Translation: from turkish

akdem-i umur

  • 1 umur

    Türkçe-rusça sözlük > umur

  • 2 umur

    umur [-uːr]: umurumda değil (oder umurumda mı) fam ich pfeife darauf; das ist nicht meine Sache

    Türkçe-Almanca sözlük > umur

  • 3 akdem

    阿́
    is.
    1. 先前的, 以前的, 从前的
    2. 古老的, 久远的, 最早的
    zf.
    1. 先前, 以前, 从前
    2. 很久以前, 早先: bundan \akdem 在这以前, 从前 her şeyden \akdem 首先

    Türkçe-Çince Sözlük > akdem

  • 4 umur

    [umu:r]
    阿́ ç.is.
    1. 事情, 工作; 事业; 事务: \umuru beytiye 家务 \umuru devlet 国家事务 \umuru hariciye 外部事务, 对外事务 \umuru hariye 慈善事业 \umuru idare 管理事务 \umuru mühimme 重要事情 \umur nafıa 社会工作 \umuru siyasiye 政治工作 \umuru zatiye 私事
    2. 重要性, 重大意义: Umurumda değil! 我不管!与我无关!Bu onun umurunda değil. 此事跟他毫无关系。
    ◇ \umur etmemek 不重视, 不关心, 不感兴趣: O, bu işi umur etmedi. 他对此事不关心。他对此事毫无兴趣。\umur görmüş 有经验的, 有阅厣历的, 老练的, 见过世面的 \umur (un) a gelmek 担忧, 不放心, 担心
    ◆ Umurumun teki! 我才不在乎这事!

    Türkçe-Çince Sözlük > umur

  • 5 umur

    umur [umu:r] s
    1) bir şey birinin \umurunda olmamak etw ist jdm gleichgültig
    bu benim \umurumda değil das ist mir gleichgültig
    2) işler Angelegenheiten pl

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > umur

  • 6 umur görmüş

    о́пытный, вида́вший ви́ды

    Türkçe-rusça sözlük > umur görmüş

  • 7 umur

    n. matters, concern, matter of importance

    Turkish-English dictionary > umur

  • 8 umur etmemek

    v. not to care

    Turkish-English dictionary > umur etmemek

  • 9 akdem

    а
    1.
    давни́шний, ста́рый; пре́жний
    2.
    давно́; пре́жде, ра́ньше

    Büyük Türk-Rus Sözlük > akdem

  • 10 umur

    "minding, caring; matters, affairs"

    İngilizce Sözlük Türkçe > umur

  • 11 umur

    affairs, matters. -umda değil. colloq. I don´t care. - etmek /ı/ to make a fuss over (something). - etmemek /ı/ not to trouble about (something). - görmüş experienced. -umun teki! colloq. It´s nothing to me.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > umur

