Translation: from turkish

ağrıtma

  • 1 baş

    is.
    1. 头, 头颅, 脑袋, 首级: \baş çanağı 颅骨, 头盖骨, 脑壳 Başını elleri arasına almış düşünüyordu. 他两手托腮, 在那里沉思。
    2. 领导人, 首脑, 首领, 头目, 头儿: kol \başı 队长 ırgat (或 işçi) \başı 工头 oymak \başı 部族首领 Cumhurbaşkanı devletin başıdır. 总统是国家元首。
    3. 起头, 开头, 开始, 开端: ay \başı 月初 yıl \başı 年初, 新年, 元旦 satır \başı 段首 yazısının \başında üzerinde durduğu noktalar 他在文章的开头部分谈到的几点
    4. 基础, 根本: Her işin (或 şeyin) başı sağlık. 成́ 万事悠悠, 健康为大。
    5. (河流)源头
    6. 顶, 最高点: dağ (ın) \başı 山头, 山顶 tepe (nin) \başı 小山头, 小山顶
    7. 小头: çiban \başı 脓头 meme \başı 奶头, 乳头 toplu iğne \başı 大头针的头
    8. 末端, 尽头: köprü \başı 桥头堡 O sırada koridorun başından uzun boylu bir kız belirmişti. 正在此时, 走廊的尽头出现了一位高个姑娘。
    9. 头, 只, 个, 枚: bir \baş soğan 一棵葱 on \baş sığır 10头牛 yirmi \baş koyun 20只羊 üç \baş sarımsak 三头蒜
    10. (货币兑换时的)佣金
    11. 附近, 周围, 旁边: ateş \başı 火堆旁边 havuz \başı 水池边 mangal \başı 火盆旁 ocak \başı 火炉旁 sofra \başı餐桌旁 Çeşme başında toplananlar su için kavga ettiler. 聚集在饮水处的人们为水争吵了起来。Pek sıcak günlerde prenses ormana gider; bu serin kuyunun başında otururmuş. 天气一热, 公主就到森林里去, 坐在清凉的水井旁边。
    12. 思想, 记忆; 头脑: Geçmişin anılarını başımda canlandırmak istiyorum. 我想恢复过去的记忆。
    13. 船头, 船首
    14. 5级跤手(最高一级跤手)
    15. 放在名词前, 组成复合词: başbakan 总理 başkent (或 başşehir) 首都 başyazar (或 başmuharrir) 主编 başyazı (或 başmakale) 社论 baştercümen 首席翻译
    s.
    1. 首要的, 最重要的: \baş merdiven 主梯, 主楼梯 Parlamentonun baş vazifesi bütçeyi yapmaktır. 议会首要任务是制定预算。Bu işin böyle olmasında baş sorumlu olduğumu düşünüp kendi kendimi yiyorum. 我认为这件事弄成这个样子全怪我自己, 我在生我自己的气。
    2. 首席的, 主要的: \baş erkek dansçı 首席男领舞演员, 舞剧男主角
    ◇ \baş açık yalın ayak 慌得顾不上穿衣服地, 赤身裸体地: Acı haberi alınca adam, baş açık yalın ayak sokağa fırladı. 这个人一听到噩耗, 顾不上穿衣服就跑到了街上。\baş açmak 1) 非常乐意做某事 2) (妇女)脱去罩袍 \baş ağrı 令人头疼的, 令人伤脑筋的 -e \baş ağrı vermek 令人头疼, 令人伤脑筋 \baş ağrıtmak 使烦恼, 使厌烦, 使伤脑筋: Şu mızmız davranışlarıyla baş ağrıttın. 你这种总爱给别人挑刺的态度使人反感。- den \baş alamamak 忙得脱不开身, 忙得不可开交, 忙得不亦乐乎 \baş alıp \baş vermek 争斗, 撕打, 搏斗 \baş almak 史́ 取首级, 杀敌 \baş aşağı 头朝下, 颠倒: Kendimi baş aşağı yürüyen insanlar arasında buluvermek çok hoş olacak doğrusu! 和头朝下走路的人在一起真的很有意思。Tavukları baş aşağı tutmayınız. 你们不要把鸡头朝下拿着。\baş aşağı çekim 交替拍摄 \baş aşağı düşmek 社会地位受到动摇, 走下坡路, 衰落, 衰败 \baş aşağı gelmek 1) 头着地, 倒栽葱 2) 倒霉 \baş aşağı gitmek 1) 头着地, 倒栽葱: Çocuk merdivenden baş aşağı gitti. 那孩子一个倒栽葱从楼梯上滚了下来。 2) 变糟, 下跌: Altın fiyatları baş aşağı gidiyor. 金价正在走低。Piyasa durgun, işlerimiz baş aşağı gidiyordu. 市场萧条, 我们的生意不好做。 3) 总是吃亏, 总是倒霉: Baş aşağı gittiğinin farkındaydı. Fakat toplanıp silkinmesine de bir türlü çare bulamıyordu. 他发现他总是倒霉, 但是怎么也找不到办法振作起来摆脱这个困境。\baş (ı) bacadan aşmak 超过出嫁年龄 \baş bağlamak 1) 包头, 裹头 2) 结穗: Buğdaylar baş bağladı. 小麦结穗了。 3) 与…有联系, 与…有关 \baş bağlatmak 使结婚 \baş \başa 1) 俩人单独在一起: Ayak altı olmayan bir yer bul da baş başa oturalım. 你找一个没人的地方, 咱们俩坐坐。Odada baş başa oturdular. 他俩独处一室。 2) 团结一致 \baş \baş bırakmak 使俩人单独在一起 \baş \başa kalmak 俩人单独在一起: Ben, el ayak çekildikten sonra, odanın kapısını sürmeleyip kitaplarımla baş başa kalmak saatini beklerim. 夜深人静之后, 我插上门, 读起书来, 等待着我俩单独会面的时间到来。\baş \başa verip dert yanmak 同情, 发牢骚, 互诉衷肠 \baş \başa verip dertleşmek 同情, 发牢骚, 互诉衷肠 \baş \başa vermek 1) 碰头, 磋商: Bu mesele hakkında kaşık düşmanı ile baş başa verip düşünmeden birşey söyleyemem. 这事我什么也不能说, 得先和我老婆商量商量, 好好想想。 2) 互为依靠 \baş belâsı 令人厌烦的, 令人烦恼的, 扫把星: Benim bir köpeğim vardır. Başımın belâsı. 我有一条狗, 他真让我头疼。Baş belâsı karı, çocuğu niye dövüyorsun? 你这个贱女人, 为什么打孩子?\baş belirsiz, meydan ıssız 极其混乱的, 杂乱无章的, 无序的 \baş beyin kalmamak 晕头转向: İnşaatın gürültüsünden bizde baş beyin kalmadı. 施工噪音搅得我们晕头转向。\baş boy 优质 \baş bulmak 赢利, 获利: Bu fiyata verirsem, baş bulmaz. 如果按这个价卖, 我无利可图。\baş çatmak 包头, 缠头 \baş çavuş 士官 \baş çekimi 半身像, 半身照 \baş çekmek 倡导, 发起, 牵头; 主演 \baş çevirmek 绝交, 不愿见 \baş çıkarmak 出现, 出头露面 \baş derdine düşmek 自顾不暇 \baş dikmek 任命领导人, 指定负责人 \baş döndürmek 1) 使头晕眩: Aşağısı baş döndürecek kadar derin bir uçurumdu. 下面是令人眼晕的万丈深渊。 2) 变化之快令人吃惊 \baş döndürücü 1) (速度)极快的, 过快的 2) 令人眩晕的 \baş dönmesi 1) 头晕目眩, 头晕眼花 2) 陶醉: Böyle bir manzarayı ne resimlerde görebilirsiniz, ne filmlerde, insana baş dönmeleri gelir. 无论是在图画中, 还是在电影里, 你们都看不到这样一种景色, 它令人陶醉。-le \baş edebilmek 有能力应付某人, 有能力做某事 \baş edememek 无能力应付某人, 无能力做某事: Baş edemeyeceklerini anlayınca kirişi kırıp kaçmışlardı. 他们明白他们无能为力了, 便一走了之。\baş eğmek 1) 点头(同意, 打招呼等) 2) 惭愧, 害臊: Kız utancından kıpkırmızı olmuştu. Sessizce başını eğdi. 