beklemek 焦急地等待, 不安地等候: İzin verin bir haber salayım, çünkü evde canı ağzında bekliyor. 请允许我给她捎个话儿, 她还在家里焦急地等着哪!\canı almak 要命, 致命, 杀死: Allah verdiği canı kendisi alır, Allah’ın binasını kimse yıkamaz. 生命是真主赐予的, 只能由真主收回, 任何人不得自杀。-in \canı boğzına gelmek 精疲力尽, 疲惫不堪; 受够了所受的苦难: iç ve dış buhranların tesiri altında \canı boğazına gelmiş 内外交困疲惫不堪的 -in \canı burnuna gelmek 精疲力尽, 疲惫不堪; 受够了所受的苦难: Sabahtan akşama kadar uğraşmaktan can burnuma geldi, bir dakika rahat edemedim. 我从早忙到晚, 累得我筋疲力尽, 一分钟也没闲着。Yok o kadarı fazla oldu, zaten canım burnuma geldi, bir de bunu yükletirseniz düşer bayılırım. 还是那么多啊!我早就累了, 您要是再给我加一点儿, 我可就爬下了。-in \canı burnunda olmak 精疲力尽, 疲惫不堪; 受够了所受的苦难: Anaları ocak başında yemek kotarıyordu. Onun da canı burnundaydı. 他们的母亲正在灶前做饭, 她也已经筋疲力尽。-in \canı burnundan damlamak 精疲力尽, 疲惫不堪; 受够了所受的苦难 -in \canı burnundan gelmek 精疲力尽, 疲惫不堪; 受够了所受的苦难: Gün boyu çalıştı, sıkıldı; canı burnundan geldi. 他成天干活儿, 成天受欺负, 他受够了。\canı \cana ölçmek 将心比心, 设身处地 \canı \canına sığmamak 很不耐烦; 实在受不了 \canı cebinde 勇敢的, 不怕死的, 无畏的 \canı cehenneme 见他的鬼, 去他的, 管他呢 \canı çekilmek (身体的某个器官)功能减退, 不大管用 -in \canı çekmek 动心, 想得到, 羡慕: Canım bir ıspanaklı börek çekti ki. 我想要一个菠菜馅饼。\canı çıkasıca 见他的鬼, 去他的, 管他呢 -in \canı çıkmak 1) 极度劳累, 精疲力尽; 备受艰辛, 历尽艰难: Çalışmaktan canım çıktı. 我干活累得要死。Zenginin keyfi oluncaya dek yoksulun canı çıkarmış. 只要富人一不高兴, 穷人就得累死。 2) 死: Kolay canı çıkar mı o yezidin? 那个混蛋会容易死掉吗? 3) 变旧, 变破, 被磨损: Her gün giyilmekten elbisenin canı çıktı. 这件衣服每天都穿, 已经变得很旧了。\canı dinlenmek 好好休息 -in \canı dudağına gelmek 吓得心提到嗓子眼: Hanımefendi canım dudaklarıma geldi. Şu anda bir sözünüz ile ya yaşacağım ya da öleceğim. 夫人!我现在可是心提在嗓子眼上, 眼下我是死是活, 全凭您一句话。\canı gelip gitmek 死去活来 \canı gelmek 疲劳消除, 体力恢复, 身体康复, 恢复元气 -i \canı gibi sevemek非常喜欢, 酷爱 \canı gitmek 提心吊胆, 担惊受怕, 放心不下, 操心: Çok sevdiği kanaryası yolda ölecek diye kardeşimin canı gitti. 我的兄弟生怕他最喜爱的金丝雀死在路上, 对它备加呵护。\canı gönülden 虔诚地, 衷心地, 真心实意地, 心甘情愿地, 愉快地, 欣然地: Ev halkı şu kızın bir an evvel başının bağlanmasını canı gönülden istedikleri hâlde yine de kumarbaz Hayri'ye kız vermezler. 即使全家人真的希望赶快把女孩嫁出去, 也不会把她嫁给赌鬼哈伊里。-in \canı hulkuna gelmek 受够了所受的苦难: Çektiğimi bir ben bir Allah bilir, artık canım hulkuma geldi. 