Translation: from turkish

çocuk dünyaya getirmek

  • 1 dünyaya getirmek

    роди́ть, произвести́ на свет

    Türkçe-rusça sözlük > dünyaya getirmek

  • 2 dünyaya getirmek

    v. give birth to, generate

    Turkish-English dictionary > dünyaya getirmek

  • 3 tekrar dünyaya getirmek

    v. reincarnate

    Turkish-English dictionary > tekrar dünyaya getirmek

  • 4 dünyaya getirmek

    to bring into the world, to bear

    İngilizce Sözlük Türkçe > dünyaya getirmek

  • 5 çocuk

    çocuk <- ğu> Kind n; fam junge(r) Mann, Bursche m;
    çocuk aldırma MED Abtreibung f;
    çocuk arabası Kinderwagen m;
    çocuk bahçesi Kinderspielplatz m;
    çocuk bakımevi Kinderheim n;
    çocuk bezi Windel f;
    çocuk dünyaya getirmek ein Kind zur Welt bringen;
    çocuk düşürme MED Fehlgeburt f;
    çocuk hekimi (fam doktoru) Kinderarzt m, -ärztin f;
    çocuk işi kinderleicht, Kinderei f;
    çocuk mahkemesi JUR Jugendgericht n;
    çocuk odası Kinderzimmer n;
    çocuk oyun alanı Kinderspielplatz m;
    çocuk parası Kindergeld n;
    çocuk yuvası Kindergarten m;
    -in çocuğu olmak ein Kind bekommen;
    okul çağındaki çocuk Kind n im schulpflichtigen Alter;
    okul çocuğu Schulkind n;
    toy çocuk grüne(r) Junge

    Türkçe-Almanca sözlük > çocuk

  • 6 çocuk

    - ğu is.
    1. 儿童, 小孩; 子女, 儿女, 孩子; 子孙后代; 小伙子: \çocuk çağı 童年时代 \çocuk arabası 童车 \çocuk bahçesi 儿童乐园 \çocuk bakımı yurtları 托儿所, 幼儿园 \çocuk yuvası 幼儿园 suçlu \çocukları 失足少年 Çocuklar yedi yaşında okula başlar. 儿童7岁开始上学。Komşusunun iki çocuğu var. 邻居有两个孩子。
    2. 孩子气的人, 缺乏经验或能力的人: Otuz yaşında ama hâlâ çocuk. 他都30岁了, 可是还孩子气十足。
    3. (相对)年少的人: Kendisini otuz yıldan beri tanırım, çok iyi çocuktur. 我30年前就认识他了, 是个很好的孩子。
    4. 在店铺打工的男童, 小厮
    ◇ \çocuk acısı 丧子之痛: Birbiri arkasına ik çocuk acısına uğradıktan sonra feleğe küstü, şimdi hafta oluyor ki evden dışarı bile çıkmıyor. 他接连两次遭遇丧子之痛后便怨天尤人, 现在都两个星期了, 他连门都没出。\çocuk aldırmak 打胎, 堕胎 \çocuk bezi 尿布 \çocuk dili 儿童用语 \çocuk düşürmek 流产, 早产 \çocuk dünyaya getirmek 生孩子, 分娩 \çocuk düşürmek 堕胎 \çocuk getirmek 生孩子, 分娩 \çocuk gibi 1) 缺乏才能(或经验)的 2) 单纯的, 天真的; 易受欺骗的: Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı? 你也太天真了, 那个人的话能信吗?\çocuk istemek 想要孩子 \çocuk işi 小把戏, 儿戏, 简单且不重要的事 \çocuk olmak 孩子气, 耍小孩子脾气 \çocuk oyuncağı 1) 儿童玩具 2) 小事, 次要的事 3) 容易的事, 小儿科, 小菜一碟: Televizyon tamiri onun için çocuk oyuncağı. 修理电视对他来说是小菜一碟。\çocuk oyuncağı hâline getirmek (由于态度多变而)使缺乏严肃性, 使如同儿戏 \çocuk peydahlamak 未婚先孕 \çocuk ruhlu 童心未泯的, 孩子气的, 稚气未脱的 \çocuk yapmak 生孩子, 分娩 \çocuk yetiştirmek 培养孩子 \çocukla çocuk, büyükle büyük olmak 见什么人说什么话 \çocuku memeden kesmek (或 vazgeçirmek) 给孩子断奶 \çocuku olmak 生孩子, 分娩 \çocukun adını koymak 转́ (某种商品或服务的)报价 \çocukun rengi 孩子气: Çocuğun rengi geldi. 他的孩子气露出来了。
    ◆ Çocuktan al haberi. 孩子嘴里吐真言; 童言无忌