  • 12 ömür

    [T ömür, Az ömür, Tk ömür, from Ar umur]: life

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > ömür

  • 13 bu

    - nu
    s. 这, 这个, 这些: Bu ev geniştir. 这房子宽敞。Bu söylediğiniz iş öyle değildir. 您说的这事不是那么回事。
    zm. 这, 这个; 这件事: Bu kim? 这个人是谁?Bunu istemem, şunu isterim. 这个我不要, 我要那个。Öyle mi, bunu bilmiyorum. 是吗?这我可不知道。Bunda bir iş var. 这里面有猫腻。
    ◇ \bu arada 1) 当时, 这段时间里 2) 同时, 一起: Çamaşırı yıkıyorum, bu arada sizinkini de yıkacağım. 我在洗衣服, 您的我也要一块儿洗了。\bu bağlamda 在这方面, 在这当中, 其中包括 \bu cümleden (olarak) 就此, 关于同样的问题 \bu defa 这次, 现在 \bu denli 如此, 这么: Kendini, nasıl bu denli yüce görebiliyor. 他怎么能如此高傲!Kızlara, bu denli geç geldikleri için öfkelenmişti. 她埋怨姑娘们来得这么晚。Neden bu denli geç kaldın, üç günden beri senin yüzünden üzüntüdeyim. 你怎么这么晚, 我为你担心都3天了。\bu derece 如此: \bu derece çetin çalışma 如此艰苦的劳动 \bu dünyadan gitmek 死, 去世: Evlâtlarım, ben artık bu dünyadan gidiyorum. 孩子们, 我就要死了。\bu gidişle 照这个样子, 如此下去: Bu gidişle ancak akşama varırız. 这样下去我们天黑才能赶到。O, bu gidişle hiç bir yerde tutunamaz. 他这么干, 到哪儿也站不住脚。\bu gözle 以这种看法 \bu günlerde 近来, 近日 \bu haysiyetle 旧́ 从这个角度看 \bu itibarla 因此 \bu kabil (den) 这类的, 类似的 \bu kadar (就)这些, 如此, 这么: Bu kadar büyük bir adamın huzur ihtimali bile beni ürkütüyordu. 能有机会得到这样的大人物的接见真使我感到诚惶诚恐。Çocuğa bu kadar sert davranma. 对孩子别这么厉害!\bu kadar …多: Aradan otuz bu kadar yıl geçti. 一晃过去了30多年。\bu kadarcık 这么点儿的: Bu kadarcık bir kazanç, bunca zahmetlere değer mi? 就这么点好处, 值得去费这么大劲吗?\bu meyanda 1) 其中: Bu meyanda o da vardı. 其中也包括他。 2) (作为插入语)顺便说一句 3) 就在那时候, 当时; 同时, 一起 \bu millet 1) 这群人 2) 我国人民 \bu minval üzer (in) e 这样, 可见, 因此: Akşamı bu minval üzere ettik. 晚上我们就这么度过了。İşinize bu minval üzere devam ediniz. 你就这样继续干吧!\bu münasebetle 恰在此时, 借此机会 \bu safhada 1) 在这方面 2) 在这种情况下 \bu sefer 这次: Bu sefer gitmeyeceğim. 这次我不去。