我所受的苦只有我知天知, 我已经受够了。-in \canı içine sığmamak 迫不及待, 急不可耐; 兴奋不已: Annesine kavuşacağından canı içine sığmıyordu. 他迫不及待地要和母亲团聚。\canı ile oynamak 玩命, 从事危险的工作 -i \canı istemek 极想, 非常希望: Bu gün çalışmayı canı istemiyordu. 今天他一点儿也不想干活。\canı isterse (面对拒绝时)随意, 悉听尊便, 无所谓, 没关系 \canı kaynamak 迫不及待, 急不可耐; 兴奋不已 \canı kurban olmak 钟爱, 忠诚于 -in \canı oynamak 害怕, 恐惧, 畏惧; 胆战心惊: Canı oynadı. 他害怕了。\canı pahasına 以生命为代价; 冒生命危险: Adam nehre atılarak canı pahasına da olsa küçük çocuğu boğulmaktan kurtarmıştı. 那人跳进河里, 冒着生命危险救出了溺水的儿童。\canı pek 坚强的, 有毅力的, 坚韧不拔的 -i \canı (gibi) sevmek 热爱, 深爱, 十分喜爱 -in \canı sıkılmak 1) 感到烦闷, 感到无聊: Bu gün işsizlikten canı sıkılıyordu. 他今天无事可做, 甚感无聊。Canımın sıkılmasından korkarak ikide birde hatırımı almağa çalışıyor. 他怕我烦闷, 经常设法宽慰我。 2) 感到不快, 感到窝火, 感到扫兴, 感到不满, 气愤: Oğlumun sınıfta kaldığını duyunca bir hayli canım sıkıldı. 听说我儿子留级了, 我很窝火。Vakitsiz misafire içinden canı sıkılıyor. 对这位不守时的客人他很是不满。Ama kavanozun içi boş çıkınca Alice'in çok canı sıkıldı. 但是, 罐子里是空的, 艾丽丝感到很扫兴。\canı sıkkın 不安, 烦躁, 焦虑 \canı tatlı 贪图安逸的, 不愿吃苦的, 不肯受累的 \canı tez 性急的, 急脾气的, 缺乏耐心的: Canı tez biridir, bir hafta bekleyemez. 他是一个急性子, 连一个星期都等不及。(-in, -e) \canı vurulmak 迷恋于, 痴迷于: İkrar edeyim, bir mahbubeye canım vuruldu. 我承认, 我被一个漂亮的女人迷住了。-in \canı vücudundan çekilmek 丧命: Yanımdan gitsen canım vücudumdan çekilir. 你要是离开我, 我会没命的。-in \canı yanmak 1) 感到十分疼痛 2) 经受磨难, 经受艰巨的考验: Canı yanan eşek atı geçermiş derler. 常言说, 受过磨难的驴子能赛过马。Canı yanmadan bir türlü akıllanmadı. 成́ 不吃一堑, 不长一智。 3) 受到损失或伤害: İki ortağından canı yandığı için bir üçüncü ortalığın müracaatını kabul etmedi. 他受过两个合伙人的伤害, 因此他没有接受第3个合伙人的请求。Sizin mutlaka bir güzel kadından pek fena hâlde canınız yanmış olmalı ki böyle söylüyorsunuz. 你这么说肯定是你受到了一个漂亮的女人的极大伤害。\canı yerinden kopmak 挣扎在极大的痛苦之中 -in \canı yerine gelmek 疲劳消除, 体力恢复; 身体康复, 恢复健康, 恢复元气: İki gün dinledim, canım yerine geldi. 我歇了两天, 缓过来了。\canı yürekten 虔诚地, 衷心地, 真心实意地, 心甘情愿地, 愉快地, 欣然地: İki köy halkı ihtiyar, genç, her sabah bu duaları canı yürekten tekrarlıyor. 两村的老老少少每天早晨都要虔诚地反复祷告。\canım ciğerim 我的心肝, 我的宝贝, 亲爱的 \canım dese \canım çıksın diyor sanmak 好心当成驴肝肺 \canım hakkı için 凭良心说, 真的, 的的确确 \canıma lâyık 美味的 \canımın içi 我的心尖, 我的心肝, 我的宝贝, 亲爱的 \canına acımak 爱惜自己, 保重自己, 注意健康: Küçücük birşey için kızarıp morarma azizim, canına acı. 