    Türkçe-Çince Sözlük > çocuk

  • 7 çocuk

    çocuk <- ğu> s
    Kind nt
    \çocuk aldırmak med abtreiben
    \çocuk düşürmek ( düşük yapmak) eine Fehlgeburt haben
    \çocuk gibi wie ein Kind; ( kolay kanar) kindlich
    \çocuk gibi sevinmek sich freuen wie ein Kind
    \çocuk dünyaya getirmek ein Kind zur Welt bringen
    \çocuk peydahlamak ( gebe kalmak) schwanger werden
    \çocuk yetiştirmek Kinder großziehen
    çocuğu olmak ein Kind bekommen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > çocuk

  • 8 çocuk

    ребёнок (м)
    * * *
    озвонч. -ğu
    1) ребёнок, дитя́

    çocuk aldırmak — сде́лать або́рт

    çocuğu almak — принима́ть ро́ды

    çocuk dünya getirmek — роди́ть [ребёнка]

    çocuk düşürmek — преждевре́менно роди́ть мёртвого ребёнка

    çocuk peydahlanmak — прижи́ть ребёнка

    çocuk yapmak — забере́менеть

    çocuk yetiştirmek — расти́ть ребёнка / дете́й

    2) па́рень, молодо́й челове́к / мужчи́на
    3) перен. ребёнок, ма́лое дитя́

    otuz yaşında ama hâlâ çocuk — ему́ три́дцать лет, а он всё ещё ребёнок

    çocuklar — де́ти!; ребя́та!

    ••

    çocuktan al haberiпогов. уста́ми младе́нца глаго́лет и́стина

    - çocuk kalmak
    - çocuk oyuncağı
    - çocuk oyuncağı haline getirmek

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk

  • 9 getirmek

    ввезти́ внести́ доста́вить нанести́ повести́ поднести́ принести́
    * * *
    1) -i, -e, -den доставля́ть, приноси́ть, привози́ть, приводи́ть (кого-что, откуда куда-л.)

    bir araya getirmek — свести́ вме́сте, собра́ть вме́сте

    arkadaşımı size getireceğim — я приведу́ к вам своего́ това́рища

    aşağısı soğuk, yemeği yukarıya getiriverirsin — внизу́ хо́лодно, обе́д принесёшь наве́рх

    suyu köye dağdan getirmek — провести́ во́ду в дере́вню с гор

    sürüyü köye getirdik — мы пригна́ли ста́до в дере́вню

    2) приноси́ть, доставля́ть (как результат, следствие)

    az gelir getirmek — дава́ть ма́ленький дохо́д

    para getirmek — приноси́ть де́ньги, дава́ть дохо́д

    3) -i, -e доводи́ть (до какого-л. предела); приводи́ть (в какое-л. состояние)

    çöl hâline getirmek — обрати́ть в пусты́ню

    memleketi sömürge hâline getirmek — превраща́ть страну́ в коло́нию

    iyi bir duruma getirmek — привести́ в хоро́шее состоя́ние

    4) назнача́ть на до́лжность

    bakanlığa getirmek — назна́чить на пост мини́стра

    5) приводи́ть (пример и т. п.); предъявля́ть, представля́ть (доказательства и т. п.); выставля́ть (свидетеля и т. п.)