姑娘羞红了脸, 悄悄地低下了头。 3) 俯首听命: Otoriteme her zaman baş eğmiştir, ama bu defa baş kaldıracak gibi bir şey yapıyor. 他一向服从我的权威, 可这次似乎要造反了。\baş elde iken 生前, 活着时, 在世时: Dedem baş elde iken mülkünü çocuklarına paylaştırdı. 我祖父生前把他的财产对他的子女做了分割。\baş etmek 有能力做, 足以干成 \baş fiyat 好价钱, 为最好产品而确定的价格 -e \baş gelmek 战胜, 相当于: Bir orduya baş gelir. 它能顶一个军使。\baş giyeceği 帽子 \baş giyimi 帽子 \baş göstermek 显示, 出现, 发生: Bu kış yine, kok kömürü sıkıntısı baş gösterecekmiş. 今年冬天焦煤似乎将匮乏。Kuraklık olunca, Afrika'nın bazı ülkelerinde açlık baş gösterir. 只要一发生干旱, 非洲的某些国家就出现饥荒。\baş göz etmek 俗́ 使结婚, 嫁: Ben onu Mustafa ile baş göz etmek istiyorum. 我想让她与穆斯塔法结婚。Benim artık bir tek kaygım var. O da, şu kızı baş göz etmek. 我还有一个心愿, 那就是为这姑娘找一个婆家。Elim ayağım tutarken doğrusu şu kızı baş göz etmek isterim. 我真想在我手脚还能动的时候把这个女儿嫁出去。\baş göz olmak 俗́ 结婚 \baş göz yarmak 1) 殴打, 打得鼻青脸肿 2) 转́ 把一篇文章念得磕磕巴巴 3) 转́ 办事笨拙, 把事办砸, 未把事做好 \baş heykeli 半身塑像 \baş indirmek 点头同意 \baş kaldıramak 1) 抬头: Gece gündüz yazı yazmaktan baş kaldıramıyordu. 他没日没夜到写啊写。 2) 出现, 显露 3) 反对, 反抗; 起义, 造反, 暴动: Otoriteme her zaman baş eğmiştir. Ama bu defa baş kaldıracak gibi bir şey yapıyor. 他一向服从我的权威, 而这次似乎要造反了。\baş kaldıramamak 1) 病入膏肓, 卧床不起 2) 忙得脱不开身, 忙得不可开交, 忙得不亦乐乎 \baş kaygusu 惦念, 挂念 \baş kesmek 1) 砍头 2) 右手搁胸前低头致意: İhtiyar, baş kesip cevap verdi. 老人右手搁胸前低头致意, 以示还礼。 3) 投降, 服从 \baş kıç vurmak (船只)前后颠簸 \baş kırmak 抬杠 \baş kisvesi 帽子 -e \baş komak 准备献身: Biz vatanımıza baş komuş erleriz. 我们是准备为祖国而献身的战士。\baş korkusu 恐惧 \baş koşmak 努力, 用功 -e \baş koymak 准备献身 \baş kurtarmak 大难不死, 躲过一劫, 逃脱惩罚 \baş olmak 当头, 做首领 \baş örtmek 用头巾包头 -e \baş sallamak 随声附合, 言听计从; 同意, 认可 \baş selâmı 点头致意 -e \baş tutmak 海́ 沿着航线驶往, 保持航线 \baş tutmamak 海́ 偏离航线, 迷航 \baş üstünde gezdirmek 盛情款待, 友好接待, 尊重 \baş üstünde gezmek 受尊重, 被敬重 \baş üstünde tutmak 盛情款待, 友好接待, 尊重: Misafir olarak kaldığı sürece onu baş üstünde tutmuşlardı. 在他作客期间, 他们对他盛情款待。\baş üstünde yeri olmak 非常受尊敬, 非常受关注, 受到盛情款待 \baş vermek 1) (脓包)变熟 2) 吐穗, 抽穗 3) 迎着风或水流 4) 用清水漂流(衣物) 5) 牺牲; 出师未捷身先死 \baş yakmak 使陷入恶劣的境地 \baş yapmak 做头发, 做头发护理 \baş yarıp göz çıkarmak 1) 殴打, 打得鼻青脸肿 2) 转́ 办事笨拙, 把事办砸, 未把事做好 \baş yarmak 1) 殴打, 打得鼻青脸肿: Dostun attığı taş baş yarmaz. 成́ 良药苦口利于病, 忠言逆耳利于行。 2) 转́ 办事笨拙, 把事办砸, 未把事做好: Biz ona iş yap dedik, o gitti baş yarıp geldi. 我们让他去做事, 他去了, 结果搞得一塌糊涂。Adağın nerede kaldı, meseleyi kolaylıkla halledeceğini söylemiştin, hâlbuki baş yarmaktan başka birşey elinden gelmedi. 你是怎么答应的?你说你办这件事容易得很, 可是除了添乱你什么事情也办不成。-in \baş yemek 1) (餐桌上汤后上的第一道)主菜 2) 使死亡, 致死 3) 使陷入困境 \başa \baş 相同的, 相等的, 旗鼓相当的: Bu iki güreşçi başa baş güreştiler. 这两个摔跤手摔了个平手。\başa \baş gelmek 平等, 相等, 平衡, 旗鼓相当: Bu ayın aile bütçesi başa baş geldi. 这个月家里收支持平。\başa \baş gitmek 平等, 相等, 平衡, 旗鼓相当: Biz bu yarışın bu kadar başa baş gitmesinden gurur duymalıyız. 我们应该对这次竞争如此旗鼓相当感到自豪。(-ile) \başa çıkamamak 1) 不胜任 2) 无暇顾及 -i \başa çıkarmak 1) 结束, 完成 2) 宠爱, 溺爱 (-ile) \başa çıkmak 1) 战胜, 克服, 征服, 摆平, 了结: Adamcağız sözle başa çıkamayacağını anlamış. 他似乎明白光靠空口说白话已经摆不平了。 2) 胜任 3) 任性, 惯坏, 受宠 \başa dert düşmek 遭遇不幸, 烦恼, 不安 \başa geçmek 1) 当头, 做首领: Ali Bey dernekte başa geçtı. 阿里先生当了协会的头。 2) 名列前茅, 首屈一指 \başa gelmek 遭遇不幸: Alna yazılan başa gelir. 成́ 人之命, 天注定。\başa gün doğmak 走运, 撞大运 \başa güreşmek 1) 争夺冠军 2) 力争最佳结果 \başa hasır yakmak 抱怨 \başa kaka anlatmak (或 söylemek) 说粗话 -i \başa kakmak 揭短; 总提所做过的好事惹人厌 \başa sürmek 使进行到底 \başa varmak 结束, 完成, 有成果 \başa yazılmak 命中注定 \başa yetişmek 结束, 完成, 有成果 \başı açık 光着头, 不戴帽子的: Yağmurda başı açık sokağa çıkma. 雨天别光着头上街。\başı açılmak 脱发, 变秃 \başı açmak 走开, 离开, 滚开 \başı ağırlaşmak 犯困 -in \başı ağrımak 1) 对…负责任: Bu yolsuz işten dolayı başının ağrıyacağı belli idi. 显然他要对这种不正当的事情负责。 2) 头痛, 伤脑筋: O aileyle iyi geçinseydin başın ağrımazdı her hâlde. 你要是能同那一家和睦相处, 你肯定就不会伤脑筋了。-in \başı altından çıkmak (某种坏事)出自某人的主意: Bütün bu kötülükler o zalimin başı altından çıkıyordu. 所有这些坏事都是那个坏蛋的主意。Samimî gibi görünür ama aldanmayın: Her kötülük onun başının altından çıkar. 他看起来忠厚老实, 可是你们别上当, 他什么事儿都干得出来!-in \başı araya gitmek 不情愿地卷入别人的纷争; 受夹板气 \başı ateşe yanmak 因他人而受难, 舍己为人; 背黑锅 \başı ayak, ayağı \baş yapmak 颠倒黑白 \başı bağlanmak 1) 身不由己 2) 忙得脱不开身 3) 订婚, 结婚 \başı bağlı 1) 身不由己的 2) 忙得脱不开身的: Bir yere gidemiyor, başı bağlıdır. 他忙得脱不开身, 哪儿也去不了。 3) 已订婚的, 已结婚的, 有对象的, 有主儿的, 已出阁的 \başı \başa çatmak 磋商, 商量 -in \başı belâda 处于难以摆脱的困境 -in \başı belâya girmek 陷于困境, 面临令人烦恼的状况: Kıçı kırık bir saat yüzünden başım belâya giriyordu. 我为了一只破表而惹来了麻烦。