Translation: from turkish to english

from english to turkish

çocuk

  • 1 çocuk

    adj. infant, junior, infantile
    --------
    n. child, kid, youngster, baby, infant, son, brat, chit, juvenile, mite, moppet, seed
    --------
    çocuk (erkek)
    n. nipper
    --------
    çocuk (ısk.)
    n. bairn
    * * *
    1. child 2. children 3. kid 4. kid (n.)

    Turkish-English dictionary > çocuk

  • 2 cocuk

    [T cocuk = child, from OT *chochuq]: boy

    A Concise Gagauz Dictionary with etymologies and Turkish, Azerbaijani and Turkmen cognates > cocuk

  • 3 çoçuk

    Suckling pig

    Old Turkish to English > çoçuk

  • 4 çocuk

    "child, chit, youngster, kid; infant; kid, boy, childish person; childish, infantile"

    İngilizce Sözlük Türkçe > çocuk

  • 5 çocuk

    "1. child, infant. 2. childish. Ç-lar! colloq. Hey, you all! -tan al haberi. proverb A child will tell the truth. - aldırmak to have an abortion. - arabası baby carriage, baby buggy, Brit. pram, perambulator. - bahçesi 1. children´s playground. 2. playpen. - bakımı child care. - bezi diaper. - büyütmek to bring up children. - dili child´s language. - doğurmak to give birth to a child. - doktoru pediatrician. - düşürme abortion, miscarriage. - düşürmek to have an abortion. Ç- Esirgeme Kurumu Society for the Protection of Children. - felci polio, infantile paralysis. - gibi 1. in a childish manner. 2. childlike. - hastalığı children´s disease. - işi a simple matter, child´s play. - mahkemesi juvenile court. - maması baby food. - odası (children´s) nursery. - olmak to become childish. -u olmak /ın/ to have a child, give birth to a child. - oyuncağı 1. toy. 2. child´s play; matter of no consequence. - oyuncağı haline getirmek /ı/ to neglect (a project) (because one regards it as unimportant). - peydahlamak (for an unmarried woman) to become pregnant. - yapmak to produce a child, have a child. - yetiştirmek to bring up children. - yuvası nursery school. - zammı child allowance."

    Saja Türkçe - İngilizce Sözlük > çocuk

Look at other dictionaries:

  • çocuk — is., ğu 1) Küçük yaştaki oğlan veya kız Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay 2) Soy bakımından oğul veya kız, evlat Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu 3) Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk — domuz yavrusu; herşeyin küçüğu I, 381 çodın tunç ve çözülmüş bakır, bakır I, 409 § çoğın esiç; bakır tencere I, 409 eşya konan heybe, bohça III, 128 ateş alevi, ateş yalını, güneşin yalını, saçaklarL III, 128 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • çocuk düşe kalka büyür — çocuk yürümeye başladığı sırada sık sık düşer, anne baba bu duruma üzülmemelidir anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk dünyaya getirmek — çocuk doğurmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk gibi — 1) yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış Çocuk gibi adam. 2) kolay kanar, kolay inanır Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı? …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk bakıcısı — is. Çocuk bakımı ile görevlendirilmiş kız veya kadın, çocuk bakıcı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk oyuncağı — is. 1) Çocukların oynayıp eğlenmesi için yapılmış oyuncak 2) mec. Kolay iş 3) mec. Önem verilecek değerde olmayan şey Onlar için telefon dinlemek çocuk oyuncağıydı. A. Ümit Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller çocuk oyuncağı hâline getirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk kalmak — büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk bakıcı — is. Çocuk bakıcısı …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk bakıcılığı — is. Çocuk bakıcısı olma durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk bilimci — is. Çocuk bilimi uzmanı, pedolog …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.