    örnek getirmek — приводи́ть приме́р

    tanık getirmek — выставля́ть свиде́телем, привлека́ть в ка́честве свиде́теля

    6) приноси́ть, влечь за собо́й, вызыва́ть

    buhran getirmek — вы́звать кри́зис

    sefalet getirmek — приноси́ть нищету́

    zarar getirmek — причиня́ть вред, наноси́ть уще́рб; вреди́ть

    7) с именами в дат. п. образует устойчивые словосочетания

    aklını başına getirmek — образу́мить кого

    dile getirmek — заста́вить заговори́ть

    dünyaya getirmek — произвести́ кого-л. на свет, роди́ть

    meydana getirmek — создава́ть, образо́вывать

    Türkçe-rusça sözlük > getirmek

  • 10 dünya

    [dünya:]
    阿́ is.
    1. 世界: Dünya Ticaret Örgütü 世界贸易组织 (WTO) \dünyanın beş kıtası 世界五大洲 Batı \dünyası 西方世界 sosyalist \dünya 社会主义世界 edebiyat \dünyası 文学世界 hayvanlar \dünyası 动物世界 Farzımuhal, güneş bir daha doğmasa, dünyada neler olur? 假如太阳不再升起, 世界将会怎么样?
    2. 思想, 观点, 内心世界: \dünyaları apayrı iki insan 内心世界截然不同的两个人 Onlar apayrı dünyaların insanlarıdır. 他们是截然不同的两个世界的人。
    3. 大陆: Güney kutbunda yeni bir dünya bulundu. 在南极发现了新大陆。Kristof Kolomb yeni bir dünya buldu. 哥伦布发现了新大陆。
    4. 人世间, 人类社会; 大家, 世人, 所有的人: öbür \dünya 阴曹地府 Dünya onu aldatıyor. 所有的人都在骗他。Artık son günlerimi yaşıyorum. Dünya üstünde varım yoğum bir kızım vardı. 我来日无多, 只有这么一个女儿。
    ◇ \dünya adamı 老于世故的人, 善于处世的人 \dünya ahret 每时每刻, 永远: Benim dünya ahret kardeşim olursun. 你永远是我的兄弟。\dünya âlem 每一个人, 大家, 所有的人: Onun oyunlaını dünya âlem biliyor. 她的这套把戏, 世人皆知。\dünya başına dar olmak (或 gelmek) 大难临头, 走投无路, 一筹莫展, 束手无策 -in \dünya başına yıkılmak 极度绝望, 伤心欲绝: Kardeşimin ölümünü duyunca dünya başıma yıkılmıştı. 一听到我兄弟的死讯, 我觉得天塌地陷。\dünya bir araya gelse 即使人人都反对: Dünya bir araya gelse fikrimi değiştiremez. 纵然人人都反对, 也不能使我改变主张。Evet, evet, sevişiyoruz; dünya bir araya gelse, kimseler bizi ayıramaz. 是的, 是的, 我们相爱, 纵然人人都反对, 谁也不能把我们拆开。-i \dünya cenntine çevirmek 使变成人间天堂 \dünya çapında 世界闻名的 \dünya durdukça durmak 长寿, 万寿无疆: Dünya durdukça durasın? 万岁!祝你万寿无疆!\dünya \dünya olalı 很久很久以来 \dünya ehli 老于世故的人, 善于处世的人 \dünya evi 婚姻, 婚姻生活 \dünya evine girmek 结婚: Dünya evine girmemiş yaşlı bir teyze ile oturuyor. 他现在同年迈的未结过婚的姨妈住在一起。\dünya görüşü 世界观 \dünya gözüne karanlık (或 zindan) olmak (或 görünmek, kesilmek) 极度悲观失望, 绝望: Sınıfta kalınca dünya gözüne zindan oldu. 他留级了, 非常失望。\dünya gözüyle 临死之前, 生前: Adam torununu bir daha dünya gözüyle göremeyeceğine üzülüyordu. 这个人伤心的是他临死之前不能和他的孙子再见一面。Ölsem de artık gam yemem zira / dünya gözüyle ben seni gördüm. 我就是死了, 我也不会再伤心, 因为 / 我在死前见到了你。\dünya güzelli 非常漂亮的, 非常英俊的, 俊美的, 人间美女 \dünya işleri 世事 \dünya kadar 转́ 很多的, 非常多的: Hazırlandım. Daha dünya kadar vaktimiz var. 