Translation: from turkish to chinese

from chinese to turkish

ad çekmek

  • 1 çekmek

    -i
    1. 拉, 拽, 拖, 牵: araba çeken at 拉车的马 ip \çekmek 拉(紧)绳子 adamı bir yana \çekmek 把某人拉到一边 Kapıyı kıracak gibi şiddetle çekerek evden çıkıp gitti. 他猛地拉开门, 扬长而去, 差点儿没把门给摔碎。
    2. 拔, 抽, 掏(刀枪等): bıçak \çekmek 拔刀 tabanca \çekmek 拔枪 diş \çekmek 拔牙 şişe (或 vantuz) \çekmek 拔火罐
    3. 升挂, 悬挂: direğe bayrak \çekmek 升旗 fenerler \çekmek 挂灯笼
    4. 拉运, 运走, 移开: kollarını masanın üzerinden \çekmek 把胳膊从桌上拿开 Çiftçi buğdayı ambara çekti. 农民把小麦收进了仓里。Her sabah kuyudan su çekiyor. 每天早晨他到井边去挑水。Sandalyeyi pencere önüne çekti. 他把椅子拉到窗前。
    5. 召回, 撤回: birliği geri \çekmek 撤回军队 büyükelçiyi geri \çekmek 召回大使
    6. 支取, 取回, 领取: piyasadaki parayı \çekmek 撤走市场上的资金 Bir miktar para çekmek istiyorum. 我想支取一笔钱。
    7. 吸, 抽, 喝: nem \çekmek 吸湿 of \çekmek 叹气 (tulumba ile) su \çekmek 用水泵抽水 burnuna su \çekmek 鼻子呛水 Avucu ile üç defa su çekti. 他用手捧起水, 喝了三口。Baca iyi çekiyor. 烟囱排烟效果很好。Sünger bütün suyu çekti. 海绵把所有的水都吸掉了。
    8. 吸引, 引起; 诱惑, 引诱: Bu kadın iyi terzi elinden çıkmış koyu renk elbiseleri içinde biçimli vücuduyla az sonra dikkati çeker. 这个女人身穿一身深色的衣服, 做工精细, 身材优美, 很快就引起了人们的注意。
    9. 忍受, 承受, 遭受; 吃苦: eziyet \çekmek 受痛苦, 遇到麻烦; 受压迫 gurbet \çekmek 怀念故乡, 思乡, 想家 sevda \çekmek 爱恋, 钟情 sıkıntı \çekmek 吃苦, 遭罪, 经历磨难 Bu adam çok çekti. 他受了不少苦。Ben onun hırçınlığını artık çekemem. 我再也受不了他那坏脾气了。Yalnız bende meçhul bir hastalık vardı. Sekiz yaşından beri çekiyordum. 只有我有这种怪病, 8岁上就得了。
    10. 承重; 承担, 担负: Bu araba 500 kilodan çok yük çekmez. 这辆车拉不了500千克以上的重物。Onun bütün masraflarını ben çekiyourm. 我担负他的所有费用。Yemek paralarmızı çekti. 我们的饭钱他已经付了。
    11. 称重; 重量为: çuvalı \çekmek 称袋子的重量 Şu bir torba pirinci çek. 请给称袋大米。Tartsaydınız kırk, kırk beş kilodan fazla çekmezdi. 如果你称一称的话, 它的重量最多不过40到45千克。Yaş odun ağır çeker. 湿木柴分量重。
    12. 铺设, 设立(某种分隔物): çit \çekmek 扎篱笆 duvar \çekmek 建墙, 砌墙 perde \çekmek 拉帘子, 拉幕 sınıra tel örgü \çekmek 在边界拉铁丝网 tablo \çekmek 拉线, 布线 Komşu ile aramıza çekilmiş tahta bölmeden bütün konuşmalar işitiliyor. 从同邻居家之间的木制隔板可以听到邻居家的谈话声。
    13. 蒙(被、毯等), 穿(鞋、袜、裤等): çizmeyi \çekmek 穿靴子 Pantolonunu bacaklarına çekti. 他提上了裤子。Yorganınızı başınıza çekiniz. 用被子把你的头蒙上!
    14. 提炼, 榨取, 酿造: ispirto \çekmek 酿酒 gül yağı \çekmek 提炼玫瑰油 Çok kimse rakısını bağından çekiyordu. 有许多人在葡萄园里制酒。
    15. 磨碎, 搌: kahve \çekmek 磨咖啡
    16. 驾驭, 驾驶, 操纵: kürekleri \çekmek 划桨, 摇橹 Arabacı, yavaş çek! 司机, 慢点儿!
    17. -e 与…相像: İnatçılığı babasına çekmiş. 他的倔劲和他爸一样。Oğlan dayıya, kız halaya çeker. 成́ 小子像舅, 丫头像姑。
    18. 曲解: Bak, sözümü nereye çekti! 哎哟!他把我的话想哪去啦!
    19. 延续, 持续: Ocak ayı 31 gün çeker. 1月份有31天。Kızılay, buradan yirmi dakika çeker. 从这到克兹拉伊广场需要20分钟。
    20. 涂抹, 刷: astar \çekmek 刷底漆 kapıya bir kat boya \çekmek 在门上抹一层油漆
    21. 画线(状物); 抄写, 复写: çizgi \çekmek 画线 gözüne sürme \çekmek 打眼圈 kaşına rastık \çekmek 描眉 yazıyı temize \çekmek 誊写文章 bir yazıyı gazeteden kâğıda \çekmek 把一篇文章从报纸上抄下来
    22. (-i, nsz) 收缩; 缩水: Kumaşı yıkayınca çekti. 布洗后缩水了。Kaplumbağa başını kabuğunun içine çekti. 乌龟把头缩进了壳里。
    23. 使摆脱某种习惯: birini kumardan \çekmek 使某人不再赌博
    24. 拍摄: fotoğraf \çekmek 摄影, 照相, 拍照 film \çekmek 拍摄影片; 拍X光片
    25. 钩补, 缝补: çorap \çekmek 补袜子
    26. 全部买下, 大量买进: piyasadaki şekeri \çekmek 全部买进市场上的糖
    27. 提取: bankadan para \çekmek 从银行提款 Hesabımdan iki bin dolar çekeceğim. 我要从我的户头里提两千美元。
    28. 踢, 打: dayak \çekmek 殴打, 棒打 şut \çekmek 射门 Çocuğa bir güzel sopa çekti. 他用棍子把孩子狠狠地打了一顿。
    29. 抽, 摸, 抓; 赌赢: kur'a \çekmek 抽签, 抓阄 piyango \çekmek 买彩票 niyet \çekmek 占卜, 抽签 İlle para çekeceğiz diye beni masaya yatırırlar. 他把我拉上赌桌, 说是肯定可以赢钱。
    30. 拍发(电报): telgraf \çekmek 拍电报, 发电报
    31. 使处于尴尬境地: sorguya \çekmek 提审, 审问, 审讯, 讯问; 盘问 Mecliste hükûmeti hesaba çekeceklermiş. 听说他们将在议会上向政府提质询。
    32. 设(宴): ziyafet \çekmek 设宴, 举行宴会
    33. 喝酒: İki kadeh daha çekersem dayanamam, lâfın gümrüğünü verir, yine söylerim. 我要是再喝上两杯, 就把握不住自己了, 会说起来没完。
    34. 宣讲, 吟颂: nutuk \çekmek 发表演讲; 大发议论 gazel \çekmek 吟诗
    35. 填写, 起草: çek \çekmek 开支票 poliçe \çekmek 开期票 politika \çekmek 制定政策
    36. 俗́ (雌性动物)吸引雄性动物与之交配
    37. 织补: çorap \çekmek 补袜子
    38. 语́ 列举动词变形(或变位): ”Gelmek” fiilinin şimdiki zamanini çek. 请给出 gelmek 这个词的现在时形式。
    ◇ çekeceği olmak 将有罪受, 将有苦吃: Bu lâf anlamaz ustadan çekeceğin var. 有这么一个固执的师傅, 将来可有你受的。çekip çekiştirmek 说三道四, 胡说八道 çekip çevirmek 1) 经营, 管理: büyük bir dükkân çekip çevirmek 经营一家大商店 2) 俚́ 使神魂颠倒: İyilikle, tatlı dille, bu kadınları çekip çevirmiştı. 他温文尔雅, 谈吐得体, 搞得那些女人神魂颠倒。çekip gitmek 偷偷离开, 溜走: Herkes çekip gitti, o, ortada düdük gibi kaldı. 所有的人都溜了, 把他一个人晾在那儿了。çektiğini cihan çekmemek 非常厌倦, 很无聊; 非常烦恼
    ◆ Çek (arabanı) ! 滚开!

