Translation: from turkish

bakmak

  • 1 bakmak

    bakmak <- ar>
    vi
    1) beobachten (-e), betrachten (-e)
    bir şeye başka bir açıdan \bakmak etw aus einem anderen Blickwinkel betrachten
    birine göz ucuyla \bakmak jdn aus den Augenwinkeln beobachten
    2) ansehen (-e), anschauen (-e)
    birine anlamlı anlamlı \bakmak jdn bedeutsam anblicken
    bir şeye bitmiş gözüyle \bakmak etw als erledigt ansehen
    birine ters/yan \bakmak ( fam) jdn schief/schräg ansehen
    3) sehen, schauen, blicken (-e auf) ( fam), gucken
    bakalım, olacak mı mal sehen, ob es klappt
    ne bakıyorsun? ( fam) was guckst du?
    Boğaz'a/Haliç'e \bakmak auf den Bosporus/das Goldene Horn blicken
    pencereden dışarı \bakmak zum Fenster hinausschauen
    4) zusehen (-e dass)
    bir an önce eve gitmeye bakalım wir müssen zusehen, dass wir so schnell wie möglich nach Hause kommen
    erken gelmeye bak sieh zu, dass du früh kommst
    5) ( bilgi için) nachsehen (-e in), nachschauen (-e in)
    sözlüğe \bakmak im Wörterbuch nachschlagen
    bak bakalım, ... sieh mal nach, ob...
    her tarafa baktım ich habe überall nachgesehen
    6) Gesicht machen
    alık alık/aptal aptal \bakmak ein dämliches/dummes Gesicht machen
    7) ( beklemek) erwarten (-e)
    bir şeye dört gözle bakmak etw sehnsüchtig erwarten
    8) ( göz kulak olmak) aufpassen (-e auf)
    9) ( iaşe etmek) verpflegen (-e)

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > bakmak

  • 2 bakmak

    Д
    1) смотре́ть; рассма́тривать

    ağza bakmakперен. гляде́ть в рот, внима́тельно слу́шать

    arkasına bakmak — огля́дываться

    2) выходи́ть (смотре́ть) на …
    3) смотре́ть, забо́титься; уха́живать

    bostana bakmak — смотре́ть за огоро́дом

    hastaya bakmak — уха́живать за больны́м

    4) содержа́ть, обеспе́чивать
    5) наблюда́ть (о враче)
    6) обраща́ть внима́ние на кого- что; придава́ть значе́ние кому- чему; брать приме́р с кого, подража́ть кому
    7) иска́ть, разы́скивать
    8) про́бовать; проверя́ть
    9) намерева́ться, стара́ться; выжида́ть [удо́бного] слу́чая
    10) зави́сеть от чего
    11) занима́ться чем
    12) походи́ть, быть бли́зким (о цвете)

    bak! — повел. а) смотри́!, посмотри́!; б) послу́шай!

    bakakalmak — уста́виться на кого- что; засты́ть (в удивлении)

    bakalım, bakayım — повел. а) посмо́трим!; б) разг. ну-ка!

    bakarak — по сравне́нию с …

    bakıla — смотри́ (в сносках)

    bakmadan — предлог несмотря́ на …

    baksan(ız) — а! а) ты то́лько посмотри́!; б) послу́шай[те]-ка! (оклик)

    (bir de) bakarsın — смо́тришь; вдруг; на слу́чай

    baktıkça alır — небро́ская красота́

    sağa bak! — равне́ние напра́во!

