Translation: from turkish to arabic

from arabic to turkish

aç gözlü

  • 1 aç gözlü

    بطنة
    جشع
    حريص
    شراهة
    شره
    طامع
    طماع
    فجعان
    متكالب
    نهم
    نهيم

    Türkçe-Arapça Sözlük > aç gözlü

  • 2 tok gözlü

    قانع
    قنع
    قنوع

    Türkçe-Arapça Sözlük > tok gözlü

  • 3 aç gözlü

    1. بطنة [بِطْنَة]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    2. جشع [جَشِع]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    3. حريص [حَرِيص]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    4. شراهة [شَرَاهَة]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    5. شره [شَرَه]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    6. شره [شَرِه]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    7. طامع [طامِع]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    8. طماع [طَمَّاع]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    9. فجعان [فَجْعَان]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    10. متكالب [مُتَكَالِب]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    11. نهم [نَهَم]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    12. نهم [نَهِم]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris
    13. نهيم [نَهِيم]
    Anlamı: mala ve yiyecek içecek şeylere doymak bilmeyen, gözü aç, doymaz, tamahkâr, haris

    Türkçe-Arapça Sözlük > aç gözlü

  • 4 tok gözlü

    1. قانع [قانِع]
    2. قنع [قَنِع]
    3. قنوع [قَنُوع]

    Türkçe-Arapça Sözlük > tok gözlü

  • 5 doymaz

    1. أقتر [أَقْتَر]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    2. بخيل [بَخِيل]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    3. جشع [جَشِع]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    4. حريص [حَرِيص]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    5. شحيح [شَحِيح]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    6. شره [شَرِه]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    7. ضنين [ضَنِين]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    8. طامع [طامِع]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    9. طماع [طَمَّاع]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    10. كلب [كَلِب]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    11. متكالب [مُتَكَالِب]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    12. مساك [مَسَّاك]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    13. مسك [مُسُك]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    14. مسكة [مُسَكَة]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    15. مسيك [مَسِيك]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    16. مقتر [مُقَتِّر]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    17. مقتر [مُقْتِر]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    18. ممسك [مُمْسِك]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    19. نهم [نَهِم]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü
    20. نهيم [نَهِيم]
    Anlamı: doymak bilmeyen, aç gözlü

    Türkçe-Arapça Sözlük > doymaz

  • 6 tamahkâr

    1. جشع [جَشِع]
    Anlamı: aç gözlü
    2. حريص [حَرِيص]
    Anlamı: aç gözlü
    3. شره [شَرِه]
    Anlamı: aç gözlü
    4. طماع [طَمَّاع]
    Anlamı: aç gözlü
    5. فجعان [فَجْعَان]
    Anlamı: aç gözlü
    6. متكالب [مُتَكَالِب]
    Anlamı: aç gözlü
    7. نهم [نَهِم]
    Anlamı: aç gözlü
    8. نهيم [نَهِيم]
    Anlamı: aç gözlü

    Türkçe-Arapça Sözlük > tamahkâr

Look at other dictionaries:

  • gözlü — sf. 1) Gözü olan 2) Herhangi bir biçimde veya renkte gözü olan İri gözlü. Yeşil gözlü. 3) Bölmesi veya gözleri olan Bu masa üç gözlüdür. 4) Deliği olan Sık gözlü kalbur. Birleşik Sözler açgözlü ahu gözlü ak gözlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözlü — sif. Gözü olan, görən. Şəfa tapıb qurtarmasın azardan; Heç gözlülər onun dərdin görməsin. A. Ə.. <Həmədanlı tacir:> Gözlülər arasında işığa möhtac korlar var. . Ç.. . . . gözlü – 1) rəqəmlərə qoşularaq, bir şeyin neçə gözdən (bölmədən)… …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • Gecəgözlü — Infobox Settlement official name =Gecəgözlü native name = pushpin pushpin mapsize =300 subdivision type = Country subdivision name = flag|Azerbaijan subdivision type1 = Rayon subdivision name1 =Fizuli leader title = leader name = established… …   Wikipedia

  • gök gözlü — sf. Gözleri mavi ile açık yeşil arası olan (kimse) İçeriye gamselelerini giymiş, gök gözlü bir adam giriyor. Sarı saçlı, gök gözlü bir civanmış. K. Bilbaşar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çıyan gözlü — sf. Mavi gözlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • lokma gözlü — sf. Fırlak, patlak gözlü …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • mühür gözlü — sf. 1) Koyu renkte, iri, beğenilen (gözlü) 2) is., ed., mec. Sevgili …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • tirşe gözlü — sf. Gözü tirşe renkli olan O esmer, narin, tirşe gözlü kız, içli bir kızdır. O. C. Kaygılı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yumuk gözlü — sf. Göz kapakları şişkin, gözü kısık olan Saffet Hanım ufak tefek yapılı, küçük ve yumuk gözlü bir kadınmış. A. Ş. Hisar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kel ölür, sırma saçlı olur, kör ölür badem gözlü olur — kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı olur …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ahu gözlü — sf. Gözleri güzel olan (kadın) …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.