\başı bez 女人 -in \başı bozulmak 丧夫 \başı bütün 配偶健在的 -in \başı çatlamak 头疼得象要裂开似的, 头剧烈地疼痛 \başı çekmek 牵头, 当头, 当首领, 倡导, 发起; 领衔主演 \başı çıplak 秃头的, 光头的-in \başı dara düşmek 手头紧, 拮据 -in \başı dara gelmek 陷入困境, 苦恼 -in \başı daralmak 手头紧, 拮据: Başınız daralırsa beni arayın. 您要是缺钱花, 就来找我好了。\başı darda kalmak (或 olmak) 手头紧, 贫困: Başı darda olduğu zaman bize gelirdi. 他一没钱就来找我们。\başı derde girmek 陷入困境, 苦恼 \başı dertte olmak 陷入困境, 苦恼 \başı devletli 幸福的, 幸运的 \başı dik gezmek 昂首挺胸: Böyle çalışırsamız, boynumuzu eğmeden, kimseden bir lokma beklemeden alnımızın terini yer, başımız dik gezerik. 如果我们这么干, 我们就可以自食其力, 挺起胸来做人, 用不着低三下四去求人。\başı dimdik 自尊的, 自豪的 \başı dinç 无忧无虑的 \başı dinlemek 惬意, 无忧无虑 -in \başı dönmek 1) 头晕, 头晕眼花, 晕头晕脑: Gözlerim kararıyor, başım döndü. 我眼前一黑, 天旋地转。Kapının önüne geldiği zaman başının dönmeye başladığını hissetti. 他刚一来到门口, 就觉得头开始发晕。 2) (遇到紧急情况)手忙脚乱, 手足无措 3) 乐昏了头, 得意忘形 4) 眼花缭乱 \başı dumanlı 1) 云山雾罩的, 大雾笼罩山头的(山) 2) 陶醉于爱情的 3) 酩酊大醉的, 醉得昏天黑地的 -in \başı göğe ermek (或 değmek) 谑́ 1) 忘乎所以, 得意忘形: Bir kitapçığı yayınladıktan sonra başı göğe erdi. 他出了一本书就不知道天高地厚了。 2) 意外得福, 幸运: Beni müşkül durumda bırakmakla başın göğe erdi mi? 你挤兑我又得了什么好处了呢?\başı gözü sadakası 为驱灾或防灾而捐的物品或作出的牺牲 \başı havada 1) 无忧无虑的, 高高兴兴的 2) 高傲的, 目空一切的, 自鸣得意的 \başı havalanmak 迷恋, 爱上 \başı hoş 1) 无忧无虑的, 无拘无束的 2) 微醉的 (-in, -le) \başı hoş olmamak (或 gitmemek, sayılmamak) 不喜欢, 不欣赏: Benim öteden beri halılarla başım hoş değildir. 我一向不喜欢地毯。Benim zaten içki ile başım hoş değildil. 我本来就不喜欢喝酒。-in \başı için 看在某人的面子上: Aman babamın başı için beni ele vermeyin. 看在我父亲的面子上, 请别告发我。Çocuğunun başı için bana gerçeği söyle. 看在孩子的份上, 把真相告诉我吧!-in \başı kalabalık 身边人太多, 不便说话: Şimdi başı çok kalabalık, işinizi yapamaz. 现在他身边的人太多, 您的事他没法办。Bugün başı çok kalabalık, görüşemeyiz. 今天人太多, 咱们没法谈。\başı kapalı 遮遮掩掩地, 偷偷摸摸地: Sözlerinden bir şey anlamıyorum, neden böyle başı kapalı konuşuyorsun. 你说的我一点儿也不明白, 你说话干嘛这么遮遮掩掩的?Başı kapalı iş yapmaktan hiç hoşlanmam. 我做事不喜欢偷偷摸摸。-in \başı kazan (gibi) olmak 头被吵得嗡嗡作响, 头被吵得晕晕乎乎的: Gürültüden başım kazan gibi oldu. 我脑袋都快给吵炸了。-in \başı kızmak 生气, 发火, 发怒: Başı kızınca kavgaya çanak tutmaya başlamıştı. 他一生气就要吵架。-in \başı nâra yanmak 为他人受难, 背黑锅, 吃亏: Serseri yoplulukla düşüp kalkma, başın nâra yanar, pişmanlık fayda vermez. 你别和那些流氓混在一起, 吃了亏悔之晚矣。\başı önünde 非常羞怯的; 安分守己的, 循规蹈矩的: Küçük kız ilk gün başı önünde sınıfa gördü. 小姑娘第一天怯生生地走进了教室。\başı önüne düşmek 处境不妙 \başı pek 1) 笨的, 理解力差的; 倔强的: Başı pek adamı kimse sevmez. 倔强的人没人喜欢。 2) 不好驾驭的马 \başı pişmek 在太阳暴晒下干活, 头顶烈日干活: Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer. 成́ 春夏耕作不休, 秋冬吃穿不愁; 少壮不努力, 老大徒伤悲。-e \başı sallamak 1) 随声附合, 言听计从; 同意, 认可: Onun söylediklerini, başı sallayarak tasdik ediyordu. 他点头对他的话表示认可。 2) 摇头(表示提醒或生气) \başı sert 1) 笨的, 理解力差的; 倔强的 -in \başı sıkılmak 陷入困境, 处于困境, 手头拮据: Başı sıkılınca kardeşinin yardımını bekliyor. 他一没钱就指望他的兄弟帮他。-in \başı sıkıya gelmek 陷入困境, 处于困境: Başımız sıkıya geldi mi, hemen onlara koşacağız. 我们要是处于困难的境地, 会马上去找他。-in \başı taşa değmek 1) 碰钉子: Sonunda başı taşa değdi; gerçeği anladı. 最后他碰了壁, 才明白过来。 2) 遇到生活困难, 遇到难处 -in \başı taşa gelmek 1) 碰钉子: Daha toysun, başın taşa gelmedikçe söylediklerimden mana çıkaramazsın. 你还是太幼稚, 不碰钉子不明白我的话的意思。Başı taşa gelinceye kadar fikrinde ısrar etti, nihayet anladı ama iş işten geçti. 他固执己见, 不撞南墙不回头, 最后终于明白了, 然而为时已晚。 2) 遇到生活困难, 遇到难处 \başı taşa taşı \başa vurmak 千方百计 -in \başı tutmak 烦恼, 头疼: Gürültüden başım tuttu. 吵得我头疼。-in \başı üstünde yeri olmak 1) 受到热情款待, 受欢迎, 受尊重: Arkadaşımın başımın üstünde yeri vardır. 我很敬重我的这位朋友。 2) 赞成, 认可 -in \başı yastığa düşmek 累得睡着, 虚弱得睡着 -in \başı yastık görmemek 辗转反侧, 坐卧不安: Bacağımın sızısından bu gece başım yastık görmedi. 我腿疼得一宿没睡着。Sinirli olduğum geceler başımın yastık görmesine imkân yok. 我激动得好几宿都没睡着。-in \başı yastık yüzü görmemek 1) 从未生过病 2) 辗转反侧, 坐卧不安: Bütün gece yol hazırlığı yaptık, başımız yastık yüzü görmedi. 我们在准备行囊, 彻夜未眠。\başı yerde 害羞, 羞怯, 沮丧, 失望 -in \başı yerine gelmek 恢复疲劳, 醉酒后醒来: Sekiz saat deliksiz uyudum, başım yerine geldi. 我美美地睡了8个小时, 缓过来了。\başı yukarıda 自以为是的, 自大的: Fena adam değil ama başı yukarıda, bu da bir kusur demektir. 他不是坏人, 但是很自以为是, 这也算是一个缺点吧!\başı yumuşak 顺从的, 听话的: Onun başı yumuşaktır, bu konuda sorun çıkarmaz. 他很听话, 在这方面不会出问题。-in \başı zapt olunmak (马)驯服 \başımla beraber 高兴地, 满意地 -in \başın sağ olsun’a gitmek 吊唁, 吊孝: Bütün kadınlar alay alay başın sağ olsuna gittiler. 所有的女人全都成群结队地去吊唁。\başına 每个: Şu andaki kur dolar başına 8.275 yuandır. 现在的汇率是1美元兑8.275元。