我已准备好了。我们还有许多时间。Beijing'e dünya kadar yol var. 条条大路通北京。\dünya kelâmı 非宗教语言, 世俗的话: Aramızda dünya kelâmı geçmedi. 我们之间无话可谈。\dünya kelâmı etmek 聊天, 空谈: Hoca Barış’la tam iki saat oturduğumuz hâlde tek dünya kelâmı etmedik. 我们和巴雷什老师在一起整整坐了两个小时, 可是我们一句话也没说。Bunları örüp bitirinceye kadar kimse ile dünya kelâmı etmeyeceksin. 在你把这些活儿都干完之前, 不要同任何人说话。\dünya malı (或 nimeti) 财产, 身外之物 \dünya penceresi 心灵的窗户; 转́ 眼睛 \dünya umurunda olmamak 失去生活的希望 \dünya yansa bir kalbur samanı yanmamak 天塌地陷也无所谓, 不在乎, 漠不关心, 不负责任: Karnı geniş biridir; dünya yansa bir kalbur samanı yanmaz. 他是不操心的人, 天塌下来他也不放在心上。\dünya yerinden oynamak 在社会上引起巨大反响 \dünya yıkılsa umurunda olmamak 天塌地陷也无所谓, 不在乎, 漠不关心, 不负责任 \dünya yüzü görmemek 1) 没见过世面: Dünya yüzü görmedim, hayatın tadını çıkaramadım. 我没见过世面, 还没有体验到生活的乐趣。 2) 与世隔绝, 隐居 \dünya (sı) zindan olmak 遇到挫折后失去希望 \dünyada ettiğini ahrette bulmak 遭报应 \dünyadan bezmek 对生活失去信心 \dünyadan bihaber 无知的 \dünyadan el etek çekmek 1) 转́ 退隐, 隐居 2) 转́ 去世, 撒手西去: Hasan Bey de dünyadan el etek çekmişti. 哈桑先生也已经过世。\dünyadan elini eteğini çekmek 1) 隐居, 与世隔绝: \dünyadan elini eteğini çekmiş bir kimse 一个与世隔绝的人 2) 转́ 去世, 撒手西去: O mu, hiç sokağa çıkamaz oldu. Dünyadan elini eteğini çekti. 他呀?他已经不能上街了, 他已经去世了。\dünyadan geçmek 1) 转́ 退隐, 隐居 2) 转́ 去世, 撒手西去 \dünyadan gitmek 转́ 去世, 过世: Evlâtlarım, ben artık bu dünyadan gidiyorum. 孩子们, 我就要死了。\dünyadan göçmek 转́ 去世, 过世 -in \dünyadan haberi olmamak 无知, 愚昧; 与世隔绝: Onun dünyadan haberi yok; arkadaşlar çoktan gittiler. 他愚昧无知, 早就没有朋友了。\dünyadan usandırmak 厌世 \dünyalar onun olmak 转́ 非常高兴, 非常愉快: Dünyalar benim oldu. 我非常高兴。Okulunu bitirince dünyalar onun oldu. 毕业了, 他非常高兴。\dünyalara sığmaz olmak 因痛苦(或高兴)而不能自持 \dünyaları vermek 转́ 使得到许多东西, 使心满意足 \dünyanın 转́ 很多的: Dünyanın parasını harcadı. 他花了许多钱。Dünyanın masrafını yapmış, bahçeye araba araba toprak ve gübre taşıtmıştır. 他花大价钱雇人把一车车的土和肥料运到花园。\dünyanın damı 北极 \dünyanın dört bucağından gelen 转́ 来自四面八方的 \dünyanın kaç bucak (或 köşe) olduğunu anlamamak 转́ 不知天高地厚 -e \dünyanın kaç bucak (或 köşe) olduğunu göstermek 转́ 给某人以必要的惩罚: Dünyanın kaç bucak olduğunu ona gösteririm. 我会让他知道马王爷有几只眼。\dünyanın öbür (或 bir) ucu 转́ 天涯海角, 非常遥远的地方: Dünyanın öbür ucuna da gitsen yine seni bulurum. 你就是跑到天涯海角, 我也能找到你。\dünyası başına dar gelmek (或 olmak) 走投无路, 一筹莫展, 束手无策 \dünyası başına yıkılmak 绝望, 失去生活情趣 \dünyası değişmek 转́ 死亡, 过世, 去世 \dünyası haram olmak 经历生活的磨难, 遇到挫折 \dünyası tutuşmak 祸不单行 \dünyası yıkılmak 失望, 绝望 \dünyası zehir olmak 经历生活的磨难, 遇到挫折 \dünyası zindan olmak 经历生活的磨难, 遇到挫折 \dünyasına doymamak 夭亡 \dünyasından geçmek 出世, 出生 \dünyasını değiştirmek 转́ 死亡, 过世, 去世: Kocası sabaha karşı dünyasını değiştirmişti. 