Translation: from turkish to chinese

from chinese to turkish

bahsetmek

  • 1 bahsetmek

    - der - den
    1. 讲解: Bugün size Kurtuluş Savaşı'ndan bahsedeceğim. 今天我们讲“解放战争”。Bu yazıda sizden bahsediliyor. 这篇文章谈的是您。
    2. 谈到, 说到, 谈论: Ölümünden sonra, ondan “iyi adam” diye bahsedildi. 他死了以后才有人说他是个“好人”。Şimdi bana lütfen, tahsilinizden ve iş tecrübenizden bahseder misiniz? 现在请您谈谈您的学历和您的工作经验。Sen kâmil efendinin eteğinin altından çıkmazsan erkeklikten bahsetme. 你要是老这么怕老婆就别扯什么爷们儿不爷们儿的。
    3. 打赌: Bahsederim ki bu iş olmayacak. 我敢打赌, 这是没有的事。

    Türkçe-Çince Sözlük > bahsetmek

  • 2 bahşetmek

    - der 波́ (-i, -e)
    1. 给, 给予; 送, 送给; 供给; 赠给: Bu fırsatı sana bahşettiğinden dolayı Allaha şükret!感谢真主吧, 是真主给了你这个机会。
    2. 原谅; 宽恕, 饶恕

    Türkçe-Çince Sözlük > bahşetmek

Look at other dictionaries:

  • bahsetmek — den, der, Ar. baḥṣ + T. etmek Bir konu üzerinde söz söylemek, konuşmak O, yanıma oturarak kara haberlerden, kötü rivayetlerden bahsetti. F. R. Atay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bahşetmek — i, e, der, Far. baḫş + T. etmek Karşılıksız olarak vermek, bağışlamak, sunmak Geçmiş zamanların bize bahşettiği daha mükemmel bolluğu hatırlayacaktık. Y. K. Karaosmanoğlu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bahsetmek — bir konu üzerinde söz söylemek; konuşmak; sözünü etmek …   Hukuk Sözlüğü

  • bahşetmek — bağışlamak; sunmak; eriştirmek; vermek …   Hukuk Sözlüğü

  • bahis — is., hsi, Ar. baḥṣ 1) Üzerinde konuşulan şey, konu Bu bahisleri bırakalım artık. P. Safa 2) Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma 3) esk. Bir kitabın bölümlerinden her biri Birinci bahis.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • bahsetme — is. Bahsetmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • konuşma — is. 1) Konuşmak işi Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı. M. Ş. Esendal 2) Görüşme, danışma, müzakere 3) Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • temas etmek — 1) (bir şeye) dokunmak, değmek Etrafımda uçları birbirine temas etmiş hilallerden müteşekkil bir daire vardı. Ö. Seyfettin 2) (bir şeye) değinmek, sözünü etmek, bahsetmek Şiiri iyi okuyanlarla fena okuyanlar arasındaki esaslı farka temas ettik. Y …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • âdet olmak — 1) öteden beri yapılır olmak Paranın üstüne oturmak da biraz tatsız bir âdet olmuştu. B. Felek 2) bir şey gelenek durumuna gelmiş olmak Macarlardan her söz geçişte, kardeş millet diye bahsetmek, bizde âdet bile olmuştur. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kafa (veya kafayı veya kafasını) dinlemek — 1) zihni yoran sorunlardan uzak kalmak 2) sessiz, sakin kalmak Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman... S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • şiddetle — (A. T.) kesin olarak. ♦ şifa bahşetmek şifa vermek, iyileştirmek. ♦ şifa bulmak iyileşmek …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.