Translation: from turkish

İHYA-KERDE

  • 1 ihya

    ihya [ɑː] (Wieder)Belebung f;
    -i ihya etmek jemanden wieder beleben; fig jemandem Mut machen, neue Kraft geben; kultivieren (A);
    ihya olmak (blühen und) gedeihen; Person froh sein; befördert werden

    Türkçe-Almanca sözlük > ihya

  • 2 ihya

    [ihya:]
    阿́ is.
    1. 恢复, 复活, 再生: Tarihî okçuluğun ihyasına çalıştı. 他极力恢复古代的射箭活动。
    2. 复兴, 重新振作; 好转; 幸福: Babasından kalanlar onun ihyasına yetip arttı. 他父亲留给他的遗产足以使他丰衣足食。
    -i \ihya etmek 1) 复活, 再生: Yağmur ekinleri ihya etti. 雨后, 作物恢复了生机。 2) 复兴, 重新振作; 好转; 幸福 \ihya olmak 重新振作, 重新高兴

    Türkçe-Çince Sözlük > ihya

  • 3 ihya

    ihya etmek – canlandırmaq, diriltmək
    əhya

    Türkçe-Azerice Sözlük > ihya

  • 4 ihya etmek

    v. revivify, revive, bring to life, enliven

    Turkish-English dictionary > ihya etmek

  • 5 ihya olmak

    v. be fortunate, be very happy

    Turkish-English dictionary > ihya olmak

  • 6 kerde

    is. 俗́ (育菜的)苗圃

    Türkçe-Çince Sözlük > kerde

  • 7 ihya etmek

    Canlandırmaq; diriltmək

    Türkcə-Azərbaycanca İzahlı Tibb lüğəti > ihya etmek

  • 8 ihya

    а возвраще́ние к жи́зни, воскреше́ние; реанима́ция мед.

    Büyük Türk-Rus Sözlük > ihya

  • 9 …kerde

    п вторая часть сложн. сл. сде́ланный

    Büyük Türk-Rus Sözlük > …kerde

  • 10 ihya

    ζωντάνεμα, αναζωογόνηση

    Türkçe-Yunanca Sözlük > ihya

  • 11 ihya

    إحياء

    Türkçe-Arapça Sözlük > ihya

  • 12 ihya

    إحياء [إِحْياء]
    Anlamı: canlandırma, diriltme

    Türkçe-Arapça Sözlük > ihya

  • 13 ihya

    vivification, revitalization

    İngilizce Sözlük Türkçe > ihya

  • 14 ihya etmek

    a) to invigorate, to enliven b) to bring good fortune

    İngilizce Sözlük Türkçe > ihya etmek

  • 15 ihya olmak

    to be fortunate

    İngilizce Sözlük Türkçe > ihya olmak

  • 16 ihya

    1. reviving, restoring to vigor, reinvigoration, revitalization, rejuvenation. 2. pleasing (someone) greatly, delighting. 3. causing (something) to thrive, making (something) prosperous. 4. restoration, repairing (of a building). 5. building, establishing (a building or an institution). 6. Islam spending (a night) in prayer and worship. 7. revivification, restoring (someone, something) to life, reanimation. 8. vivification, endowing with life, animation. - etmek /ı/ 1. to revive, restore (something) to vigor, reinvigorate, revitalize, rejuvenate. 2. to please (someone) greatly, delight. 3. to cause (something) to thrive, make (something) prosperous. 4. to restore, repair (a building). 5. to build, establish (a building or an institution). 6. Islam to spend (a night) praying and worshiping. 7. to revivify, restore (someone, something) to life, reanimate. 8. to vivify, endow (someone, something) with life, animate. - olmak 1. to be revived, be restored to vigor, be reinvigorated, be revitalized, be rejuvenated. 2. to be pleased greatly, be delighted. 3. to be made to thrive, be made prosperous. 4. (for a building) to be restored, be repaired. 5. (for a building or an institution) to be built, be established. 6. to be revivified, be restored to life, be reanimated. 7. to be vivified, be endowed with life, be animated.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > ihya