亲爱的, 别为点儿小事生气, 要注意身体。\canına ateş düşürmek 使不安, 使焦虑, 使担心, 使担忧 \canına basmak 热爱, 钟爱 \canına \can katmak 使振作, 使有精神, 使振奋: Bu genç canımıza can kattı. 这个年轻人让我们感到精神抖擞。-in \canına değmek 1) 被喜欢: Bu limonata canıma değdi. 这个柠檬我十分喜欢。Doğrusu bu börek canıma değdi. 真的, 这个馅饼正合我意。 2) 安息: Babanın canına değsin. 愿令尊得到安息。\canına düşkün (善于)自我保养的, 自我保护的, 注重养生之道的 -in \canına ezan okumak 俚́ 报复, 伤害, 收拾, 惩治 -in \canına geçmek 深深影响, 使不堪, 使无法忍受 -in \canına işlemek 深深影响, 使不堪, 使无法忍受 -in \canına kâr etmek 深深影响, 使不堪, 使无法忍受: Yalnızlık canıma kâr etti, bilmem neylesem. 孤独感使我难以忍受, 我不知如何是好。-in \canına kastetmek 企图杀死, 谋害 -in \canına kıymak 1) 残杀, 虐杀: Alçak adam, iki suçsuzun canına kıymamı nasıl oldu da bana yazdın? 你这个卑鄙的家伙, 你怎么这么狠心写信让我杀害两个无辜的生命?Bu hayvancağızın canına nasıl kıydın! 你怎么这么狠心杀了这个动物! 2) 自杀, 自戕: Canına kıymasına meydan vermeden yetişmeliyim. 我得赶过去不能让他自杀。 3) 送命: Ah! Bizim kara bahtımız! biraz zevk edeceğiz diye canımıza kıymışız. 哎!我们真倒霉, 为了一点儿快乐, 却送掉了自己的性命。Birçokları bu yüzden canlarına kıydılar. 许多人为此送了命。 4) (工作)拼死拼活, (干活)不要命 -in \canına okumak 损坏, 破坏, 弄坏, 伤害, 使受损: Bilirim yezit kahpeyi bilirim, kaç aydır canıma okudu. 我知道这个臭婊子, 这几个月她把我害得不轻。Dolu, ekinlerin canına okudu. 冰雹砸坏了庄稼。\canına saplanmak 严重伤害, 使非常难过 \canına susamak 找麻烦, 找碴 -in \canına tak demek 使无法忍受, 使不堪, 使厌烦: Kimsesizlik bu sefer tak dedi artık canıma. 孤苦伶仃的生活已经让我再也受不了了。Yorgunluk kızların canına tak demiş. 姑娘们累得实在受不了了。-in \canına tak etmek 使无法忍受, 使不堪, 使厌烦 \canına üfürmek 破口大骂 \canına yandığım (ın) 俚́ (表示喜欢、惊奇、愤怒等)该死的!讨厌的!可恶的: Canına yandığım herifi! 这个该死的东西!Canına yandığımın dünyası! 这可恶的世道!-in \canına yasin okumak 搞糟, 捣乱; 破坏, 毁坏: Kaç senedir canıma yasin okudu. Hâlâ ayrılamıyorum. 这几年他净坏我的事, 现在仍然是甩也甩不掉。\canına yetmek 无法忍受, 厌烦, 忍无可忍 \canından bezmek (或 bıkmak) 很烦, 烦得要死, 心烦意乱, 不想活, 厌世: Benim gibi canından bezmiş bir kadına hakaret etmeğe ne hakkın var? 你凭什么要来羞辱像我这样一个已经痛不欲生的女人?\canından geçmek 死, 丧命, 送命: Kazada öldü, canından geçti. 他死于事故, 送了命。\canından olmak 死亡, 白白送命 \canından soğumak 失去生活热情 \canından usanmak 很烦, 烦得要死, 心烦意乱, 不想活, 厌世: İnsan bazan canından usanır. 