黎明时分, 她的丈夫去世了。\dünyaya bağlamak 使活下去 \dünyaya değmek 非常珍贵 \dünyaya bükmek 转́ 闭门谢客, 与外界隔绝, 不与人交际 \dünyaya gelmek 出生, 出世: 1953 yılında dünyaya gelmişim. 我出生于1953年。Çocuğunun dünyaya gelişi biraz olsun acısını almıştı. 孩子的降生多少减轻了她的痛苦。-i \dünyaya getirmek 生产, 产仔: Yedi gün evvel ilk çocuğunu dünyaya getirmiştir. 7天前, 她生下了她第一个孩子。On sekizinde kocaya varmış, yirmisine varmadan da bir çocuk dünyaya getirmişti. 她18岁出嫁, 不到20岁就生了一个孩子。\dünyaya gözlerini açmak 出生, 出世: Dünyaya gözlerini açtığı gün babası gözlerini kapadı. 就在他出世的那天, 他父亲去世了。\dünyaya gözlerini kapamak 去世, 逝世, 告别人世: Atatürk 10 kasım 1938’de dünyaya gözlerini kapatı. 阿塔图尔克逝世于1938年11月10日。\dünyaya gözlerini yummak 去世, 逝世, 告别人世: Bir sabah söyledi son sözlerini / Yumdu dünyaya elâ gözlerini. 一天上午, 他说了最后几句话, 合上了他淡褐色的双眼, 撒手西去。Biri küçük, ikisi benden büyük üç kardeşim de arkası arkasına hastalanıp dünyaya gözlerini yumdular. 我的一个弟弟和两个哥哥也相继病逝。\dünyaya ilân etmek 向世人宣告 \dünyaya kazık çakmak (或 kakmak) 【狎】长寿 \dünyaya küsmek 厌世 \dünyaya nam salmak (或 vermek) 闻名世界, 名扬全世界 \dünyaya sığmaz 极端地, 过分地 \dünyaya tapmak 热爱生活, 沉溺于世事 \dünyaya veda etmek 告别人世, 去世, 与世长辞 \dünyayı anlamak 明白事理, 懂事: Ancak yirmi yaşında dünyayı anladım. 我20岁时才懂事。\dünyayı ayağa kaldırmak 发出巨大声响 \dünyayı başına dar (或 zindan) etmek 使不得安宁, 使没有好下场: Söyleyecek olsak, dünyayı başımıza zindan ederler. 我们要是说出去, 他们是不会让我们安宁的。\dünyayı gözü (或 gözleri) görmemek 不能自持, 昏头昏脑: İki efendi, çok derin bir münakaşaya dalmışlar, dünyayı gözleri görmüyor. 两位先生进行激烈的争论, 吵得天昏地暗。\dünyayı haram etmek 使生活在地狱之中, 使生活在噩梦之中: O iki zavallı öksüz kızcağıza, dünyayı haram ediyor. 他使得那两个可怜的没爹没妈的女孩生活在地狱之中。\dünyayı hiçe saymak 轻视一切, 蔑视一切, 无视一切 \dünyayı hor görmek 轻视一切, 蔑视一切 \dünyayı karanlık görmek 悲观失望, 绝望 \dünyayı kurutmak 扫荡一空 \dünyayı pembe (gözlükle) görmek 1) 乐观处世, 豁达 2) 对什么事都不在乎: Dünyayı pembe gözlükle görmeğe çalışırsan çok defa ümitsizliğe düşersin. 如果你对什么事都不在乎, 你会多次感到失望的。\dünyayı soymak 抢夺, 巧取豪夺 \dünyayı toz pembe (gözlükle) görmek 1) 乐观处世, 豁达 2) 对什么事都不在乎: Dünyayı toz pembe görüyor, gerçekleri anlayamıyor. 他对什么事都不在乎, 不可能知道真相。\dünyayı tutmak 广为流传, 广为传播: şöhreti \dünyayı tutmak 誉满全球, 非常著名 Sıcak ekmek kokusu dünyayı tutmuş. 热面包的香味到处都是。\dünyayı yakmak 使所有的人都不得安生 \dünyayı yemek 肆意挥霍 \dünyayı yerinden oynatmak 发出巨大声响 -e \dünyayı zindan (或 zehir) etmek 使遇到大麻烦, 使痛苦, 使烦恼, 使苦恼
    ◆ Dünya malı dünyada kalır. 钱财乃身外之物, 生不带来, 死不带去。Dünya ölümlü, gün akşamlı. 人有旦夕祸福, 月有阴晴圆缺。Dünya varmış. (摆脱困境之后的感叹语)太好了, 妙极了: İçerisi zindan gibiydi, oh burada dünya varmış! 里面像个地狱, 这里真是好极了!Dünyada tasasız baş, bostan korkuluğunda bulunur. 世人皆有烦恼事。Dünyanın ucu uzundur. 人生旅途漫漫, 什么事情都可能发生。