\başına belâ açmak 使遭遇不幸, 使大难临头; 使不安, 使烦恼 \başına belâ almak 遭遇不幸, 大难临头; 不安, 烦恼 \başına belâ çıkarmak 遭遇不幸, 大难临头; 不安, 烦恼 \başına belâ etmek 使厌烦, 使烦恼, 打扰, 烦扰 \başına belâ gelmek 遭遇不幸, 大难临头; 不安, 烦恼: Ayağınızı denk almazsanız başınıza bir belânın geleceğini şimdiden söyleyebilirim. 现在我敢说, 你们要不当心点儿, 你们会有麻烦的。\başına belâ getirmek 使厌烦, 使烦恼, 打扰, 烦扰: Deli ile çıkma yola, başına getirir belâ. 成́ 疯傻之人不可交, 否则多烦恼。\başına belâ kesilmek 遭遇不幸, 大难临头; 不安, 烦恼 \başına belâ olmak 使厌烦, 使烦恼, 打扰, 烦扰 \başına belâ sarmak 遭遇不幸, 大难临头; 不安, 烦恼 \başına belâyı satın almak 使厌烦, 使烦恼, 打扰, 烦扰: Böyle bir işe girişmekle başına büyük belâyı satın aldığını sonradan farketti. 后来他才发现他这么干是自寻烦恼。-in \başına binmek 1) 上脸, 向…撒娇, 在…面前放纵 2) 骑在某人的头上, 欺凌, 欺负 -in \başına bir hâl gelmek 1) 遭遇不幸, 遇到灾祸, 出事: Çocuk şu saate kadar dönmedi, başına bir hâl gelmiş olmasın. 都这时候了, 这孩子还没回来, 可别出什么事。 2) 大难临头, 死到临头 3) (含蓄的说法)过世, 三长两短: Başına bir hâl gelirse, azabını ömrün boyunca çekersin, ağabey. 如果他有个好歹的话, 你可得后悔一辈子啊!大哥!-in \başına bir iş gelmek 遭遇不测, 遇到灾祸, 遇到麻烦, 出事: Başına bir iş gelsin de akıllan! 那你就上一回当学一回乖吧!-in \başına bir kaza gelmek 遭遇不测, 遇到灾祸, 遇到麻烦, 出事: Akla yelken ettik, o fena havada küçük sandalla açıldık, başımıza bir kaza geldi. 我们几个人心血来潮, 在那个恶劣的天气里, 登上一艘小船就出海了, 结果出事了。-in \başına bir şey gelmek 遭遇不测, 遇到灾祸, 遇到麻烦, 出事: Başımıza kötü bir şey gelecek sanıyorum! 我觉得我们会有麻烦。 -in \başına bir yıkım gelmek 遭遇不测, 遇到灾祸, 出事: Ali, başlarına bir yıkım geleceğinden korkuyordu. 阿里担心他们会出事。Giderken, başlarına bir yıkım gelir korkusuyla, karılarını yanında götürmekten korkmuştu; bunun için onları evde bıraktı, yalnız başına yola koyuldu. 出发的时候, 他担心带着妻妾会遭遇不测, 就把她们留在家里, 只身上路去了。-in \başına bitmek 使厌烦, 使烦恼, 打扰, 烦扰, 纠缠 \başına buyruk 独立的, 不受约束的, 自由自在的: Başına buyruk bir alay ördek, yeşil bir düzlüğü kaplamıştı. 在绿茵茵的草地上, 有一群自由自在的鸭子。-in \başına çalmak 生气地回绝, 生气地退回 \başına çelenk takmak 取得成功, 胜利 \başına çıkarmak 娇纵, 溺爱, 放纵 \başına çıkmak 1) 上脸, 撒娇, 放肆: Biraz koltuk verdik, şimdi başımıza çıkıyor. 我们奉承了他两句, 他就不知道天高地厚了。Kadınlara yüz verdikçe başımıza çıkıyor. 受宠的女人爱翻脸。 2) 骑在某人的头上, 欺凌, 欺负 -in \başına çorap örmek 陷害, 使绊子, 背后捣鬼 -in \başına çökmek 1) 落在某人头上: Evimin direğidir, giderse dünya başıma çöker. 他是我家的顶梁柱, 如果他没了, 所有的担子就会落到我头上。 2) 殴打: Akşam hepsi bir olup zavallı çocuğun başına çökmüşler. 晚上, 他们合伙儿把那可怜的孩子打了一顿。\başına dermek 聚集在…周围 \başına dert açmak 使不幸, 烦扰, 使苦恼, 使伤脑筋 \başına dert çıkarmak 遭遇不幸, 烦恼, 不安 \başına dert çıkartmak 使不幸, 烦扰, 使苦恼 \başına dert etmek 使不幸, 烦扰, 使苦恼 -in \başına dert olmak 使不幸, 烦扰, 使苦恼: Ama bu güzellik başına dert oldu. 但是, 她的美貌害了她。Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış. 看来他显然已成为该街区的一害。-in \başına devlet kuşu konmak 意外得福, 撞大运: Aynı mahalledendik. Ama sonradan Allah yürü ya kulum, dedi. Başına devlet kuşu kondu. 我们曾经是街坊, 但是后来他犹如神助, 成了气候。Başına devlet kuşu kondu, piyangonun büyük ikramiyesini o kazandı. 他撞了大运, 买彩票中了大奖。\başına dikilmek 1) 不离开某人, 形影不离, 把某人置于控制之下 2) 现场督促 3) 一饮而尽 \başına dikmek 1) 委派某人保护某人某物 2) 一饮而尽 (-i, -in) \başına dolamak 使烦恼, 使厌烦; 使负责一项艰难的工作: Bu işi benim başıma doladılar. 他们把这重任交给了我。-in \başına dünyayı dar etmek 使不安, 使不快; 滋扰: Apartmanlarına kazık kakıp oturan kiracıların başlarına dünyayı dar etmek için bir sürü orijinal usular bulmaya çalıstılar. 房客们住在她们的房子赖着不走, 她们就使了许多怪招滋扰这些房客。-in \başına ekşimek 1) 使不堪重负 2) 纠缠, 烦扰, 骚扰: Bu işi bitirverelim, ikide bir gelip başımıza ekşimesin. 我们快把这件事了结了吧, 别再让他时不时来烦我们了。Herif başıma ekşidi. 这小子老缠着我。\başına feleğin tokmağı inmek 遇到麻烦, 遭遇不幸, 遭到打击: Başına böyle bir feleğin tokmağı indikten sonra belki aklın başına gelir. 也许给你当头一棒, 你才明白是怎么一回事。-i \başına geçirmek 1) 戴头上: Şapkasını başına geçirdi. 他把帽子戴在了头上。 2) 气得用某物打某人的头: Şimdi tencereyi başına geçiririm! 气得我真想把锅扣到你头上!-in \başına geçmek 1) 承担责任, 承担义务 2) 为首, 主持, 率领, 领导: Gündüzün bahçede arkadaşlarımla oynar, akşamları da büyük salonda dansın başına geçerdim. 白天我同伙伴们在花园里玩儿, 晚上我又在大厅里领头跳舞。Onları bahçeye toplayarak başlarına geçerek, akşama kadar âdeta kudurturdum. 我把他们召集到花园, 我当头, 让他们几乎一直疯到晚上。 3) 开始做某事: Tekrar masanın başına geçerek satraçoynamaya başladık. 我们重又摆好桌子开始下棋。-in \başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemek 遇到大麻烦: Bizim başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. 我们真是倒霉透了!-in \başına gelmek 1) 面临困境, 遇到麻烦; 倒霉: Ah başıma gelenleri sorma. 啊!别提了, 我真是倒霉透了!Geyik de başına gelecekleri düşünmeden tilkinin peşine takılıp mağaraya gitti. 鹿也没考虑会遇到什么麻烦, 就跟着狐狸到山洞去了。 2) 遭遇突发事件, 面临突发情况: yolda benim \başıma gelenler 我在途中的遭遇 Gülme komşuna, gelir başına! 