\bu suretle 这样一来 \bu takdirde 如果这样的话 \bu yakınlarda 近来, 近日 - den \bu yana 1) 到这里, 往这儿, 向这里 2) 从…时开始; 自打…以来: 1977 senesinden bu \bua 从1977年开始 cumhuriyetten \bu yana 自建国以来 Kıştan bu yana hiçbir yere gitmedik. 入冬以来我们哪儿也没去。O tarihten bu yana bu beş yıl geçti. 自打那时起, 已过去了5年。\bu yolda 与此相关的, 这方面的: Hükûmetçe bu yolda alınmış hiç karar yok. 政府从未作出这方面的决定。\bu yüzden 因此: İki gündür fırtına var, bu yüzden vapurlar işlemiyor. 暴风雨持续了两天时间, 因此轮船停运。\buna değdi (idi) \bu değmedi (idi) diyerek 选来选去还是选中是原来不喜欢的东西 \buna mebni 因此 \buna mukabil 1) 代之, (作为)交换 2) 与此相对, 与此相反 \bundan akdem 在这以前, 从前 \bundan başka 除此以外, 另外 \bundan böyle 今后: İmtihanlara iyi hazırlanmak gayesiyle, bundan böyle hafta sonlarında da çalışmaya karar verdim. 为了好好准备考试, 我决定今后周末也要学习。\bundan dolayı 因此 \bundan maada 此外, 除此之外: Elimden bundan maada kitap kalmadı. 除此之外我手中没有其它书了。\bundan ötesi 所有的事情: Bundan ötesine karışmam. 所有的事情都与我无关。Ben yapabileceğimi yaptım, Bundan ötesi sizin bileceğiniz iş. 我已经尽力而为, 这些都是你们会干的事情。\bundan ötürü 因此 \bundan sonra 今后: Bundan sonra beni daha fazla budala yerine koyamayacaksınız! 今后你们别想再把我当傻瓜了!\bunun burası 俗́ 正是这里, 就是这里: Bunun burası kendi evim! 这里就是我自己的家!\bununla birlikte (或 beraber) 1) 此外, 另外 2) 尽管如此, 但是: Ben söyledim, bununla birlikte tekrar söyleirim. 我已经说过了, 但我还是要说。\bunun üzerine 1) 接着, 随后, 此后: Bunun üzerine herkes rahat etti. 此后, 大家都安静下来了。 2) 关于, 有关: Bunun üzerine demiş. 他说过此事。
    ◆ Bu çocuğun kasaba et (或 yağ) borcu mu var? (或 yok ya.) 这孩子太胖了。Bu kadar kusur kadı kızında da bulunur. 这点小错不值一提; 人非圣贤, 孰能无过。Bu ne hâl? 出什么事啦: Bu ne hâl, yel yeperek yelken kürek böyle nereye gidiyorsun? 出什么事啦?你这么慌慌张张的要上哪儿去呀!Bu sıcağa kar mı dayanır? 这么花销怎么行呢: Dün aylık aldım, bugün beş param yok, oğlan ister, kız ister, ana ister ne yapayım. 我昨天领了工资, 今天就花光了, 小的哭, 大的叫, 我该怎么办呢?Bundan iyisi can sağlığı. 这是最好的了, 再没有比这更好的了: En iyi arabayı aldık, bundan iysi can sağlığıdır. 我们买了一辆车, 一辆最好的车, 再没有比这更好的了。Bunun üst yanı yalan. 其它的全部是谎言。Bunun üstüne yok. 没有比这好的。