  • 17 gece

    is.
    1. 晚间, 夜间, 黑夜: \gece baskını 夜袭 \gece bekçisi (专职的)守夜人 \gece etkisi (电影)夜景效果; 夜间效应 \gece göğü 夜空 \gece kandili (寝室)夜明灯 \gece servisi 夜班 \gece yürüyüşü 夜行军 Bir gececik daha kalmaz mısın? 你不能再住一晚上吗?
    2. 晚会, 晚间聚会: \gece kulübü 夜总会 gala \gecesi 盛大晚会 şiir \gecesi 诗歌晚会 düğün \gecesi 婚礼晚会
    3. 转́ 愚昧无知
    zf. 在晚间, 在夜里: Gece sokağa çıkmıyoruz. 晚上我们不上街。
    ◇ \gece barınağı 由市政当局建造并管理的以低价或免费向穷人提供的过夜的住所 \gece bastırmadan 天黑之前: Gece bastırmadan evine dönmek istiyormuş. 他想在天黑之前赶回家。\gece çapuluna çıkmak 半夜打劫, 趁黑打劫: Tanınmamak için yüzlerini karalayarak gece çapuluna çıkmış iki haydut. 有两个劫匪, 怕人认出来, 把脸涂黑, 半夜去打劫。\gece gündüz 日日夜夜, 不分昼夜: Gece gündüz aklı o çocuklara takılıyordu. 他日夜牵挂着那些孩子。Geçimini sağlamak için gece gündüz çalışıyor. 为了维持生计, 他没日没夜地操劳着。Mustafa gece gündüz çalışarak kayalık bir araziyi tarla hâline getirmiş. 穆斯塔法日夜操劳, 把一片乱石滩变成了良田。\gece gündüz dememek 不管白天黑夜, 不分昼夜: Çocuklar gece gündüz demeden çalışıyorlar, ellerindeki işi bitirmeye uğraşıyorlardı. 孩子们在不分昼夜地忙着, 要把手里的工作做完。\gece hayatı 沉溺于夜生活 \gece işçiliği 1) 夜班 2) 俚́ 夜间行窃 \gece kuşu 1) 俗́ 蝙蝠 2) 转́ 夜猫子, 喜欢昼伏夜出的人 3) 转́ 失眠者 \gece muma gündüz güne zararı var 无恶不作 \gece olmak 夜幕降临: Gece olmuştu, gökyüzünde ince bir ay vardı. 夜幕降临, 一弯明月空中高挂。Sabahtan akşama kadar uyukluyourun, gece olunca çenen açılıyor. 你整天昏昏欲睡, 一到夜里话闸子就打开了。\gece vakti 1) 夜间 2) 在夜里: Gece vakti takır tukur eşyanın yerini değiştirmeye kalktı. 夜里他开始劈里啪拉地挪动家具。\gece yarısı 午夜, 子夜, 半夜: Dereden tepeden konuştuk, gece yarısı oluvermiş. 我们海阔天空地聊到了半夜。\gece yatısı 晚上客居他处, 借宿, 寄宿: \gece yatısı okulu 寄宿学校 \gece yatısına gitmek 晚上客居他处, 借宿, 寄宿, 投宿 \gece yatısına kalmak 晚上客居他处, 借宿, 寄宿, 投宿 \gece zammı 俚́ 汽车司机座位下的棍棒: Arabada çıngar çıkaran müşterilere, bazen gece zammı lâzım gelir. 对于车上的那些害群之马, 有时需要用棒子敲他们的头。\geceler kandili 俚́ 失眠的 \gecenin ileri saatinde 夜深时分: Gecenin ileri saatinde caddeler ıssızlaşır. 夜深时分, 街上空空荡荡。\gecenin inmesi 夜幕降临 \gecesi gündüzü belli olmamak 不管白天黑夜 \geceyi atlamak 破晓, 天亮 \geceyi geçirmek 过夜: Bir hana gitmiş. Geceyi burada geçirecekmiş. 他进了一家旅馆, 要在这里过夜。\geceyi gündüze katmak 夜以继日: O, bu işte de altta kalmak istemedi, geceyi gündüze kattı. 在这件事情上, 他也不甘示弱, 没日没夜地干。\geceyi ihya etmek 通宵达旦(工作或祈祷)
    ◆ Gece gözü kör gözü. 屋漏偏遭连阴雨, 船漏偏遇顶头风。Gece silâhlı, gündüz kulâhlı. 满嘴仁义道德, 一肚子男盗女娼: Onun ne yolda olduğu bilinmez; gece silâlı, gündüz kulâhlı gezer. 谁也不知道他是什么道儿上的人, 满嘴仁义道德, 一肚子男盗女娼。Geceler gebedir. 只要天不亮, 什么事情都可能发生; 在身处逆境的时候, 不要失去希望。

    Türkçe-Çince Sözlük > gece

Look at other dictionaries:

  • İHYA-KERDE — f. İhya edilmiş. Lutfedilmiş. Yeniden inşa edilmi …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.