成́ 不要笑话别人, 你也可能受到嘲笑。-in \başına getirmek 给…带来好处: Allah kimsenin başına getirmesin. 愿真主普渡众生!-in \başına gün doğmak 走运, 撞大运 -in \başına güneş geçmek 中暑: Başına güneş geçti. 他中暑了。Orada durma, başına güneş geçer. 别站在那儿, 你会中暑的。-in \başına hâl gelmek 历经艰辛, 好不容易: Bugün saç saça baş başa bir dövüştüler ki ayrıncaya kadar başımıza hâl geldi. 他们今天又打了起来, 我们好不容易才把他们拉开。\başına hırkayı çekmek 隐居, 自我封闭: Hiç bir işle ilgilenmiyor; hırkayı başına çekmiş. 他不问世事, 隐居起来了。-in \başına iş açmak 找麻烦, 招致烦恼: Pancuru tamir edeyim, derken başıma iş açtım, cam kırıldı. 我本想修一修活动窗板, 结果惹了麻烦, 把玻璃给弄碎了。-in \başına iş çıkarmak 找麻烦, 招致烦恼: Bu oda başımıza iş çıkardı. 这个房间给我们添了不少麻烦。\başına iş çıkmak 突遭不幸, 面临突发事件 -in \başına iş gelmek 有麻烦, 遇挫折: Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir. 成́ 山头经常遇风暴, 人生难免有挫折。\başına kakmak 总提所做过的好事惹人厌: Ali beni şirkete yerleştirmekle büyük bir iyilik etmiştı. Fakat onu ikide birde başıma kakması doğru olmazdı. 阿里把我安置在公司是做了一件大好事, 可是他不该总是把这件事挂在嘴边, 真让人受不了。-in \başına kalmak 不情愿做某事, 不得不伺奉某人: Arkadaşının yapması gereken işler de onun başına kalmıştı. 他不情愿地去做了本该由他同事去做的事。\başına kan çıkmak 血往上涌, 生气, 大发雷霆 \başına karalar bağlamak 非常悲伤, 非常痛苦 -in \başına kel kâhya kesilmek 爱管闲事, 指手画脚: O ahçı kadın bile bazen başıma kel kâhya kesiliyor. 连那个女厨子也不时地对我指手画脚。\başına lânet yağmak 倒霉, 被奚落 \başına patlamak 1) 不情愿做某事 2) (恶运)当头 (-i, -in) \başına sarmak 使烦恼, 使厌烦; 使负责一项艰难的工作 \başına sevda gelmek 爱, 恋爱, 钟情, 陷入爱河 \başına sıçramak 睡意全无: Eğer bu patırtıdan, ikindi uykusu başına sıçrayan imam aşağı koşmasa, iki kadın, avluda saç saça baş başa dövüşeceklerdi. 要不是阿訇被这吵闹声从午睡中惊起跑下来的话, 两个女人就要在院子里打起来了。\başına soğuk geçmek 俚́ 犯傻, 办蠢事 -i \başına taç etmek 非常重视, 非常关心; 献殷勤: Ev sahibini başına taç etti ama yine yaranamadı. 他对房东大献殷勤, 可是仍未落好。\başına taş düşmek (或 yağmak) 遭遇不幸, 遭灾, 受惩罚 \başına taş yağdırmak 使遭遇不幸: Deliye taş atma, başına taş yağdırır. 成́ 疯傻之人不可招, 自找麻烦吃不消。\başına tedarik görmek 寻找解决办法 \başına teller takınmak 非常高兴 \başına tokmak olmak 关押, 使入狱, 使身陷囹圄 -i \başına toplamak 聚集, 招集: âlemi \başına toplamak 把所有人聚集在他身边 \başına toprak 该死的 \başına toprak saçmak (或 koymak) 哀悼, 哀伤 \başına üş (üş) mek 聚集在…周围: Herkes başına üştü. 所有人都聚集在他的周围。-in \başına vermek 使倒霉, 使处境险恶 \başına vurmak 1) (酒)上头, 使失去知觉, 使晕头转向, 使失态: Oğlan şarabı fazla kaçırmıştı. Başına vurunca sızmaktan başka çare kalmadı. 小伙子喝多了, 晕头转向, 只好睡下了。 2) (因有毒气体、炎热、饥饿)致病, 头疼: Kömür başına vurdu. 他煤气中毒了。-in \başına yazılmak 命中注定 \başına kaza gelmek 发生事故, 发生意外, 遭到不测: Akla yelken ettik, o fena havada küçük sandalla açıldık, başımıza bir kaza geldi. 我们几个人心血来潮, 在那个恶劣的天气里, 登上一艘小船就出海了, 结果出事了。-in \başına yıkmak 使烦恼, 使厌烦; 使负责一项艰难的工作: Bu karmaşık işi benim başıma yıktılar. 他们把这件棘手的事情交给了我。\başına yular geçirmek 统治, 控制 \başına zindan etmek 使活不下去, 使无法生存, 使陷入困境 \başında 居于首位: Öldürücü illetlerin başında kalp hastalıklarının geldiği malûm. 众所周知, 心脏病乃致命疾病之首。\başında akıl bırakmamak 犯糊涂 \başında ateş yanmak 1) 发高烧 2) 陷入困境: İnsanın başında ateşler yanarken nasıl neşeli olur? 人要是有了麻烦, 怎么还能乐得起来呢?-in \başında beklemek 1) 监视, 监督, 督促, 控制 2) 伺候, 侍奉, 照顾, 照料, 守侯: Mezarının başında iki gece beklediler. 他们在他的坟头守了两夜。-in \başında boza pişirmek 迫害 \başında bulunmak 1) 受尊敬, 受尊重 2) 领导, 率领
    3. 在某人旁边: Hastasını muayene ederken başında bulundular mı, hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır ya kalbı bulamaz ya nabzı şaşırır. 当他给病人看病的时候, 如果有人站在旁边, 尤其是再有人说上几句话, 他就会手足无措, 要么找不到心脏在哪儿, 要么摸不到脉搏。-in \başında değirmen çevirmek (或 döndürmek) 由于嘈杂声而使人心烦, 滋扰: Üst kattakiler sabaha kadar başımızda değirmen çevirdiler. 楼上的人把我们折腾了一宿。\başında dert tütmek 烦恼, 不快, 伤心, 难过, 心烦意乱 \başında dikilmek 形影不离; 纠缠 \başında dolaşmak 遇到: Başında dolaşan tehlikeyi görünce tilki usulca aslanın yanına gitmiş. 狐狸一见大祸临头, 就悄悄地跑到了狮子身边。\başında dört dönmek 围在身边团团转, 关注, 关心 \başında durmak 1) 监视, 监督, 督促, 控制: Başında durdum; ayakkabılarımı tamir ettirdim. 我看着让他给我修鞋。 2) 伺候, 侍奉, 照顾, 照料 \başında gezdirmek 款待; 尊重 \başında kavak yel (ler) i esmek 1) (年轻人)不负责任, 贪图享乐 2) 心不在焉, 想入非非, 空想, 幻想 \başında kazan kaynatmak 骚扰, 使不安, 使不快 \başında kışlamak 赖着不走 \başında muhabbet yelleri esmek 爱恋, 迷恋 \başında olmak 1) 处于同样困境: Başımda olduğu için parasızlığın ne olduğunu bilirim. 我的处境也不好, 因此我知道缺钱花是一种什么滋味。Durumuzunu anlıyorum, çünkü aynı şey bizim de başımızda. 我理解你们的处境, 因为我们都一样。 2) 当头, 当领导, 主持: İşinin başında olduğu için her şey yolunda gidiyor. 你的事由他负责, 一切顺利。