    Türkçe-Çince Sözlük > bu

  • 14 her

    波́ s. 每, 每个: \her gün 每天 \her günlük 日常的 \her insan 每个人
    ◇ \her an 时时刻刻, 永远: Yurt uğrunda ölen şehitlerimizi her an saygıyla anıyoruz. 我们永远怀念为祖国献身的烈士们。\her aşın kaşığı 转́ 无论什么事情都插一手的, 爱管闲事的人: Her aşın kaşığı olanları hiç sevmem. 我一点儿也不喜欢爱管闲事的人。\her bakımdan 从各个方面, 处处: Öğretmen her bakımdan çocuklara örnek olur. 老师要处处为人师表。\her beyaz dediğine kara demek 转́ 颠倒黑白 \her bir (i) 每个人: Her biri elli dolar verince on kişiden beş yüz dolar alınmıştır. 每个人出50美元, 10个人共出500美元。\her biri değişik bir hava çalmak 转́ 七嘴八舌, 各抒己见 \her boyaya boyanmak 转́ 变幻不定, 无固定职业: Bu adamlar her boyaya boyanıyor, sırasında hekim, sırasında tercüman ve öğretmen oluyorlar. 这些人什么事情都干, 有时是医生, 有时又是翻译或教师。\her boyaya girip çıkmak 转́ 胡子眉毛一把抓 \her daim 每时每刻, 永远 \her dakika 每时每刻, 永远: Her dakikam ayrı bir cenk ile geçiyor. 我每时每刻都在奋斗。\her dem 每时每刻, 永远: Her dem sizi andık. 我们无时不刻不想念着你们。\her dem taze 1) 鹤发童颜的 2) 常青的, 常绿的(植物) \her derde deva 灵丹妙药 \her firavunun bir Musa'sı 转́ 战无不胜的大救星 \her gördüğü sakallıyı babası sanmak 被假象迷惑; 拿个棒槌当针使, 轻信 \her havadan çalmak 1) 无所不通, 门门精通, 多才多艺, 无所不知, 博才多学 2) 混乱, 乱七八糟 3) 四处插手 \her ihtimale karşı 以防万一 \her işe burnunu sokmak 管闲事, 瞎搅和; 包打听, 乱打听: Her işe burnunu sokarsan, kimse seni beğenmez. 如果你什么事情都插一手, 没有人喜欢你。Her işe burnunu sokuyor. 他什么事都搅和。Her işe burnunu sokmasan olmaz mı? 难道你就不能不管闲事吗?\her işin hakkından gelmek 无所不通, 门门精通, 多才多艺, 无所不知, 博才多学: Her işin hakkından gelirim. 我无所不通。\her işin üstesinden gelmek 无所不通, 门门精通, 多才多艺, 无所不知, 博才多学 \her işte değnekçi olmak 俚́ 当一把手 \her kafadan bir ses çıkmak 七嘴八舌, 各抒己见: Her kafadan bir ses çıkınca benim de zihnim karıştı. 大伙儿一人一个主意, 弄得我也没了主意。Toplantıda her kafadan bir ses çıktı; bir sonuç alınamadı. 会上, 大家七嘴八舌, 各抒己见, 未能得出任何结论。\her kalıba girmek 1) 经常变换职业 2) 经常改变意图 \her keseye elverişli 便宜的, 廉价的 \her kırk kapının ipini çalmak 俚́ 千方百计 \her münasebetle 基于各种原因 \her nasıl 不管怎样, 无论如何 \her nasılsa 不知是什么原因, 莫明其妙 \her ne hâl ise 无论怎样, 无论如何, 反正, 算了, 就这样吧: Fiyatı her ne hâl ise veririm. 无论如何, 我就给这个价了。\her ne kadar 尽管, 即使: He ne kadar pahalı ise de satılıyor. 尽管很贵, 但仍卖得出。\her ne pahasına olursa olsun 不惜一切代价 \her nedense 1) 不知为什么, 不知什么原因, 莫明其妙: Her nedense gelmedi. 不知道为什么, 他没来。 2) 不管是什么原因 \her sakala bir tarak etmek (或 uydurmak) 四处讨好, 左右逢源, 八面玲珑 \her sakallıyı babası sanmak 俚́ 被假象迷惑; 拿个棒槌当针使, 轻信 \her şeyden akdem 首先 \her şeyden kendine pay çıkarmak 事事争先 \her şeye burnunu sokmak 管闲事, 瞎搅和; 包打听, 乱打听 \her şeyi karanlık görmek 俚́ 悲观失望 \her taraf 四处, 四周, 到处: Her taraf örümcek tutmuş. 到处都结满了蜘蛛网。Sabahleyin uyandığımız zaman her tarafı karla örtülmüş bulduk. 早晨我们醒来的时候发现到处都是银装素裹。-in \her tarafı ateş kesilmek 大发雷霆, 暴怒: Gene her tarafım ateş kesildi. 我依然是怒不可遏。\her tarafı deniz kesilmek 失宠, 被废黜 \her tarafı buz kes (il) mek 1) 感到非常寒冷 2) 俚́ 手脚冰凉, 不知所措 \her tarafta 到处, 处处, 各处 \her tarakta bezi olmak 忙得团团转: Murat çok dağınık çalışır; her tarakta bezi vardır. 穆拉特忙得一塌糊涂, 手忙脚乱。\her taşın altından çıkmak 管闲事, 瞎搅和: Aman be kardeşim, sen de her taşın altından çıkarsın. 真讨厌!哥们!怎么什么事情都少不了你!