    Büyük Türk-Rus Sözlük > bakmak

  • 3 bakmak

    1) (ardındanbakmak, gözetmek) КIЭЛЪЫПЛЪЫН
    2) (bir şeye bakmak) ЕПЛЪЫН
    3) (birine/bir şeye bakmak) ЕПЛЪЫН; (еплъы/ йоплъ)
    4) (gözetmek) фэплъырын/ хуэплъырын, уплъэкIун/ плъэкIун
    5) (ileri) ПЛЪЭН (МАПЛЪЭ)
    6) (kendine bakmak) зэплъыжьын/ зэплъыжын, зыкIэлъыплъыжьын/ зыкIэлъыплъыжын, зыфэсакъын/ зыхуэсакъын, зыфэсакъыжьын/ зыхуэсакъыжын

    Турецко-адыгский словарь > bakmak

  • 4 bakmak

    выгля́дывать
    * * *
    -e
    1) смотре́ть, гляде́ть
    2) смотре́ть, выходи́ть на..., быть обраще́нным

    odanın pencereleri denize bakıyor — о́кна ко́мнаты смо́трят на мо́ре

    3) смотре́ть, забо́титься, присма́тривать

    bostana bakmak — смотре́ть за огоро́дом

    hastaya bakmak — уха́живать за больны́м

    4) наблюда́ть ( о враче)

    hastaya hangi doktor bakıyor? — како́й врач ле́чит больно́го?

    5) обраща́ть внима́ние на кого-что
    придава́ть значе́ние кому-чему

    bana bakma — ты на меня́ не смотри́

    6) иска́ть, поиска́ть, посмотре́ть

    çocuğa bak, nerededir? — поищи́ ребёнка, где он?

    7) посмотре́ть, попро́бовать, прове́рить

    bu hesaba sen de bak — посмотри́ и ты э́тот расчёт

    yemeğin tadına bak — попро́буй э́ту еду́

    8) занима́ться чем

    bu işlere başka daire bakar — э́тими дела́ми занима́ется друго́й отде́л

    derslerine bak — займи́сь уро́ками

    9) зави́сеть от чего

    bu sizin bir sözünüze bakar — э́то зави́сит от одного́ ва́шего сло́ва

    iş paraya bakar — де́ло зави́сит от де́нег

    10) ви́деть, поня́ть

    baktı ki kavga çıkacak, oradan hemen uzaklaştı — ви́дит, быть сканда́лу, и он то́тчас ушёл

    11) походи́ть, быть похо́жим ( о цвете)

    bu kumaşın rengi yeşile bakıyor — цвет э́того материа́ла сма́хивает на зелёный

    ••
    - kadınlar erkeklere bakarak daha ağırbaşlıydılar
    - bakmadan
    - hastalığına bakmadan
    - bakarsın
    - odunu vaktinde al
    - bakarsın kış birden bastıraverir
    - sağa bak!
    - sola bak!

    Türkçe-rusça sözlük > bakmak

  • 5 bakmak

    bakmak <- ar> v/i hinsehen; (-e) (suchen) sehen, schauen (nach D; in, auf A); pflegen, sich kümmern um; achten auf A, aufpassen (auf A); besorgen A; zuständig sein für; abhängen (von), Arzt behandeln; Farbe spielen in A; Fenster gehen auf A; Angelegenheit bearbeiten; Rechnung (nach)prüfen; Papiere usw überprüfen, kontrollieren; Schularbeiten machen; sich beschäftigen (mit);
    -meye bakmak zusehen, dass; darauf aus sein, zu …;
    bak! pass auf!;
    MIL sola bak! Augen links!;
    bak bak! sieh mal, schau mal;
    bana bak! hallo, hör mal!;
    bakar mısın(ız)! hallo!, hör(en Sie)!;
    bu iş paraya bakar das ist eine Geldfrage;
    bakalım oder bakayım [-Ɨːm] in Anrufen doch, (doch) mal, nun;
    anlat bakalım … erklär doch mal; in Fragen denn;
    ne yaptın bakalım? was hast du denn (da) gemacht?;
    -e bakarak im Vergleich (zu);
    -e bakınız siehe …;
    -e bakmadan ungeachtet G;
    baksana, baksanıza! hallo!, hör mal!; hören Sie bitte!;
    (bir de) bakarsın ehe man sich’s versieht, ehe du dich’s versiehst;
    bu renk yeşile bakıyor diese Farbe spielt ins Grün