    Türkçe-Çince Sözlük > dünya

  • 11 dünya

    земля́ (ж)
    * * *
    1) мир; вселе́нная; земля́

    dünya haberleri — междунаро́дные изве́стия

    dünya hâkimiyeti — мирово́е госпо́дство

    dünyanın her tarafına gitmek — объе́здить весь свет

    dünya piyasası — мирово́й ры́нок

    dünya satranç şampıyonu — чемпио́н ми́ра по ша́хматам

    dünya savaşı — мирова́я война́

    dünya yüzünde — на земле́

    2) астр. Земля́
    3) весь мир, весь свет, все лю́ди, все

    dünya âlem — весь свет, все лю́ди, все

    dünya ne söylerse söylesin onun umrunda olmuyor — пусть все говоря́т, что хотя́т, ему́ до э́того нет де́ла

    dünyaya rüsva etmek — опозо́рить на весь мир, опозо́рить пе́ред все́ми

    Batı dünyası — за́падный мир

    bitkiler dünyası — мир расте́ний

    hayvanlar dünyası — мир живо́тных

    5) вну́тренний мир; мироощуще́ние

    dünyaları apayrı iki insan — два челове́ка с соверше́нно разли́чными взгля́дами

    6) бесчи́сленное мно́жество, о́чень мно́го

    dünyanın parası harcandı — была́ потра́чена у́йма де́нег

    ••
    - dünya başına dar gelmek
    - dünya başına yıkılmak
    - dünyayı başına zindan etmek
    - dünya bir araya gelse
    - dünyanın dört bucağı
    - dünya durdukça
    - dünyadan elini eteğini çekmek
    - dünyadan geçmek
    - dünyaya gelmek
    - dünyaya getirmek
    - dünya gözü ile görmek
    - dünyaya gözlerini kapamak
    - dünyadan haberi olmamak
    - dünyanın kaç buçak olduğunu gösteririm!
    - dünya kadar
    - dünyaya kazık kakmak
    - dünya onun olmak
    - dünyalar onun olmak
    - dünyayı tutmak

    Türkçe-rusça sözlük > dünya

  • 12 dünya

    dünya [ɑː] Welt f; Erde f; Diesseits n; alle, die ganze Welt, alle Welt;
    dünya adamı Weltmann m; welterfahrene(r) Mensch;
    dünya evine girmek in den Ehestand treten;
    dünya görmüş weit herumgekommen;
    dünya görüşü Weltanschauung f;
    dünya(lar) kadar ganz ganz viel;
    dünya piyasası Weltmarkt m;
    dünya satranç şampiyonu Weltmeister m im Schach;
    1. subst Miss World
    2. adj allerhübschest;
    dünya vatandaşı Weltbürger m;
    dünyada gitmem nicht um die Welt ( oder keineswegs) werde ich gehen;
    dünyanın işi ganz viel Arbeit;
    dünyaya gelmek Kind auf die Welt kommen;
    -i dünyaya getirmek Kind zur Welt bringen;
    dünyaya kazık kakmak fam ein hohes Alter erreichen