世人皆有烦恼时。-in \canını acıtmak 1) 弄疼, 使疼痛: Bırak kolumu, canımı acıtıyorsun. 放开我的胳膊!你弄疼我了。O sırada arılar da çiçek özü toplamaktan dönmüşler, hepsi arıcının başına üşüşmüş, sokup canını acıtmışlar. 正在这时, 蜜蜂们也采蜜回来了, 全都飞到养蜂人的头上蛰他, 使他疼痛难忍。 2) 使痛苦 -e \canını alacak gibi bakmak 恶狠狠地看, 居心叵测地看, 不怀好意地看: Ali’ye canını alacak gibi baktı. 他不怀好意地看了阿里一眼。-in \canını almak 1) 要命: O, benim canımı alır. 他会要了我的命。Allah canını alaydı! 天哪!让他去死吧!Allah canını alsın! 该死的!我真想杀了你! 2) 博得欢心, 使心满意足, 使十分满意, 使十分高兴 -in \canını ateşe atmak 冒生命危险 -in \canını bağışlamak 赦免, 饶恕(性命) -in \canını cehenneme göndermek 俚́ 送某人见阎王, 送某人上西天, 送某人下地狱: Evet şu sopa ile kemiklerini kırıp canını cehenneme göndereceğim. 是的, 我就是要用这根棍子敲碎他的骨头, 送他下地狱。\canını cepten çıkarmak 铤而走险, 冒生命危险 \canını çıkarıncaya kadar dövmek 痛打, 打得灵魂出窍: Sonra, canını çıkarıncaya kadar dövmüşler, hatta işkence için bir kolunu da kırmışlar. 后来, 他们把他痛打了一顿, 甚至因为用刑还打断了他一条胳膊。-in \canını çıkarmak 1) 使精疲力尽, 使十分疲惫 2) 弄旧, 磨损 \canını (bir yere) dar etmek (躲过危险后在某地)苟且安身 \canını dişine almak 拼出全力, 不顾一切: Üçüncü sıradaki koşucu son turlara yaklaşırken canını dişine alarak bir finiş yaptı. 排在第3位的跑步运动员在接近最后几圈的时候拼出全力发起了冲刺。\canını dişine takmak 拼出全力, 不顾一切: Hayvan, sahibinin sırtına indirdiği şiddetli kamçı üzerine olanca canını dişine taktı. 背上挨了主人狠狠的几鞭之后, 那头牲口便拼出了全力。\canını feda etmek 献身, 捐躯, 牺牲: Vatan uğruna canını feda etti. 他为国捐躯了。\canını feda vermek 献身, 牺牲 \canını kurtarmak 1) 逃脱性命: Üç ortak canlarını zor kurtarmışlar. 3个伙伴好不容易才逃脱性命。 2) 救命, 使脱离危险 \canını oda atmak 非常痛苦 \canını ortaya koymak 冒险 \canını pazarda bulmak 自寻烦恼 -in \canını pazarda bulmamak 无意冒险, 珍惜生命 -in \canını sıkmak 使扫兴, 使不快: Bu haber canımı sıktı. Beynimden vurulmuşa döndüm. 这个消息让我很失望, 我就像当头挨了一棒。Onun sık sık sözünü kesmesi, benim canımı sıktı. 他总是插嘴, 惹得我很不高兴。-in \canını sokakta bulmamak 无意冒险, 珍惜生命: Canımı sokakta mı buldum? Ellbete biraz dinleneceğim. 难道我的命就那么贱吗?我当然得喘口气。Fırtınalı havada balığa çıkma, canını sokakta bulmadın. 雷雨天你可别出去打渔, 你的命也不是从大街上捡来的。\canını şeytana satmak 把灵魂出卖给魔鬼; 自甘堕落 (için) \canını vermek 1) 献身, 捐躯 2) 沉醉, 沉迷; 爱惜, 珍爱: Fakat burada karşılaştığı manzara da bir başka türlü. Ali şu anda canını verebilirdi. 