    Türkçe-Almanca sözlük > bakmak

  • 6 bakmak

    - ar -e
    1. 瞧, 看, 望, 视: Baktım ama göremedim. 我看了看, 但没有看到。Nereye bakıyorsunuz? 你瞧什么呢?Bir akşam tek odamın önündeki balkondan denize bakıyordum. 一天晚上, 我从我那单人房间前面的阳台上眺望大海。
    2. 寻找, 寻觅: Çocuğa bakıver, acaba nereye gitti. 你快去找找孩子, 他能去哪儿呢?Kardeşine bak, bana getir. 你去找找你的兄弟, 带他到我这儿来!
    3. 面向, 朝向, 鸟瞰, 俯瞰, 俯视: Bu evin cephesi güneşe bakar. 这所房子向阳。Evin arkası denize bakıyor. 房子背对着大海。Pencereler sokağa bakıyor. 窗户朝着大街。Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. 透过它那俯视港口的窗户, 可以看见大海。
    4. 照料, 照顾, 照看, 照应; 看护: Çocuğuna gül gibi bakıyor. 她把孩子伺弄得像一朵花儿一样。Hastaya bakmaktan hasta olmak yeğdir. 与其伺候病人, 还不如自己病一场。
    5. 抚养, 赡养, 供养, 养活: Beş çocukluk bir aileye bakıyor. 他养活着一个有5个孩子的家。Herkes anasına, babasına bakmakla ödevlidir. 每个人都有赡养父母的义务。
    6. 指望, 期待: öç almaya \bakmak 图报复 Evin bütün işleri bana bakıyor. 家里所有的事都指望着我。
    7. 医治, 诊治: Hastalığınıza hangi doktor bakıyor? 是哪位医生给您看的病?Lütfen dişlerime bir bakar mısınız? 请给我看一下牙好吗?
    8. 察看, 查看, 尝试: hesaba \bakmak 查帐 Git bak bakalım, evdeler mi? 我们去看看, 他们在家吗?Yemeğin tadına baktınız mı? 这菜的味道您尝过了吗?
    9. 负责, 掌管: Pasaport işine polis bakar. 护照事宜由警察负责。
    10. 需要; 依赖: Bu işin bitmesi on güne bakar. 完成这项工作需要10天时间。Bu iş beş bin dolara bakar. 这事得要5千美元。
    11. 重视; 关心; 注意, 在意; 留心; 当心: Şu soysuza bak, mal sahibi olunca beni kapı dışarı atacakmış. 你要当心那个卑鄙小人, 要是让他当了家, 他会把我赶出家门的。Siz benim kusuruma bakmayınız! 请原谅!请别见怪!Yalnız eğlenmeye bakıyor, başka şey düşünmüyor. 他只顾玩, 对其它的事不闻不问。
    12. (颜色)相象, 相似, 相仿: Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor. 这块布料的颜色与绿色相靠。Ötede beride iri güzel çiçekler çayırın üzerinden yıldızlar gibi bakardı. 草丛里到处露出星星似的美丽花朵。
    13. 明白, 意识到, 察觉: Baktı ki kavga çıkacak, oradan hemen uzaklaştı. 他一看要吵起来了, 就赶紧离开了那里。Baktım ki lâf anlamıyor, sesimi kestim. 我明白了, 他什么也不懂, 我就不再说什么了。Beni aldatıp atlatmak için kırk dereden su getirdi, nihayet baktı ki olmıyacak, çıkarıp bir kaç dolar verdi. 他总想骗我, 最后一看不行, 就掏出几个美元给了我。
    14. 不为别的事分心, 专心于手头或眼前的事: Yemek yemene bak! 吃你的饭吧!Vaktini hoş geçirmeye bak! 玩你的吧!
    15. 企图, 试图: Münasebete girişmekten korkmakta hakkın var, çünkü adamın karası elinde, küçük bir fırsat buldu mu, hemen seni lekelemeye bakar. 你和他交往要有所提防, 因为这家伙爱造谣中伤, 一有机会, 马上他就会造你的谣。
    -e bakarak 与…相比: Sen onlara bakarak daha anlayışlısın. 你比他们聪明。Son okuduğum kitap elindekine bakarak daha zevkli. 我刚看完的这本书比你手里拿的那本书更有趣。bakarsın 可能, 或许, 也许: Odunu vaktinde al, bakarsın kış birden bastırıverir. 你要早点儿买点儿劈柴, 冬天也许会突然降临。baktıkça bakacağı gelmek 看了又看, 看得入迷: Şu dağlara baktıkça bakacağım geliyor. 这些山让我看得着了迷。
    ◆ Bak (或 Bakın, Bakınız) 1) 表示惊奇, 惊讶: Bak, babam geldi. 哎呀!我爸爸来了!A bak, ben böyle şakadan hoşlanmam! 喂!我可不喜欢这种玩笑!Allah'ın işine bak! (表示惊讶, 出乎意料)瞧这事闹的! 2) 表示藐视: Bak şu yaptığın işe! 瞧你干的这事!Bak bak, neler de söylüyor! 你瞧瞧, 他又要说什么呀?Bak, bak, neler olmuş da haberlerimiz yok. 啊?又出了什么事了?我们一点都不知道。Bakar mısın (或 mısınız) ? 哎, 注意啦!Baksan a (或 baksanız a) 请注意!请听我说!请看着我: Akşam oluyor, baksana hava karardı. 天晚了, 你注意到了吗?天已经黑了。Baksanıza bahçede kim var! 喂, 谁在花园里呐?