    Türkçe-Almanca sözlük > dünya

  • 13 koca

    is. 丈夫: Kocamdan ömrü billâhi kötü bir lâf işitmemiştim. 真的!我一辈子也没有听我丈夫说过粗话。Evlât ekmeği zindan ekmeği, koca ekmeği meydan ekmeği. 成́ 子女家饭如牢饭, 夫家饭吃得才舒坦。
    ◇ \koca adam 成年男子 \koca bulmak 择男偶, 择夫: Üstelik kadının adı da çıktı, bir daha koca bulamadı. 尤其是女人一旦出了恶名, 就难以找到丈夫。\kocasını kakıyıp kınamak 虐待丈夫, 打骂丈夫 \kocaya gitmek (女子)结婚, 出嫁 \kocaya kaçmak 与男子私奔: Ali’nin kızının kocaya kaçması çevrede türlü akisler uyandırdı. 阿里的女儿与人私奔在周围引起了各种各样的反应。\kocaya varmak (女子)结婚, 出嫁: Kır bıyıklı kocaya varmam ben. 我是不会嫁给那个糟老头子的。Onsekizinde kocaya varmış, yirmisine varmadan da bir çocuk dünyaya getirmişti. 她18岁出嫁, 不到20岁就生了一个孩子。\kocaya vermek 让(女子)出嫁, 让(女子)结婚, 嫁女: Oğlunu seven hocaya kızını seven kocaya verir. 成́ 爱子送他去学堂, 疼女让她当新娘。
    II
    s.
    1. 大的, 广阔的, 巨大的, 高大的, 庞大的: \koca gemi 大船 \koca bir bina 大楼 \koca kafa 大脑袋 \koca bir delikanlı 一个高大的小伙子 \koca bir bahçe 一座大花园 \koca yurt 广阔的国度 Bu koca işi ben nasıl başarayım? 这么大的事我怎么办得成?Kendi başına koca tarlayı ekip biçiyor. 他一个人耕种一大块土地。
    2. 年长的, 年老的: \koca karı 老妇人 Öyle genç değil, koca adam. 他没有那么年轻, 是个大人了。
    3. 转́ 伟大的
    ◇ \koca bebek 显得比实际年龄小的人, 显小的人 \koca herif olmak 长大成人 \koca kafalı 俗́ 笨蛋, 傻瓜, 蠢货: Kız, baksana o koca kafalı herif burada. 姑娘, 你看!那个蠢货在这儿呢!\koca \koca 大大的, 巨大的: Çevresinde birbirinin üstüne yığılmış gibi duran koca koca dağlar sıralanıyordu. 周围是层峦叠障的大山。Büyük bir geminin sereni üstünde oturup gemicilerin koca koca sandıkları iplerle ambarlardan çıkarmalarını seyretti. 他坐在一只大船的桅杆上, 望着水手们用粗绳把大箱子拖出船舱。\koca oğlan 谑́ 熊, 笨熊

    Türkçe-Çince Sözlük > koca

  • 14 doğurmak

    1. أنجب [أَنْجَبَ]
    2. أنسل [أَنْسَلَ]
    3. نسل [نَسَلَ]
    4. ولد [وَلَدَ]

    Türkçe-Arapça Sözlük > doğurmak

  • 15 çocuk oyuncağı haline getirmek

    запусти́ть дела́, довести́ дела́ до упа́дка

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk oyuncağı haline getirmek

  • 16 çocuk oyuncağı

    1) Kinderspielzeug
    2) ( fig) ( kolay iş) Kinderspiel nt
    bir şeyi \çocuk oyuncağı hâline getirmek etw zur Farce erniedrigen

    Sözlük Türkçe-Almanca kompakt > çocuk oyuncağı

  • 17 çocuk bakıcı

    = çocuk bakıcısı
    1) ня́ня
    2) воспита́тельница (детского сада, яслей)

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk bakıcı

  • 18 çocuk bakıcısı

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk bakıcısı

  • 19 çocuk gibi

    1) как ребёнок, как дитя́ ма́лое
    2) легкове́рный, дове́рчивый

    çocuk gibi sevinmek — ра́доваться как ребёнок

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk gibi

  • 20 çocuk kalmak

    остава́ться ребёнком

    ayol sen sahiden çocuk kalmışsın — эй, па́рень, ты в са́мом де́ле, ока́зывается, оста́лся ребёнком

    Türkçe-rusça sözlük > çocuk kalmak

Look at other dictionaries:

  • çocuk dünyaya getirmek — çocuk doğurmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çocuk — is., ğu 1) Küçük yaştaki oğlan veya kız Çocuğun bir sütninesi vardı. R. H. Karay 2) Soy bakımından oğul veya kız, evlat Anası olacak bir kadın çocuğu omuzundan yakalamış. B. R. Eyuboğlu 3) Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

Wir verwenden Cookies für die beste Präsentation unserer Website. Wenn Sie diese Website weiterhin nutzen, stimmen Sie dem zu.