Translation: from turkish

KEFFARET

Nothing was found.

Try to search in all languages

or change your search query.

Look at other dictionaries:

  • KEFFARET — (Masdar gibi kullanılıyorsa da keffâr mübalâğa isminin müennesi olup, asıl mânası: örtücü ve imhâ edici demektir.) Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş günahı affettirmek ümidiyle şeriata uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-İ YEMİN — Yaptığı bir yemine sadık kalmayıp bozan bir müslümana lâzım gelen keffâret demektir ki: Muktedir ise, müslim veya gayr i müslim bir köle veya câriye azad etmekten; muktedir değil ise, on fakiri akşamlı sabahlı doyurmaktan veya on fakire birer… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-İ ZIHAR — Zıhar keffareti.Keffâret i zıharın vâcib olmasının şartı kudrettir. Muktedir olan, köle azad eder; değilse iki ay oruç tutar, buna da gücü yetmezse altmış fakire yemek verir. (Bak: Zıhâr …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-ÜZ ZÜNUB — Günahların keffareti. Mü min insanların çeşitli hastalık ve musibetlerine denir. Çünkü günahlarından afvına vesile olabilir. (Huk. İslâmiye ve Ist. Fık. K …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-İ HALK — Hac için ihrama girip de bir özre mebni saçlarını vaktinden evvel traş ettiren kimsenin tutacağı üç günlük oruçtan ibârettir …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-İ KATL — Bir müslümanı veya bir zımmiyi amden değil de bir hata neticesi olarak öldüren bir müslümana lâzım gelen keffârettir ki; muktedir ise, bir mü min köle âzad etmekten; buna muktedir değilse, iki ay muttasıl oruç tutmaktan ibârettir …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFFARET-İ SAVM — Ramazan ı Şerifte özürü bulunmaksızın muayyen şartlar dâhilinde orucunu bozan bir mükellefin, müslim veya gayr i müslim bir köle veya câriye azâd etmesinden; buna muktedir değilse, iki ay muttasıl oruç tutmasından; buna da muktedir değilse,… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • MEARRE — Keffaret, diyet. * Elem, meşakkat, dert, günah …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • kefaret — is., din b., Ar. keffāret 1) Bir günahı Tanrı ya bağışlatmak umuduyla verilen sadaka veya tutulan oruç 2) Diyet Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor. A. Gündüz Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kefaretini ödemek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • HEDY — Cenab ı Hakk ın rızası için veya ihramda iken yapılması yasak olan herhangi bir fiili işlemekten dolayı kusurunu affettirmek ricasiyle, keffaret olarak Harem i Şerif e götürülen veya kendisi veya parası gönderilen kurban …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • KEFARET — (Bak: Keffaret …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.