    Türkçe-Çince Sözlük > bakmak

  • 7 bakmak

    асрау; багу; карау

    Türkçe-Tatarca sözlük > bakmak

  • 8 bakmak

    v. look, look at, set eyes on, take a gander, give a look, look upon, see, take a look, take a look at, watch, supervise, superintend, attend, keep, consult, look after, care for, feed, maintain, nurse, behold, concern oneself, do for, face, fend for
    * * *
    look

    Turkish-English dictionary > bakmak

  • 9 bakmak

    berê xwe dan
    --------
    fekirin
    --------
    guhlêbûn
    --------
    lênihêrîn
    --------
    meyizîn
    --------
    meyzandin
    --------
    mêze kirin
    --------
    nihêrîn
    --------
    nêrîn
    --------
    qayt kirin

    Türk-Kürt Sözlük > bakmak

  • 10 bakmak


    плъэн, еплъын, къеплъын

    Малый турецко-адыгский словарь > bakmak

  • 11 bakmak

    κοιτάζω, κοιτάζομαι

    Türkçe-Yunanca Sözlük > bakmak

  • 12 bakmak

    اعتنى
    رقب
    عني

    Türkçe-Arapça Sözlük > bakmak

  • 13 bakmak

    1. اعتنى [اِعْتَنَى]
    Anlamı: önem vermek, üzerinde durmak
    2. رقب [رَقَبَ]
    Anlamı: önem vermek, üzerinde durmak
    3. عني [عُنِيَ]
    Anlamı: önem vermek, üzerinde durmak

    Türkçe-Arapça Sözlük > bakmak

  • 14 bakmak

    "to look (at); to look around; to look for; to attend to; to take care of, to hold the fort; to look after, to care for, to nurse; to face, to overlook; to examine, to test, to try, to go over, to check; to be in charge (of sb/sth), to be responsible for;"