然而在这里遇到的景色也是与众不同, 此时此刻, 阿里如醉如痴。O, kitap için canını verir. 他嗜书如命。 3) 忠于: Candan dostumun elbette benim için canını bile verebilmesini beklerim. 当然, 我希望我的忠实的朋友对我忠诚。-in \canını yakmak 1) 体罚: Eskiden uzun seneler askerî rüştiyelerde hocalık etmiş olan bu adam kim bilir ne kadar çocuğun canını yakmıştı. 这个人曾多年在军事学校担任教官, 天晓得他体罚过多少学生。 2) 使受痛苦; 使受损失: Ayağıma basıp canımı yaktın. 你踩了我的脚, 弄疼我了。Az kalsın üzerinize düşecek ve canınızı yakacaktım. 我差点儿压着你们, 把你们压痛了。\canını yerine getirmek 使健康 \canını yoluna koymak 献身, 牺牲 \canının derdine düşmek 求生: Vapur alabildiğine sallanıyor, yolcular da alabildiğine paniğe kapılmış bulunuyordu. Bu ana baba gününde herkes canının derdine düşmüştü. 轮船剧烈地摇晃, 乘客们也乱做一团, 在这危急时刻, 所有的人都只想保命。\canının içine sokacağı gelmek 深爱, 热爱, 非常喜爱 \canıyla oynamak 玩命, 干危险的事 \canıyla ödemek 付出生命 \canıyla uğraşmak 糊口, 谋生, 求生存 \canla başla 1) 全心全意地, 心甘情愿地, 忠心耿耿地; 全力以赴地, 竭尽全力地: Vaktiyle bir asker varmış. Uzun yıllar krala canla başla hizmet etmiş. 从前有一个士兵, 为国王忠心耿耿地效劳了许多年。 2) 高兴地: Hem de bu sofrayı görünce beni canla başla evine alır. 再说, 他见到这张餐桌, 一定会高兴地接纳我回家。
    ◆ Can boğazdan gelir ama boğazdan da çıkar. 人是铁, 饭是钢, 一顿不吃饿得慌。Can canın yoldaşıdır. 一个篱笆三个桩, 一个好汉三个帮。Can çıkmayınca huy çıkmaz. 江河易改, 本性难移。Can feda 太好了!太棒了!太美了!绝了!Can kurban. 太好了!太棒了!太美了: Doğru söze can kurban. 说得太棒了!Canı çıksın (a) ! (诅咒用语)让他见鬼去吧!让他去死吧!Canı sağ olsun! (在别人遇到小的损失或麻烦时表示安慰)别担心, 放宽心, 没有什么大不了的!Canı yok mu? (指一个人所受的艰难或劳累)他难道不是肉长的?他难道是铁打的: Onun canı yok mu, sabahtan beri çalışıyor. 他可真能干, 从早晨开始一直在干。Canım! 1)
    [ca'nım]
    (表示不满): Böyle yazı olur mu, a canım! 我的天, 写成这个样子怎么行!Bu ne iş, canım. 乖乖, 这叫什么事! 2)
    [canı'm]
    (表示爱意)亲爱的, 心肝宝贝: \canım kardeşim 我亲爱的兄弟, 我的好兄弟 3)
    [ca:nım]
    心爱的: Canım elbisesini lekelemiş. 他心爱的衣服给弄脏了。Canım kurban 太好了!太棒了!太美了!绝了!Canın sağ olsun. 不要紧, 没关系: Senin canın sağ olsun, hiç vermesen de olur. 没关系, 你就是什么也不给, 也可以。Canına 天哪: Vay canına, doğru! 天哪!没错!-in Canına minnet. (对意料之外的好的情况表示满意)谢天谢地, 夫复何求: Bu hâl onun canına minnet. 这对他来说是求之不得的天大好事。O bana can yoldaşı olacağına benim canım çıksa daha canıma minnetir. 我就是死了也不愿意与他为伍。Canına rahmet. 谢谢!Canına tükürdüğümün (或 üfürdüğümün). 俚́ (表示生气、愤怒)该死的!讨厌的!可恶的!