\her tel başka haca çalmak 七嘴八舌, 各抒己见 \her telden çalmak 1) 无所不通, 门门精通, 多才多艺, 无所不知, 博才多学: Murat Ağabey her telden çalar; işlerini yürütür. 穆拉特大哥无所不通, 什么事都会干。 2) 混乱, 乱七八糟 3) 四处插手: Böyle adam görmedim vesselâm, yahu her telden çalıyor, hangi taşı kaldırırsan altından çıkıyor, olur şey değil. 我真没见过这样的人, 天哪!他什么事都插一手, 不管什么事, 没有他不搀和的。\her vakit 总是, 老是, 经常, 始终 \her vechi 以下述方法, 用下列方法 \her vechi sabık 照旧, 依旧, 和以前一样 \her vechiyle 在任何情况下也(不) \her yanda 到处, 处处, 各处 \her yanını ateş basmak 1) 发烧 2) 害羞, 害臊 3) 脸红, 浑身发热: Başka zaman olsa çır çır çırpınırdım, deli çıkardım, her yanımı ateşler basardı. 要是在其他时候, 我会惊慌失措, 恼羞成怒, 浑身发热。\her yerde 到处, 处处, 任何地方 \her zaman 一直, 一贯, 从来, 永远: Annemin söyledikleri her zaman aklımda kalır. 我永远不会忘记妈妈说过的话。
    ◆ Her ağaç kökünden kurur. 树从根上枯, 家从家中败。Her ağacın meyvesi olmaz. 不是每棵树都结果子的。Her ağaçtan kaşık olmaz. 不是每一块木头都能做勺, 不是是个人就能干这活儿。Her ağlamanın bir gülmesi vardır. 有哭就有笑, 人不能永远倒霉。Her başın bir derdi var, değirmencininki su. 天下烦恼人人有, 磨坊发愁水不来。Her boyayı boyadı bir fıstıkî yeşil mi kaldı? 正经事不干, 瞎忙活什么呢?Her çiçek koklanmaz. 漂亮的野花不是每朵都能采, 漂亮的女人不是每个都能交。Her çok, azdan olur. 积少成多, 集腋成裘。Her damardan kan akmaz (或 alınmaz). 不是每种管子里流的都是血, 不是向每个人都可求援。Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan. 不是每块石头下面都可伸手, 不是蛇, 就是蜈蚣; 凡事须三思而后行。Her düşüş bir öğreniş. 吃一堑, 长一智。Her firavunun bir Musa’sı çıkar. 有压迫就会有反抗。Her gün baklava börek yense bıkılır. 美食虽好多亦腻。Her gün bir olmaz. 彼一时, 此一时。Her gün papaz pilâv yemez. 福无双降; 好事不可能天天有。Her güzelin bir kusuru vardır. 白璧无瑕世上难找, 世人皆有自己弱点。Her horoz kendi çöplüğünde (或 küllüğünde) öter (或 eşinir). 每只公鸡都有自己的垃圾堆, 每个人都有自己的一亩三分地。Her inişin bir yokuşu, her yokuşun bir inişi vardır. 塞翁失马, 安知非福。Her işin (或 şeyin) başı sağlık. 万事悠悠, 健康为大。Her kaşığın kısmeti bir olmaz. 不是每一勺捞出来的都是好东西, 不是每一个人挣的钱都一样多。Her kimin bağı var, yüreğinde dağı var. 有钱之人心事多, 总怕盗贼惦记着。Her koyun kendi bacağından asılır. 一人做事一人当, 好汉做事好汉当。Her kuşun eti yenmez. 道高一尺, 魔高一丈; 哪里有压迫, 哪里就有反抗。Her parlıyan altın değil. 闪闪发光的并不都是金子。Her şeyin vakti var, horoz bile vaktinde öter. 凡事皆有定, 鸡叫在天明。Her taşın altına elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan. 不是每块石头下面都可伸手, 不是蛇, 就是蜈蚣; 凡事须三思而后行。Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. 各人有各人的高招。Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar. 人各有志。Her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır. 塞翁失马, 安知非福。Her yumurtadan civciv çıkmaz. 不是每个蛋都能孵出小鸡来。Her zaman eşek ölmez, on köfte on paraya olmaz. 机不可失, 时不再来。Her zaman felek insana yâr olmaz. 人不能总是走运。Her ziyan bir öğüttür. 吃一堑, 长一智。

    Türkçe-Çince Sözlük > her

  • 15 adiyat

    (-tı)
    а [что-л.] привы́чное, повседне́вное

    adiyatı umur — суета́ суе́т

    Büyük Türk-Rus Sözlük > adiyat

  • 16 cüziyat

    (-tı)
    а мн. от cüzi ме́лочи, незначи́тельные ве́щи

    cüziyatı umur — а) ме́лкие дела́; б) малова́жные собы́тия

    Büyük Türk-Rus Sözlük > cüziyat

Look at other dictionaries:

  • AKDEM-İ UMUR — İşlerin en mühimmi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.