Translation: from turkish

HİKMET-İ ATİKA

  • 1 hikmet

    му́дрость (ж)
    * * *
    1) зна́ние
    2) уст. филосо́фия
    3) сокрове́нный / та́йный смысл; скры́тая причи́на, моти́в
    4) досту́пное то́лько всевы́шнему
    5) уст. му́дрое изрече́ние, сенте́нция
    ••
    - hikmeti Huda

    Türkçe-rusça sözlük > hikmet

  • 2 hikmet

    hikmet <- ti> Weisheit f; verborgene(r) Sinn; Gottes Fügung f, Ratschluss m; HIST Philosophie f; Sentenz f; weise(r) Spruch (meist scherzh); sonderbar!;
    (her) ne hikmetse merkwürdigerweise, wie sonderbar!

    Türkçe-Almanca sözlük > hikmet

  • 3 hikmet

    hîkmet

    Türk-Kürt Sözlük > hikmet

  • 4 hikmet

    hikmet s
    1) ( bilgelik) Weisheit f
    2) ( sebep) Grund m
    3) ( özlü söz) Sentenz f; ( vecize) Sinnspruch m

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > hikmet

  • 5 millî hikmet

    Volksweisheit f

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > millî hikmet

  • 6 hikmet!

    стра́нно!, чудно́!, удиви́тельно!

    Türkçe-rusça sözlük > hikmet!

  • 7 hikmet

    хикмәт

    Türkçe-Tatarca sözlük > hikmet

  • 8 atika ile ilgili

    adj. Attic

    Turkish-English dictionary > atika ile ilgili

  • 9 atika üslubu

    n. atticism

    Turkish-English dictionary > atika üslubu

  • 10 hikmet

    n. reason, wisdom, the divine wisdom, mystery, profundity, profoundness, gnome

    Turkish-English dictionary > hikmet

  • 11 hikmet

    阿́ is.
    1. 知识渊博, 聪明, 智慧
    2. 理论
    3. 奥秘, 奥妙, 秘诀, 天机: Allah'ın hikmeti, kayanın içinde kocaman bir ağaç bitmiş. 真奇怪, 岩崖里竟然长出一棵又高又大的树。
    4. 箴言, 格言
    5. 旧́ 物理
    ◇ \hikmeti Lokman’dan haber almak 从最可靠的来源获得消息(知识等) \hikmetinden sual olunmaz 当然, 无庸置疑

    Türkçe-Çince Sözlük > hikmet

  • 12 hikmet

    σοφία, γνώση, φιλοσοφία

    Türkçe-Yunanca Sözlük > hikmet

  • 13 hikmet

    سبب
    عذر
    علة
    مبعث
    متسبب

    Türkçe-Arapça Sözlük > hikmet

  • 14 hikmet

    1. سبب [سَبَب]
    Anlamı: sebsp, gizli sebep
    2. عذر [عُذْر]
    Anlamı: sebsp, gizli sebep
    3. مبعث [مَبْعَث]
    Anlamı: sebsp, gizli sebep
    4. متسبب [مُتَسَبِّب]
    Anlamı: sebsp, gizli sebep
    5. علة [عِلَّة]
    Anlamı: sebsp, gizli sebep

    Türkçe-Arapça Sözlük > hikmet

  • 15 hikmet

    wisdom " bilgelik; philosophy" " felsefe; hidden cause; aphorism, saying" vecize

    İngilizce Sözlük Türkçe > hikmet

  • 16 hikmet

    ,-ti 1. wisdom. 2. philosophy. 3. real meaning, hidden meaning. 4. purpose, point. 5. the unknowable intentions of God. -inden sual olunmaz. Heaven only knows why./It´s a mystery.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > hikmet

  • 17 hikmet

    hikmət

    Türkçe-Azerice Sözlük > hikmet

  • 18 râşe

    阿́ is. 震颤, 打战, 颤抖, 战栗: Bütün vücudumu bir raşe kapladı. 我全身发抖。Doktor Hikmet, ilk defa olarak ölüm korkusunun râşesini ta yüreğinin içinde hissetti. 希克梅特医生第一次由内心深处感受到了对死亡的恐惧, 产生了震颤。

    Türkçe-Çince Sözlük > râşe

  • 19 bu

    ",-nu this. -na to this. -ndan from this. -nlar these. -nun of this. - anda at present. - arada 1. meanwhile. 2. among other things. - bakımdan in this respect; from this point of view. -ndan başka besides; moreover. -na binaen so, hence, for this reason. -nda bir iş var. colloq. There is more to this than meets the eye. -nunla birlikte/beraber nevertheless, however, yet. -ndan böyle from now on, henceforth. -nun burası colloq. here, this spot. - cihetle/cihetten in this respect; from this point of view. - cümleden as an instance of this. - da geçer yahu. This too will pass; nothing is permanent. - defa this time; and now. -na değdi idi, buna değmedi idi diyerek But on second thought I decided that some of them might do. -ndan dolayı/ötürü for this reason, because of this, therefore. - fakir this poor man, your humble servant. -na gelince as for this. - gibi such, of this kind, like this. - gözle from this point of view. - günlerde/yakınlarda 1. recently. 2. in the near future. -nun için because of this, for this reason, therefore. - işte bir hikmet var. There must be a vital reason for it. - itibarla so, therefore, consequently. -ndan iyisi can sağlığı. colloq. This is the best; nothing could surpass it. - kabilden of this sort. - kadar 1. this much. 2. (after a number) and a little more. - merkezde 1. in this sense, to this effect. 2. more or less like this. -na mukabil on the other hand. - münasebetle in this connection. - ne perhiz, bu ne lahana turşusu! colloq. What a contrast!/How inconsistent! - sevdadan vazgeç. colloq. You´d better give it up. - sıcağa kar mı dayanır? colloq. What could you expect in this mess? -ndan sonra 1. after this. 2. henceforth, from now on. - takdirde so, therefore, in this case. -nun üzerine then, so. (...dan) - yana since. - yüzden for this reason, because of this, therefore. "

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > bu

Look at other dictionaries:

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.