    Türkçe-Çince Sözlük > can

  • 10 feda

    阿́ is.
    1. 牺牲, 贡献: Annem bizim için kendini fedadan çekinmez. 妈妈为了我们不惜牺牲她自己。
    2. 牺牲品, 祭品, 供品
    -i \feda etmek 牺牲, 贡献, 献出, 奉献: Arkadaşıma bir armağan alabilmek için bütün paramı feda ettim. 我拿出了所有的钱, 才能给我的伙伴买一件礼物。Geleceği hâl için feda etmemeliyiz. 我们不能为今天而牺牲未来。Vatan uğruna canını feda etti. 他为了祖国而献出了自己的生命。\feda olmak 成为牺牲品, 被牺牲
    ◆ Feda olsun 豁出去: Gönlüm de feda olsun, canım da feda olsun. 我豁出去了!

    Türkçe-Çince Sözlük > feda

  • 11 feda

    feda [ɑː] Opfer n;
    -i feda etmek Geld, Leben opfern;
    feda olsun! mag’s hingehen; nun, wenn schon!

    Türkçe-Almanca sözlük > feda

  • 12 feda

    feda [feda:] s
    Opfer nt
    kendini \feda etmek sich (auf) opfern

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > feda

  • 13 uğur

    is.
    1. 吉兆, 好兆头, 好预兆: Düğünde yağmur yağması uğurdur. 结婚逢下雨是好兆头。Kurt görmek uğurmuş. 据说看见狼是个吉兆。
    2. 吉祥物, 护身驱邪的东西: Savaş, cebinde uğur boncuğu taşıyor. 萨瓦什口袋里装着护身的蓝色珠子。
    3. 幸运, 运气, 良机
    ◇ \uğur getirmek 带来运气: Köyümüze ve bana uğur getirdiniz. 您给我们村子和我带来了福气。\uğuru açık 幸运的
    ◆ Uğur gele! Uğur gelsin! Uğur ola! Uğurlar olsun! (祝)一路顺风!祝您顺利!祝您幸福!
    II
    - ğru is. (用作名词后置词)为, 为了
    ◇ \uğur (un) a 1) 为, 为了: Onun uğruna her sıkıntıya katlandı. 她为了他忍受了一切。Vatan uğruna canını feda etti. 他为国捐躯了。 2) 因为: Bütün serveti kumar uğruna kül oldu. 他的全部财产都赌光了。\uğur (un) da 为, 为了: Bu uğurda çok para sarf edildi. 为此花了很多钱。Yurt uğrunda ölen şehitlerimizi her an saygıyla anıyoruz. 我们永远怀念为祖国献身的烈士们。

    Türkçe-Çince Sözlük > uğur

  • 14 harcamak

    vt
    1) ( sarf etmek) ausgeben (-e für)
    bu kadar parayı neye harcadın? wofür hast du so viel Geld ausgegeben?
    2) ( tüketmek) verbrauchen; (boşa \harcamak) verschwenden; (boşa zaman \harcamak) Zeit verschwenden
    3) ( fig) ( feda etmek) opfern; ( emek, zaman) investieren (-e in)

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > harcamak

  • 15 kıymak

    kıymak <- ar>
    vt
    1) hacken, zerhacken; ( tütün) schneiden
    2) ( fig) ( feda etmek) opfern (-e)
    bir şeye kıyamamak etw nicht übers Herz bringen
    son kuruşuna \kıymak seinen letzten Pfennig opfern
    3) ( fig) ( acımadan öldürmek) gnadenlos töten

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > kıymak

  • 16 adamak

    Türkçe-Arapça Sözlük > adamak

  • 17 başına kakınç etmek

    Türkçe-rusça sözlük > başına kakınç etmek

  • 18 canını dişine almak

    = canını dişine takmak рискова́ть, идти́ на риск

    Türkçe-rusça sözlük > canını dişine almak

  • 19 canını dişine takmak

    Türkçe-rusça sözlük > canını dişine takmak

  • 20 dank etmek

    = dank demek, = kafasına dank etmek, = kafasına dank demek осени́ть, прийти́ на ум, появи́ться внеза́пно ( о мысли)

    Türkçe-rusça sözlük > dank etmek

Look at other dictionaries:

  • canını vermek — 1) kendini feda etmek En küçük sevgi sözüne canımızı verecek hâle geliriz. S. F. Abasıyanık 2) hiçbir şey esirgememek 3) bir şeye çok düşkün olmak, çok sevmek O, kitap için canını verir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kelleyi vermek — canını feda etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • esirgememek — feda etmekten çekinmek, diriğ etmek İnsan yurdu için canını esirgemez …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.