\başında seyisleri kalmamak (奴隶)被解放 \başında taşımak 尊敬, 尊重 \başında torbası eksik 蠢驴, 笨蛋 \başında yaşamak 和…在一起生活: Kimseyle bir hır gür çıkarmadan çoluğunun çocuğunun başında yaşayıp gitmek istiyor. 他希望与世无争地同老婆孩子生活在一起。\başından almak 从头说, 从头做, 重新开始 \başında yer vermek 非常重视; 尊重 \başından aşağı kaynar sular dökülmek 如同一盆冷水从头上浇下来; 心似滚油浇 \başından aşkın olmak 很多 -in \başından aşmak 很多: İşim başımdan aşıyor, bir de bunu yaptırmayın. 我的工作很多, 你就别再给我添麻烦了。-i \başından atmak 1) 摆脱纠缠: Mustafayı başlarından atmak yolunu arıyorlardı. 他们正在设法摆脱穆斯塔法的纠缠。 2) 推托 \başından ayrılmamak 不离左右, 寸步不离 \başından beri 从一开始 \başından bir kazan kaynar su dökülmek 如同一盆冷水从头上浇下来; 心似滚油浇: Başımdan bir kazan kaynar su döküldü sandım. 我觉得如同一盆冷水劈头盖脸浇下来。\başından büyük halt etmek (或 yemek) 试图做自己力不能及的事, 硬着头皮干事, 自讨苦吃, 干蠢事: Başından büyük haltlar yer bu arkadaş. 这位同事是自讨苦吃。\başından büyük işlere girismek (或 kalkışmak, kalkmak, karışmak) 试图做自己力不能及的事, 硬着头皮干事, 自讨苦吃, 干蠢事: Başından büyük işe kalktı, başaramadı. 他硬着头皮去做, 没能做成。\başından büyük yalan söylemek 说大话, 吹牛 -i \başından defetmek 1) 摆脱纠缠 2) 推托 \başından düşmek 衰落, 衰败 \başından geçmek 经历: \başından iki evlilik geçen genç bir kadın 一位结过两次婚的年轻女人 Adamcağız evine dönmüş, akşam arkadaşlarıyla buluşup başından geçeni onlara da anlatmış. 他回到住处, 晚上遇见同事, 也向他们讲述了这番经历。Son günlerde başından geçen olaylar sebebiyle sinirleri alt üst olmuştu. 最近几天遇到的几件事情搞得他心神不安。\başından gitmemek 摆脱不了烦恼 \başından kalkmak 为了休息而推脱一件事情 \başından kaynar su dökülmek 如同一盆冷水从头上浇下来; 心似滚油浇: Onu görünce başımdan kaynar sular döküldü. 我一看见他, 如同一盆冷水劈头盖脸浇下来。Öğretmen çocuğun yaptıklarını anlatırken, annesinin başından kaynar sular dökülüyordu. 老师把那孩子干的事说了一遍, 他母亲一听如同一盆冷水浇下来。-i \başından kesmek 推托 \başından korkmak 担惊受怕, 提心吊胆: Seni bana ısmarlayıp gittiler. Başımdan korkarım. 他们把你交给我就不见踪影了, 我好害怕。Yönetici başından korktu, bu kanunsuz işi yapmadı. 那当官儿的怕出事, 这非法的事他没做。\başından nikâh geçmek 结婚 -i \başından savmak 找借口摆脱纠缠, 敷衍了事, 搪塞: Bize, kendisine yatacak bir yer bulmamız için yalvardı. Onu başımızdan savamadık. 他再三要求借宿, 烦死我们了!Yoksa başımdan savmak için akla karayı mı seçeceğim? 难道我要费尽周折找借口才能甩掉他不成?-in \başından sevda geçmek 曾经爱过 -in \başını adamak 视…为生命, 为…而献身 -in \başını ağrıtmak 1) 使头痛: Bu koku başımı ağrıttı. 这气味熏得我头疼。Sokağın har gürü başımı ağrıttı. 街上的嘈杂声搅得我头疼。 2) 使烦恼, 困扰, 使伤脑筋: Ah affedersiniz efendim başınızı ağrıttım. 啊!对不起, 先生!打搅了!Başınızı ağrıtmayayım. 说来话长, 一言难尽哪!Böyle başımı ağrıtma. 你别再这样烦我了, 好不好!Bütün bu meseleler başımı ağrıttı. 所有这些问题使我大伤脑筋。-in \başını alıp gitmek (或 kaçmak) 1) 抽身离去, 不辞而别: Aman zaman demeye kalmadan başını alıp gitti. 他一句求饶的话也没说, 扬长而去。O çarçabuk bezdi, başını alıp gitti. 她很快就厌倦了, 不辞而别。 2) 逃跑: Gel başımızı alıp uzaklara gidelim. 来!我们逃吧, 逃得远远的。- den \başını almak 自由, 解脱, 抽身, 摆脱: Dertten başını alamıyor. 他老是摆脱不了烦恼。Eşek de işlerin yolunda olmadığını sezmiş, başını alıp çıkmış. 这头驴也感觉到大事不妙, 就调头逃跑了。İşten başımı alamıyorum ki sizi arasın. 我实在脱不开身, 让他去找您吧!-in \başını arkaya çevirmek 回头: Kız yürürken, büyük bir korku duyuyormuş gibi başını ikide bir arkaya çeviriyordu. 姑娘一边走, 一边回头, 似乎很害怕。-in \başını ateşlere yakmak 使非常烦恼 -in \başını bağlamak 1) 使订婚, 使结婚 2) 约束, 使走正道, 使浪子回头: Kocana göre bağla başını, harcına göre pişir aşını. 成́ 见机行事, 量入为出, 量力而行。-in \başını beklemek 看护, 守护, 守侯: Ali Bey’in hastalığında her gece birimiz başını beklemiştik. 在阿里先生生病期间, 我们每天夜里都有一个人守在旁边。-in \başını belâya sokmak 使不幸, 使受灾; 滋扰, 打扰: Çekil git buradan, başımı belâya sokma. 出去, 别在这儿烦我!Söylediğim doğrudur ama yazamam, başımı belâya sokamam. 我说的是实话, 但我不会写下来给自己找麻烦。-in \başını belâya uğratmak 使不幸, 使受灾; 滋扰, 打扰 -in \başını bir yere bağlamak 安置工作, 使就业 -in \başını boş bırakmak 放任, 使自由 -in \başını çatmak (用头巾、布条等)勒头止头痛 -in \başını çevirmek 回头: Kız bir aralık başını çevirdi. Adamı görünce, hizmetçisine daha çabuk yürümesini söyledi. 姑娘偶尔一回头, 看见了这个人, 让丫鬟快走。-in \başını derde salmak 惹麻烦; 自生烦恼 \başını derde sokmak 使不幸, 使受难; 滋扰, 打扰 -in \başını derde uğratmak 使不幸, 使受难; 滋扰, 打扰: Sus. Başımı derde mi uğratacaksın? 闭嘴!难道你要给我找麻烦不成?-in \başını dik tutmak 维护尊严: Başını dik tut. 你抬起头来!-in \başını dinlemek 在安静的环境中休息: Biraz uzaklara gitmek, yalnız kalıp başını dinlemek istedi. 他想走得远一点儿, 独自一人安安静静地休息休息。-in \başını döğmek 后悔, 伤心 -in \başını eğmek 1) 低头不语: Onların hepsini dile getirerek sırların söyletiyor, onlar başlarını eğiyorlar. 他让他们开口说出他们的秘密, 他们全都低头不语。 2) 低头认错: Ağlayıp başını eğdi, arkadaşlarından kendisini bağışlamalarını dileyip dua etti. 他哭着低下了头, 乞求同伴们的宽恕。-in \başını ezmek 斩草除根, 防范于未然 -in \başını gözünü yarmak 1) 殴打, 打得鼻青脸肿: Ali, Mehmet’e temiz bir dayak atmış, başını gözünü yaramış. 