Translation: from turkish

üzüntüsüz

  • 1 üzüntüsüz

    1. adj unbekümmert, sorglos
    2. adv zuverlässig

    Türkçe-Almanca sözlük > üzüntüsüz

  • 2 üzüntüsüz

    sorg(en) los, sorgenfrei

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > üzüntüsüz

  • 3 üzüntüsüz

    беззабо́тный, беспе́чный

    Türkçe-rusça sözlük > üzüntüsüz

  • 4 üzüntüsüz

    s.
    1. 不伤心的, 不令人伤感的, 不令人痛心的
    2. 不麻烦, 不叫人操心的; 不令人惊恐的, 不令人提心吊胆的

    Türkçe-Çince Sözlük > üzüntüsüz

  • 5 üzüntüsüz

    ανέμελος, εύκολος

    Türkçe-Yunanca Sözlük > üzüntüsüz

  • 6 üzüntüsüz

    باش
    بش
    بشوش
    بهج
    بهيج
    جذل
    جذلان
    رغيد
    سعيد
    طرب
    فرحان
    مبسوط
    متهلل
    محبور
    مستريح
    مسر
    مسرور
    مسعود
    مغبوط
    مغتبط
    منبسط

    Türkçe-Arapça Sözlük > üzüntüsüz

  • 7 üzüntüsüz

    1. باش [باشّ]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    2. بش [بَشّ]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    3. بشوش [بشوش]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    4. بهج [بَهِج]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    5. بهيج [بَهِيج]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    6. جذل [جَذِل]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    7. جذلان [جَذْلَان]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    8. رغيد [رَغِيد]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    9. سعيد [سعِيد]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    10. طرب [طَرِب]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    11. فرحان [فَرْحان]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    12. مبسوط [مَبْسُوط]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    13. متهلل [مُتَهَلِّل]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    14. محبور [مَحْبُور]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    15. مستريح [مُسْتَرِيح]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    16. مسر [مُسِرّ]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    17. مسرور [مَسْرُور]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    18. مسعود [مَسْعُود]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    19. مغبوط [مَغْبُوط]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    20. مغتبط [مُغْتَبِط]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse
    21. منبسط [مُنبَسِط]
    Anlamı: sıkıntısız, acısız, üzüntüsü olmayan kimse

    Türkçe-Arapça Sözlük > üzüntüsüz

  • 8 üzüntüsüz

    carefree

    İngilizce Sözlük Türkçe > üzüntüsüz

  • 9 üzüntüsüz

    1. carefree. 2. easy, trouble-free.

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > üzüntüsüz

Look at other dictionaries:

  • üzüntüsüz — sf. 1) Üzüntüsü olmayan, sıkıntısız, acısız 2) zf. Üzüntüsüz bir biçimde, üzüntüsü olmadan …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çubuğunu tüttürmek — üzüntüsüz, kaygısız yaşamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • RAHAT — Üzüntüsüz, tasasız, kedersiz bir halde olmak. İstediği her şeyi bulup telâşsız olmak. Müsterih. * Dinlenmek. * El ayası …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • dikensiz — sf. 1) Dikeni olmayan 2) zf., mec. Sıkıntısız, üzüntüsüz bir biçimde Her güzel dakika gibi hiç dikensiz geçen bu rüya ve saadet hayatı da bitmek lazım geliyordu. H. C. Yalçın Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller dikensiz gül olmaz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • güle güle — zf. 1) Gülerek 2) Üzüntüsüz bir hayat sürerek, gönül ferahlığı ile (giy, otur, kullan, büyüt vb.) anlamlarında bir iyi dilek sözü Bu yüzükle, bu pırlanta küpe benim sana yadigârım olsun. Güle güle kullan! A. Rasim 3) ünl. Vedalaşma sırasında… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kasavetsiz — sf. Üzüntüsüz, sıkıntısız, tasasız, kaygısız Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller kasavetsiz ağız anahtarsız açılır …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kedersiz — sf. Acısız, üzüntüsüz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.