    Türkçe-Çince Sözlük > çekmek

  • 2 ad çekmek

    nsz 抽签, 抓阄

    Türkçe-Çince Sözlük > ad çekmek

  • 3 klark çekmek

    nsz 俚́ 拒绝, 不给面子: Ona ne söylesen, klark çeker. 不管你对他怎么说, 他都不会给你面子。

    Türkçe-Çince Sözlük > klark çekmek

Look at other dictionaries:

  • çekmek — i, e, er 1) Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek Hepsi iskemleleri çekerek masanın etrafında bir halka yapmaya hazırlanıyorlardı. R. N. Güntekin 2) Taşıtı bir yere bırakmak, koymak 3) Germek İpi çekmek. 4) İçine almak, emmek… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çekmek — kitap noktalamak; attan kan almak;s ıkılan oku çekmek II, 21 çekerek bağlamak II, 21bkz: çıkmak …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • boynuz çekmek — boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek Hastalık göğse inip ateş başlayınca yapılacak şey hastaya boynuz çekmek olurdu. B. Felek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kolan çekmek — den. kayığı karadan halatla çekmek, yedekçilik etmek Bana bak, Ali Çavuş, biz kimseyi soymuyoruz. Onlar kolan çekiyorlar, kolan çekmek nedir be? Dans etmekten farkı ne ki? S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • beyaz etmek (veya beyaza çekmek) — yazıyı temize çekmek Dört satırlık bir beyaza çekmek için de kan terlere batar. H. R. Gürpınar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • acemilik çekmek — alışamadığı bir işte zorluk çekmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • alaka çekmek (veya toplamak veya uyandırmak) — ilgi çekmek Bu sahneyi mangalın başında Havva Hanım bize kaç defa tekrar etti, hatırlayamam. Ama her defasında bizde büyük bir alaka uyandırıyordu. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • cefa çekmek (veya görmek) — üzüntü, sıkıntı çekmek Mektubumda yazmamış mıydım, senin yüzünden ne cefalar çektiğimi? O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çile çekmek — çok sıkıntı çekmek Âşıkın olmaz mı çile çekmesi / Çilenin olmaz mı boyun bükmesi. Seyrani …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • film çekmek — sin., TV 1) bir sinema kamerasıyla görüntüleri tespit etmek veya bir hareket ve görünüşün sıralı resmini çekmek 2) vücudun röntgenini almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ilgi çekmek (veya uyandırmak) — çevresinde ilgiyi, dikkati ve merakı üzerine toplamak, alaka çekmek, alaka toplamak veya alaka uyandırmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.