Translation: from turkish

adalet

  • 1 adalet

    [ada:let]
    阿́ is.
    1. 正义, 公理: \adalet duygusu 正义感 Adalet, insan toplumlarının temelidir. 正义是人类社会的基础。
    2. 公正, 公平, 公道: Bu paylaştırmada adalete uyulmuştur. 这种分法是公道的。Öğretmenimiz adaleti seviyor, hepimize eşit davranıyor. 我们的老师很公道, 对我们一视同仁。
    3. 司法, 司法机关: \adalet Bakanlığı 司法部
    ◇ \adalet dağıtmak 给予法律赋予的权利 \adalet Divanı (海牙)国际法院 \adalet göstermek 1) 显示公道, 做事公正 2) 给予应有的权利 3) 转́ 慷慨大方 \adalet kapısı 司法部门 \adalet sarayı 法院大楼 \adalete teslim etmek 交司法机关 \adalete teslim olmak 投案自首 \adaletin pençesine düşmek 落入法网 \adaletle 公正地, 公平地 \adaletten emin olmak 依赖司法机关, 指望公正裁判 \adaletten kurtulmak 逍遥法外: Suçlular adaletin pençesinden kurtulamazlar. 罪犯难逃法网。

    Türkçe-Çince Sözlük > adalet

  • 2 adalet

    adalet [-daː-] Gerechtigkeit f; Justiz f; Gerechtigkeitsgefühl n;
    Adalet Divanı Haager Gerichtshof m

    Türkçe-Almanca sözlük > adalet

  • 3 adalet

    (-ti)
    а
    1) правосу́дие; справедли́вость; беспристра́стие

    adaletle, adalet dairesinde — по справедли́вости, справедли́во

    adaletten emin olmak — положи́ться на правосу́дие, ве́рить в торжество́ справедли́вости

    2) министе́рство юсти́ции

    adalet sarayı — дворе́ц правосу́дия

    Büyük Türk-Rus Sözlük > adalet

  • 4 adalet

    правосу́дие (с) справедли́вость (ж) юсти́ция (ж)
    * * *
    1) справедли́вость

    adaletten emin olmak — ве́рить в торжество́ справедли́вости

    adalet yerini buldu — справедли́вость восторжествова́ла

    2) юр. правосу́дие

    adalete teslim etmek — переда́ть в ру́ки правосу́дия

    Türkçe-rusça sözlük > adalet

  • 5 adalet

    adalet s
    1) Gerechtigkeit f
    2) Justiz f

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > adalet

  • 6 adalet

    гадәләт; гәделлек

    Türkçe-Tatarca sözlük > adalet

  • 7 adalet

    n. justice, equity, fairness, equitableness
    * * *
    1. equity 2. justice 3. justness

    Turkish-English dictionary > adalet

  • 8 adalet

    dad
    --------
    dadmendî

    Türk-Kürt Sözlük > adalet

  • 9 adalet

    Ədalət

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > adalet

  • 10 adalet

    słuszność; sprawiedliwość

    Türkçe-Lehçe Sözlük > adalet

  • 11 adalet

    зэфагъ(э)/ захуагъэ, (Абз. ЗЭХУЭРЭ), зэпэузэф/ зэпэузэху, узэфыныгъ(э)/ узэхуныгъэ, Iэхьэфэгъаз/ Iыхьэхуэгъазэ

    Турецко-адыгский словарь > adalet

  • 12 adalet


    хьыкум зафэ

    Малый турецко-адыгский словарь > adalet

  • 13 adalet

    إنصاف
    عدل
    قسط
    نصف
    نصفة

    Türkçe-Arapça Sözlük > adalet

  • 14 adalet

    1. إنصاف [إِنْصاف]
    Anlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk
    2. عدل [عَدْل]
    Anlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk
    3. قسط [قِسْط]
    Anlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk
    4. نصف [نَصَف]
    Anlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk
    5. نصفة [نَصَفَة]
    Anlamı: hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk

    Türkçe-Arapça Sözlük > adalet

  • 15 adalet

    "justice; equity"

    İngilizce Sözlük Türkçe > adalet

  • 16 adalet

    ,-ti 1. justice. 2. the courts. 3. equity. A- Bakanı Minister of Justice. A- Bakanlığı Ministry of Justice. - dağıtmak to administer justice. A- Divanı the International Court of Justice, World Court. - göstermek to act justly, show justice. -ten kaçmak to be a fugitive from justice. - komisyonu a committee of five judges appointed by the Ministry of Justice. - sarayı courthouse. -e teslim etmek /ı/ to bring (someone) to justice. -e teslim olmak to submit oneself to justice.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > adalet

  • 17 adalet

    ədalət

    Türkçe-Azerice Sözlük > adalet

  • 18 adalet

    právo; rovnost; slušnost; soud; spravedlnost

    Türkçe-Çekçe Sözlük > adalet

Look at other dictionaries:

  • adalet — is., Ar. ˁadālet 1) Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ADALET — Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab ı Hakk ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah ın emrini icra… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • adâlet — (A.) [ ﺖﻝاﺪﻋ ] adalet …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • Adalet — türkischer, arabischer Name, Bedeutung: Gerechtigkeit …   Deutsch namen

  • adalet — haklılık; hakka uygunluk …   Hukuk Sözlüğü

  • Adalet Ağaoğlu — Born Adalet Sümer 1929 (age 81–82) Ankara, Turkey Occupation Novelist, playwright Language Turkish Nationality Turkish Ethnicity …   Wikipedia

  • Adalet Ağaoğlu — Adalet Ağaoğlu, geborene Sümer (* 1929 in Nallıhan in der Provinz Ankara) ist eine türkische Schriftstellerin. Inhaltsverzeichnis 1 Leben 2 Literatur 3 Werk in deutscher Übersetzung 4 …   Deutsch Wikipedia

  • Adalet Kasrı — Der Adalet Kasrı (osmanisch: Kasr ı Adl; deutsch: Turm der Gerechtigkeit) ist eines der letzten erhaltenen Bauwerke des Neuen Sultanspalastes (osmanisch: Saray ı Cedid i Amire) in Edirne. 1561 gab Sultan Süleyman I. wahrscheinlich bei Sinan …   Deutsch Wikipedia

  • Adalet Partisi — Gerechtigkeitspartei Gründung 11. Februar 1961 Schließung …   Deutsch Wikipedia

  • ADÂLET-İ İZAFİYE — İzafi adalet veya adâlet i nisbiye de denir. Küll ün selâmeti için, cüz ü feda eden adalet usulüdür.(Cemaat için ferdin hakkını nazara almaz, ehvenüş şer diye bir nevi adalet i izâfiyeyi yapmağa çalışır. Fakat adalet i mahza kabil i tatbik ise… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • ADÂLET-İ MAHZA — Adaletin tam hakikisi, tam adalet. (Adâlet i mahza ile adalet i izafiyenin izahı şudur ki: $ âyetin mâna yı işarisi ile : Bir mâsumun hakkı, bütün halk için dahi ibtal edilmez. Bir fert dahi umumun selâmeti için feda edilemez. Cenab ı Hakkın… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.