阿里把穆罕默德狠狠地打了一顿, 打得他鼻青脸肿。Murat Bey aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşeceller, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı. 要不是穆拉特先生拦住, 他们就打起来了, 非打得头破血流不可。 2) 转́ 把一篇文章念得磕磕巴巴: Başını gözünü yararak okuduğu parçaladan kimse bir şey anlamamıştı. 他念得磕磕巴巴, 谁也不明白他都念了些什么。 3) 转́ 把事办砸, 未把事做好: Yemeği başını gözünü yararak yapmış, mutfak darmadağınık olmuş. 他把饭给做砸了, 厨房内一片狼籍。-in \başını gün, ayağını yer yemek 面朝黄土背朝天 -in \başını her deliğe sokmak 非常好奇, 好奇心强 -in \başını hırkaya çekmek 隐居, 退隐 -in \başını iki eliyle tutmak 感到遗憾, 感到难过, 感到忧伤 -in \başını istemek 要某人的脑袋, 要某人的命 -in \başını kaldırmak 抬头: Alice başını kaldırıp baktı, yukarısı kapkaranlıktı. 艾丽丝抬头一看, 上面一片漆黑。İşinden başını kaldırıp bir yere gidemedi. 他忙得不可开交, 哪儿也没去成。-in \başını kaldır (a) mamak 1) 头也不抬地工作, 不停地工作: Bütün gün başımı kaldırmadan okudum. Boynum tutulmuş gibi. 我头也不抬地看了一整天书, 脖子好象都僵了。 2) 抱病卧床, 病得起不来床 -in \başını kanadına çekmek 诸事不问沉溺于自己的世界 -in \başını kaşımaya eli değmemek 忙得不可开交, 非常忙 -in \başını kaşımaya vakti bulamamak 忙得不可开交, 非常忙: Bugünlerde başımı kaşımağa vakit bulamıyorum. 我最近忙得不可开交。-in \başını kaşıyacak vakti olmamak 忙得不可开交, 非常忙: Büyük babanın artık başını kaşıyacak vakti yoktur. Kâh çocukları kırda oynamaya götürüyor. Kâh onlara ocak başında masallar söylüyor. 老爷爷成天忙得不亦乐乎, 有时带孩子们到郊外去玩, 有时围着火炉给孩子们讲童话故事。-in \başını kaydetmek 掉脑袋: O adam hâlâ sağ; ama başını kaybedecek kadar ağır bir suç altında. 那个人还活着, 可是他犯了杀头之罪。-in \başını kesmek 固执己见, 坚持认为, 坚持: Yalancılığını bir defa anladım, bundan sonra başımı kessen sana inanmam. 我已经认清了你的骗子嘴脸, 今后你就是说破了天, 我也不会相信你了。İştahım yok dedi, artık başını kesseler sofraya gelmez. 他说他没胃口, 他们就是说破天, 他也不会来吃饭。-in \başını koltuğunun altına almak 把脑袋夹在胳肢窝里; 豁出性命干某事 -in \başını koparmak 砍头 -in \başını kurtarmak 1) 死里逃生, 保命: Ne istersen yaparım. Elverir ki şu belâlardan başımızı, kurtaralım. 你让我怎么干, 我就怎么干, 只要我们能够从这场灾难中死里逃生。 2) 能够维持生计, 能够养活自己 -in \başını narâ yakmak 使遭受重大损失; 使懊恼 \başını okutmak 为某人祈祷使之摆脱病痛 -in \başını omuzları arasına çekmek 缩脖子: Başını omuzları arasına çekmiş, rüzgârın etkisiyle arada bir sendeleyerek yola düzüldü. 他缩着脖子, 被风吹得踉踉跄跄地上路了。-in \başını ortaya koymak 豁出命来干某事 -in \başını önüne eğmek 羞得抬不起头来: Esen Hanım bu kaynar sözlerin altında morardı. Başını önüne eğdi. 几句滚烫的话, 说得艾森太太面红耳赤, 羞得抬不起头来。-in \başını sallamak 1) 点头同意 2) 摇头不同意 \başını savurmak (船头)顶风 \başını secdeye koymamış 不敬神的, 不信神的 -in \başını sokmak 找到一个藏身之处, 有安身之处: Sonunda başını sokabileceği küçük bir ev aldı. 最后他买了一所小房子安身。Ne olsa yeriz, nasıl olsa başımızı sokup yatacak bir yer buluruz. 我们随便吃点什么, 不管怎样, 我们得找一个安身的地方, 睡上一觉。Gelmiş buraya, başını sokacak, ekmeğini kazancak bir yer bulmuş, hiç bunu teper mi? 他来到这里找到了一个落脚谋生的地方, 当然不会放弃。-in \başını taşa vurmak 1) 悔之不及, 后悔得用头撞墙 2) 忧郁, 忧伤, 忧愁, 痛苦 -in \başını taşla döğmek 悔之不及, 后悔得用头撞墙 -in \başını taşlara çarpmak 悔之不及, 后悔得用头撞墙 -in \başını taştan kurtarmak 拯救, 救命 -in \başını taştan taşa vurmak 悔之不及, 后悔得用头撞墙 -in \başını toplamak (女人)梳理头发 -in \başını uçurmak 砍某人的头 -in \başını vermek 抛头颅, 牺牲, 献身 -in \başını vurmak 砍头: Bunun üzerine hiç acımaksızın oğlanın başını vurmuşlar. 因此, 他们无情地砍掉了小伙子的脑袋。-in \başını yakmak 使处于困境; 陷害 -in \başını yapmak (女人)梳理头发 (-e, -in) \başını yaptırmak (女人)去发廊做头发 -in \başını yarıp gözünü çıkarmak 殴打, 打得鼻青脸肿 -in \başını yarmak 打破脑袋, 打得头破血流 -in \başını yemek 1) 使陷入困境, 使受重创: Sen bu gidişle kendi başını yersin. 你这是作茧自缚。 2) 致死: Bu çocuğun başını yiyen sen değil misin? 这孩子难道不是你害死的吗?-in \başının altında 在某人的枕头下 -in \başının altından çıkmak 是某人策划的, 是某人捣的鬼: Anlaşıldığına göre bu iş, Ali'nin başının altından çıkmıştı. 看来, 这事是阿里捣的鬼。Samimî gibi görünür ama aldanmayın: Her kötülük onun başının altından çıkar. 他看起来忠厚老实, 可是你们别上当, 他什么事儿都干得出来!-in \başının belâsını bulmak 恶有恶报 -in \başının çaresine bakmak 自己的事自己做, 自救: Herkes başının çaresine baksın! 每个人自己的事要自己办。\başının derdi 烦心的人, 磨人的人(尤指孩子) -in \başının derdine düşmek 1) 烦恼得顾不上其它的事 2) 不顾一切地逃命 -in \başının dikine gitmek 自以为是, 固执己见 -in \başının etini yemek 唠唠叨叨让人烦, 死命纠缠: Anaları başımın etini yiyor. 孩子他妈的唠叨让我心烦。Bisiklet almak için bizim oğlan bir senedir başımın etini yiyiyor. 一年来我儿子一直缠着我给他买一辆自行车。\başının gözünün sadakası 为驱灾或防灾而捐的物品或作出的牺牲 \başının üstünde taşımak 敬重, 尊重 \başının üstünde yeri olmak 1) 受尊敬, 受尊重: Sizi her zaman bekleriz. Her zaman başımızın üstünde yeriniz olduğunu unutmayınız. 我们永远等着您, 您不要忘记了, 您永远是我们敬重的人。 