    İngilizce Sözlük Türkçe > bakmak

  • 15 bakmak

    "/a/ 1. to look at; to gaze at; to look; to gaze. 2. (for a place, a building) to face, overlook, look out on, or have a view of. 3. to look after, take care of (a child, a sick person, a thing). 4. to look to, depend upon (someone) (for nurture and material support). 5. to look (someone, something) over, have a look at, take a look at, examine, check, check out; to test, try. 6. to attend to, tend to, see to, mind. 7. (for one color) to verge on, shade into (another). 8. to pay attention to, heed, listen to. 9. (for something) to require (a specified amount of time, money, etc.). 10. (for a project) to require, take (a specified thing) (if it is to be realized). 11. to go and see where (someone) is, go and find (someone). Bak! 1. See!: Bak, tam söylediğim gibi oldu! See! It´s happened just as I said it would. 2. /a/ Will you just look at...?/Just look at...!/Do you see...?/Get a load of...! (used to show amazement, anger, disapproval): Bacaklara bak! Get a load of those legs! Bak bak! Just look!/Just listen! (used to show amazement): Bak bak, neler söylüyor! Can you believe he´s saying this? Bakalım!/ Bakayım! 1. I don´t know if.../I wonder if... (emphasizes a doubt): Bakalım bu iş olacak mı? Is this really going to happen? 2. Come on and..., Now... (used with an encouraging imperative): Anlat bakalım! Now tell me about it! 3. Well you´d better...! (used with a threatening imperative): Anlat bakalım! Well, you´d just better explain it! 4. Let´s see... (used to indicate a desire to know, a curiosity): Gelir mi bakalım? Let´s see if she comes. bakarak /a/ compared to/with, by comparison with, in comparison with: Ona bakarak sen dâhisin. You´re a genius compared to him. bakarsın It might happen that...: Kendisine sor, bakarsın kabul eder. Ask him; he just might go along with it. Onu sakla, bakarsın lazım olur. Keep it; it just might come in handy. Sakalını tıraş et, bakarsın bugün müdür gelir. Shave; the principal just might come around today. baktıkça bakacağı gelmek to become more interested the more one looks at (someone, something). Baktım ki.... If I see that.../If I understand that.../If...: Kendisiyle konuşurum. Baktım ki kızıyor, hemen çekip giderim. I´ll talk with him. If he gets angry, I´ll leave straightaway. Bakar mısınız?/Bakar mısın? Come here, please. (usually used to get the attention of a waiter, waitress, or a salesclerk). "

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > bakmak

  • 16 bakmak

    baxmaq

    Türkçe-Azerice Sözlük > bakmak

Look at other dictionaries:

  • bakmak — I, 102, 192, 340, 425; I I, 16, 26, 33, 144, 250. 292; III, 23, 194. 272,295, 440 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • bakmak — e, ar 1) Bakışı bir şey üzerine çevirmek Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim. C. S. Tarancı 2) Aramak 3) Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. O. V. Kanık 4) Bir şeyin… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cin cin bakmak — 1) kurnazca bakmak 2) uykusuz gözlerle bakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kem gözle bakmak — 1) kötü niyetle bakmak 2) nazar değdiren bir bakışla bakmak Eh yakışıklı da delikanlı. Bir tanesi kem gözle baktıysa tamam. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kötü gözle bakmak — 1) bir kimse için iyi olmayan düşünceler beslemek, bunu belli edercesine bakmak Tiyatroda kimse kimseye kötü gözle bakamaz. S. F. Abasıyanık 2) cinsel duygu ile bakmak Ben bu kambur kızdan hoşlanmışsam, onu sevmişsem, neden ona kötü gözle bakmış… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yan yan bakmak — 1) göz ucuyla bakmak İhtiyar kadın yan yan torununa bakıyordu. M. Yesari 2) kin, nefret veya öfke ile bakmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yan gözle bakmak — 1) yan bakmak 2) belli etmeden, göz ucuyla bakmak Genç bir jandarma zabiti, sert bir eda ile geçiyor, yan gözle bana bakıyordu. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • titrü bakmak — dik bakmak, keskin gözle bakmak, II, 292; III, 272 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • boş boş bakmak — amaçsız, anlamsız ve bilinçsizce bakmak Boş boş baktığımı görünce öfkelenip elindekileri bir köşeye attı. O. Pamuk …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bön bön bakmak — anlamayarak, safça, şaşkın şaşkın bakmak Söyleyecek söz bulamıyor, bön bön ihtiyar Rum un yüzüne bakıyordum. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • dik dik bakmak — çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak Hiçbir şey söylemeden dik dik baktı. S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.