2) 率领, 领导 \başıyla oynamak 玩命地做事, 冒着生命危险做事 \başta gelmek 1) 领先: İpekçilikte Shanghai başta gelir. 上海的纺织业居于领先地位。 2) 居于主要地位: Başta gelen gıdalar arasında süt vardır. 主要的食品中有牛奶。\başta gitmek 领先: 5 numaralı yarışmacı başta gidiyor. 5号选手正在领先。\başta akıl olmamak 不走运: Akıl olmayınca başta, ne kuruda biter, ne yaşta. 成́ 人要是不走运, 喝凉水都塞牙。\başta kalmak 纠缠 \başta taşımak 非常敬重, 非常尊重 \baştan 从头起, 重新, 再一次: Meseleyi baştan anlatayım. 我重新阐述一下这个问题。\baştan aşağı 从上到下, 从头到尾, 完完全全: Baştan aşağı demir kuşaklı bir yiğit ata binmiş. 全副武装的勇士上了马。Mektubu baştan aşağı okumuş. 他从头到尾把信读了一遍。\baştan aşağı bir kova sıcak su dökülmek 如同一桶凉水劈头盖脸浇下来 \baştan aşağıya 从上到下, 从头到脚, 完完全全: Bu genç adamı baştan aşağıya süzdü. 他把这个年轻人从头到脚打量了一番。\baştan aşkın 很多, 过分 \baştan aşmak 很多 \baştan ayağa 从上到下, 从头到脚, 完完全全: Beni şehre götürdü, baştan ayağa giydirdi. 他把我带到城里, 把我从头到脚打扮一新。\baştan azmak 摆脱控制 \baştan \baş 最好的 \baştan \başa 1) 从一端到别一端: Ülkeyi baştan başa geçti. 他从国家这一端走到了另一端。 2) 完全, 全部, 彻底, 彻头彻尾: Adamcağız ölmüş; oğulları gömülü bir kap altın var sanarak bağı baştan başa kazmışlar. 他死了; 他的儿子们以为底下埋的是一罐金子, 把葡萄园挖了个遍。Köy baştan başa bir çamur deryası hâlini alır. 整个村子完全变成了一个烂泥塘。Söyledikleri baştan başa yalan. 他的话是彻头彻尾的谎言。\baştan \başa gitmek 贸然行事 \baştan bulmak 船头搁浅 -i \baştan çıkarmak 使误入歧途, 教唆, 引诱, 勾引; 玷污: Onu da sen baştan çıkardın. Onu artık senden başka kişiyle evlendiremem. 你又玷污了她, 我已无法把她嫁给他人。Perihan adında bir bayan, güveyi dans arasında ayartıp baştan çıkarmış. 一个名叫佩莉罕的女人在跳舞时勾引新郎官。-i \baştan çıkarmaya kurt masalı okumak 使误入歧途, 教唆, 引诱, 勾引; 玷污 \baştan çıkmak 道德败坏, 学坏 \baştan inme 突然降临的: \baştan inme belâ 突然降临的灾祸 \baştan kalmış (或 kalma) 别人用过的, 旧的 \baştan kara etmek 1) (船)搁浅; 冲滩 2) 受挫, 因失败而不知所措 \baştan kara gitmek 不计后果而蛮干 \baştan kaynar sular dökülmek 如同一盆冷水浇下来 \baştan savma 1) 漫不经心地, 敷衍了事地 2) 漫不经心的, 敷衍了事的: Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin. 你要知道, 我们不容忍做事漫不经心。-i \baştan savmak 找借口摆脱纠缠, 敷衍了事, 搪塞 \baştan soğuk sular dökülmek 如同一盆冷水浇下来 \baştan sona 从上到下, 从头到脚, 完完全全 \baştan tırnağa 从上到下, 从头到脚, 完完全全
    ◆ Baş ağır gerek, kulak sağır. 做人要有主心骨, 流言蜚语随它去。Baş dille tartılır. 听其言, 知其人。Baş kırılır fes (或 körk) içinde, kol kırılır yen (或 kürk) içinde. 脑袋破了, 藏在帽子里, 胳膊折了, 藏在袖子里; 家丑不可外扬。Baş ol da, eşek (或 soğan) başı ol. 无论大小, 是官就得利; 三年清知府, 十万雪花银。Baş olan boş olmaz. 1) 官身不由己。 2) 没有金钢钻, 不揽瓷器活。Baş nereye giderse, ayak da oraya gider. 上行下效。Baş üstüne!是!遵命!Başa gelen çekilir. 既来之, 则安之。Başa gelmeyince bilinmez. 饱汉子不知饿汉子饥。Başa yazılan gelir. 人之命, 天注定。Başın (或 başı, başınız) sağ olsun! 望节哀顺便。Başına vur, ağzından lokmasını al. 一脚踹不出个屁来; 老实本分。Başında paralasın. 总提所做过的好事惹人厌。
    II
    is. 旧́ 小脓包

    Türkçe-Çince Sözlük > baş

Look at other dictionaries:

  • ağrıtma — is. Ağrıtmak işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağrıtma — «Ağrıtmaq»dan f. is …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • ica’ — ə. ağrıtma …   Klassik Azərbaycan ədəbiyyatında islənən ərəb və fars sözləri lüğəti

  • ağrıtabilmek — i Ağrıtma imkânı veya olasılığı bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • izaç — is., cı, esk., Ar. izˁāc Bunaltma, tedirgin etme, baş ağrıtma, can sıkma Bu vaka Bilal i, uşakların izacından tamamen kurtardı. H. E. Adıvar Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller izaç etmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tasdi — is., esk., Ar. taṣdīˁ Can sıkma, baş ağrıtma, tedirgin etme …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • başını ağrıtmak — 1) gereksiz sözlerle birini bunaltmak 2) bir iş için birini tedirgin etmek, uğraştırmak İkide bir ah Çingeneler vah Çingeneler diye gelip böyle başımı ağrıtma. O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • affayı — (Şuşa) nahaq. – Affayı yerə ağzını ağrıtma …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • bejə-bejə — (Qazax) nahaq yerə, boş yerə, faydasız. – Bejə bejə danışıf başımı ağrıtma …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • kiriməx’ — (Ağdam, Borçalı, Cəbrayıl, Hamamlı, Laçın, Mingəçevir, Şəki, Salyan, Şəmkir, Tərtər, Tovuz, Ucar, Yevlax) 1. susmaq, sakit olmaq (Ağdam, Hamamlı, Şəki). – Bir sa:t kiri, başımı ağrıtma (Ağdam); – Di kiri görax, ağlama (Şəki); – Ə:, bir kiri göröm …   Azərbaycan dilinin dialektoloji lüğəti

  • tasdî' — (A.) [ ﻊیﺪﺼﺕ ] baş ağrıtma, rahatsız etme. ♦ tasdî etmek baş ağrıtmak, rahatsız etmek …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü


Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.